
Bu akşam 2025’in son sayfasını kapatıyoruz.
Aslında sadece bir takvim yaprağı düşmüyor; koca bir yılın hayalleri, kırgınlıkları, öfkeleri ve umutları da o yaprakla birlikte rüzgâra karışıyor.
Geriye dönüp baktığımızda, hafızamızın tozlu raflarında ne kalıyor?
"Zaman geçer, biz geçeriz, ama vicdan baki kalır."
Peki, vicdanımız bu yılı nasıl hatırlayacak?
"Neler bekliyoruz yeni yıldan?"
Sağlık, iş, huzur, zenginlik, ev, araba...
Kimisi maaşına yüklü zam...
Kimisi hastasının iyileşmesi...
Kimisi küslüklerin, kırgınlıkların son bulması...
Kimisi çocuğunun üniversite sınavında hayal ettiği mesleği kazanması...
Dualar, temenniler aynı, gayeler ortak...
Peki ya geçen yıldan neler yazdık anı defterimize?!
Neler istemiştik, neler yaşadık?!
Kadın cinayetlerinin durmasını istemiştik mesela.
Çocuk tacizlerinin son bulmasını, hayvanlara yapılan bir kabus gibi o akıl almaz işkencelerin bitmesini...
Dünya ise bize kendi ajandasını dayattı yine.
Kimi zaman ormanlarımız yandı...
Kimi zaman altımızdaki toprak kaydı.
Çığlar düştü sessizliğin üstüne...
Denizler, ırmaklar canımızı aldı.
Savaşın o soğuk nefesi, ensemizden hiç eksilmedi.
Binlerce çocuk, genç, yaşlı sesini çıkarmayan milyonların gözleri önünde acı çekerek can verdi.
Bizler hep "bu yıl kabus bitti" dedik ama her yılın kendi karanlığıyla uyandık sabahlara...
Değişen sadece rakamlar mı, yoksa biz miyiz?
Çünkü bizler; yıkılan binanın kolonunu kesip, sonra o enkazın başında "kader" diye ağlayanlarız.
Kendi ellerimizle kurduğumuz felaket senaryolarına şaşıranlarız.
Daha yeni yıla girmeye sayılı günler kala, kadınların hunharca katledilişine alışan, çocukların ellerinden çalınan hayatları "istatistik" sayan bir düzene boyun eğenleriz.
Asıl mesele, 2025’ten ne beklediğimiz değildi.
Asıl mesele; 2025'in bizden ne beklediğini bilmekti...
Yeni yıl bizden; malzemeden çalmayan bir ahlak bekliyordu.
Yeni yıl bizden; zihinlerdeki ön yargıları yıkıp, vicdanın sesine kulak vermeyi bekliyordu.
Yeni yıl bizden; bir köpeğin patisini kesen caniye, bir çocuğun düşüne dokunan haysiyet yoksununa karşı sadece sosyal medyada değil, hayatın her alanında "dur" dememizi bekliyordu.
Biz ise hep kolayı seçtik. Suçu takvime attık.
"Gitsin bu yıl, bir daha gelmesin" dedik.
Sanki 2026, sihirli bir değnekle her şeyi düzeltecekmiş gibi...
Oysa ki; aynı insanlar, aynı hırslar ve aynı duyarsızlıklarla girdiğimiz sürece, her yeni yıl bir öncekine rahmet okutmaya devam edecektir.
Bu akşam yeni bir sayfa açalım hayatımıza.
Yeni yılı bir enkaz üzerine değil, temizlenmiş zihinler üzerine inşa edelim.
Ki her giden yıla "kurtulduk" gözüyle değil, "güzel bir iz bıraktık" gururuyla bakalım.
En güzel yılların, rakamların değil vicdanların değiştiği zamanlarda gelmesi temennisiyle...
Mutlu yıllar.