Aslında bütün mesele neydi? Bu soruyu insan kendine ancak kalbi iyice yorulduğunda sorabiliyor. Dünya sustuğunda değil; insanın içi sustuğunda geliyor bu soru. Çünkü hakikat gürültüde konuşmaz. O, karanlıkta fısıldar. Ve çoğu zaman biz o fısıltıyı duymamak için daha çok bağırırız.
Bize verilen ömür, ince bir emanet gibiydi. Ne sahip olabildik, ne de layıkıyla taşıyabildik. Güzelce yaşayıp gitmek vardı; gönül kırmadan, iz bırakmadan, yük olmadan… Ama biz emaneti ganimet sandık. Nefsi başköşeye oturttuk, kalbi kapının önüne bıraktık. Menfaat dedik, hırs dedik, “hak” dedik; ama hakikatin yanından bile geçmedik. Kırdığımız kalpleri “hayatın gerçeği” diye adlandırdık. Oysa her kırık kalp, arşta açılan bir yaraydı.
İnsan, kendine en büyük zulmü yaparmış. Bunu geç anladık. Başkalarını incitirken aslında kendi ruhumuzu budadık. Her haksız kazanç, içimizden bir parça kopardı. Her susturduğumuz vicdan, bizi biraz daha karanlığa çekti. Nefis doymadı; çünkü nefis doymaz. Ona ne verirsen ver, daha fazlasını ister. Biz verdikçe tükendik. Zaman sandığımız şey, bir imtihandan ibaretti. Geceler boşuna kararmadı, sabahlar boşuna doğmadı. Her gün, “Dön” diye çağırdı bizi. Ama biz hep geç kaldık. Çünkü dönmek, insanın kendinden vazgeçmesini gerektirir. Oysa biz, kendimizi putlaştırdık. En büyük günah belki de buydu.
Mevlana der ki: Kalp kırmak, Kâbe yıkmaktan ağırdır. Biz ise kalpleri harabe haline getirdik. Sonra da huzur aradık. O huzur gelmedi. Gelmezdi. Çünkü gönül yıkanın gönlü mamur olmaz. Karanlık, insanın dışından değil, içinden çöker. Ve şimdi, yolun bir yerinde durup soruyoruz: Aslında bütün mesele neydi? Cevap çok sade, ama çok ağır: Güzelce yaşamak. Nefsi terbiye etmek. Kalbi incitmemek. Dünya dediğin, bir gölgelikti; altında oyalanmak için değil, gölgesinde secde etmek içindi. Biz gölgeyi sahiplenmeye kalktık. Sonunda insan, ne kadar yaşadığını değil; ne kadar arındığını anlayacak. Ne kadar kazandığını değil; neyi feda edebildiğini… Ve o gün geldiğinde, karanlığın içinden yalnızca bir soru yükselecek: Bu kalple mi geldin?