Yine ABD...

Sebep yine aynı...

Bahane yine aynı...

Sonuç yine aynı..

Ve ABD yine sahnede...

Bu kez yalnızca silahıyla değil; verdiği mesajla, kurduğu gölgeyle…

Trump dünyaya şunu hatırlattı:

İstersem bir gecede alırım.”

Sarayından, köşkünden, yatağından…

Ordularının önünde olsan bile fark etmez.

Bu bir ülkeye yapılmış operasyon değil sadece.

Bu, dünya liderlerine gönderilmiş açık bir uyarıdır.

Zarf yok, mühür yok.

Mesaj net:

Dokunulmaz değilsin.”

Ve ne gariptir ki…

Hâlâ ABD’den adalet, vicdan, demokrasi bekleyenler var.

Hâlâ “bize bir şey olmaz” rehavetiyle konuşanlar…

Hâlâ kapısını kilitlemeden uyuyanlar…

Oysa tarih fısıldamaz; açık açık söyler:

Kapını sağlam tutmazsan,

kendi gücüne değil başkalarının vaatlerine yaslanırsan,

sonun kaçınılmaz olur.

Dün seni ayakta alkışlayanlar,

bugün ilk taşı atanlar olur.

Dün adını slogan yapanlar,

bugün adını silmek için yarışır.

Meydanları dolduranlar nerede şimdi?

Heykelleri sökülenler,

resimleri indirilenler…

Daha dün “vazgeçilmez” değil miydiler?

Ne değişti?

Güç mü? Hayır.

Sadakat mi?

O zaten bu oyunun hiçbir zaman parçası olmadı.

En büyük yanılgı şudur:

Bizimkiler satmaz.”

SATARLAR...

Hem de en kritik anda…

Sessizce, arkandan kapıyı kilitleyerek.

Yandaşlar, partililer, çıkar ortakları…

Hepsi rüzgârın yönüne bakar.

Güç el değiştirirken,

onlar sadece saf değiştirir.

Sorulması gereken soru şudur:

İçeriden kapı açılmadan, dışarıdan kim girebilir?

Yabancı askerler bir başkente

nasıl bu kadar rahat girer?

Bir devlet başkanı

nasıl bu kadar savunmasız kalır?

Bu askerî bir zafer değildir.

Bu, bir iç çözülme tablosudur.

Afganistan’da yaşandı.

Irak’ta tekrarlandı.

Libya’da sahnelendi.

Senaryo hep aynıydı.

Oyuncular değişti.

“Saddam güçlüydü” dediler.

“Kaddafi halkın lideriydi” dediler.

Peki sonları?

Asıl trajedi,

dış müdahalelerden çok,

en kritik anda sırtını dönen

“iç dinamiklerdir.”

Bir ülke, kendi içindeki zayıflıkları görmezden gelirse,

en modern silahlara da sahip olsa

ayakta kalabilir mi?

Kim büyük güçlerin garantilerine güvendiyse,

sonu neden hep birbirine benziyor?

Ve şimdi…

Gelelim bize.

Türkiye’ye...

Tarih şunu gösteriyor:

Kendini koruyamayanı, kimse korumaz.

İç birliğini zayıflatan toplumlar,

dış tehditlere davetiye çıkarır.

Büyük güçler kapıyı zorlamaz.

Kapı, çoğu zaman içeriden aralanır.

Ve unutulmamalıdır ki…

Bir kez aralanan kapıyı

yeniden kapatmak

her zaman mümkün olmaz.

Tarih,

aynı hataları tekrar edenleri

nadiren affeder.