Umre yoluna çıkamadan yaptığımız seminerde mutlaka Allah'ın misafirlerine şunu örgütlerim. Oraya gittiğinizde sorun bir kere değil on kere yüz kere sorun. Ama lütfen eksik bilgiyle gelmeyin.
Ve derim hemen ardından. Mesela sorun hocanıza orada neden tavaf yedi şafttır. Neden sayda yedi defa yürürüz sorun.
Şimdi herkes için yol rehberi olsun biz dilimizin döndüğünce yazalım da yine sorulsun orada:))
Bir insan tavafta yedi kez dönerken aslında şunu öğrenir:
Her dönüş, biraz daha susmaktır.
Birinci dönüşte dil konuşur, ikincide zihin meşguldür, üçüncüde yorgunluk başlar.
Dördüncüde insan kendisiyle karşılaşır.
Beşincide kalp yumuşar.
Altıncıda gözler dolar.
Yedinciye gelindiğinde artık kelimeye gerek kalmaz.
Çünkü insan, Allah’a en çok sustuğunda yaklaşır.
Safa ile Merve arasında da böyledir.
İlk yürüyüşte insan çözüm arar.
İkincide çevresine bakar.
Üçüncüde hâlâ umut vardır.
Dördüncüde sabır sınanır.
Beşincide dizler yorulur.
Altıncıda nefis “yeter” der.
Ama yedinci, teslimiyetin yürüyüşüdür.
Ve teslimiyetin olduğu yerde, rahmet gecikmez.
Belki de bu yüzden hayat bize bazı dersleri bir kez değil, yedi kez anlatır.
Bir söz yetmez, bir acı yetmez, bir uyarı yetmez.
Tekrar eder, tekrar eder…
Ta ki insan “neden?” demekten vazgeçip “emrine amadeyim” diyene kadar.
Teslimiyet, vazgeçmek değildir.
Teslimiyet; elinden geleni yaptıktan sonra, sonucu Allah’a bırakabilme olgunluğudur.
Tavafta kul döner ama yön tayin etmez.
Sa‘yde yürür ama varacağı yeri kendisi belirlemez.
Çünkü bilir ki; yolu kul yürür, menzili Allah tayin eder.
İnsan teslim olmayı çoğu zaman zayıflık sanır.
Oysa teslimiyet, nefsin diz çökmesi; kalbin ayağa kalkmasıdır.
Hacer annemiz suyu aramadı sadece; Allah’a güvenmeyi öğretti.
Kâbe etrafında dönenler de taşın değil, emrin etrafında döndüklerini idrak ettiğinde ibadet tamamlanır.
Belki de bütün ibadetlerin ortak dersi şudur:
Her şeyi kontrol etmeye çalışma.
Her şeyi anlama zorunluluğun yok.
Bazen en doğru duruş, diz çökmek;
en güçlü yürüyüş, Allah’a yaslanarak atılan adımdır.
İşte bu yüzden yedi, sadece bir sayı değil;
teslim olmuş bir kalbin tamamlanma hâlidir.
İbadetler bize şunu öğretir:
Her şey açıklanmaz.
Her şey anlatılmaz.
Bazı hakikatler sadece yaşanır.
Ve insan, anlamadığını da sevebildiği gün olgunlaşır.
Selam ve dua ile...