
Peygamberlerin her husûsta en üstünü, şüphesiz Sevgili Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Mustafa sallallâhü aleyhi ve sellem'dir.
O, yalnız bir kavme veya bir devre değil, bütün insanlığa ve on sekiz bin âleme rahmet olarak gönderilmiştir.
Peygamber Efendimizin teşriflerinden önce dünya, karanlık bir fetret devri yaşıyordu. Hak ve adalet unutulmuş, zulüm ve haksızlık yayılmıştı.
Güçlüler zayıfları eziyor, insanlar birbirlerinin canına, malına ve namusuna saldırıyordu.
Kadınlar hor görülüyor, kız çocukları diri diri toprağa gömülüyordu. Kabileler arasında bitmek bilmeyen düşmanlıklar ve kan davaları hüküm sürüyordu.
İşte böylesine karanlık bir dönemde, Rebîülevvel ayının on ikinci gecesi, Mekke-i Mükerreme'de bir güneş doğdu.
Bu güneş, insanlığın ufkunu aydınlatan Hazret-i Muhammed Mustafa (s.a.v.) idi.
Karanlığa doğan bir rahmet güneşi,
Aydınlattı gönülleri, dağıttı endişeyi.
Muhammed Mustafa geldi cihana,
Diriltti iman ile ölmüş nice kişiyi.
Yetimin sığınağı, mazlumun ümidi,
Hak yolunun rehberi, gönüllerin sevgilisi.
Onun nuru ile şereflendi âlem,
Odur insanlığın en kutlu önderi.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), peygamberlikle vazifelendirilmeden önce de doğruluğu, güvenilirliği ve üstün ahlâkıyla tanınırdı.
Herkes ona güvenir, ihtilaflı meselelerde hükmüne razı olurdu. Hatta düşmanları bile onun doğruluğunu inkâr edemez, kendisine "Muhammedü'l-Emîn" derlerdi.
Allah Teâlâ'nın:"Emrolunduğun gibi dosdoğru ol."emrine en mükemmel şekilde uyan O'dur. Bu sebeple O'nun hayatı, ümmeti için en güzel örnek olmuştur.
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) bir hadîs-i şerîflerinde:"Bana itaat eden Allah'a itaat etmiş, bana isyan eden Allah'a isyan etmiş olur."buyurarak, kendisine itaatin Allah Teâlâ'ya itaat olduğunu bildirmiştir.
Bu sebeple mümin için gerçek saadet, Peygamber Efendimizin sünnetine sarılmak ve her hususta O'nun emirlerine teslim olmaktır.
Nitekim Hayber Seferi sırasında Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), binekleri uygun olmayan bazı kimselerin geri dönmelerini emretmişti.
Ancak verilen emre rağmen yola devam edenlerden biri, huysuz devesinin ürkmesi sonucu yere düşerek hayatını kaybetti.
Yine bir savaş esnasında mücahitlere, kendi emrini beklemeden hücum etmemelerini buyurmuştu. Fakat bir kişi bu emre riayet etmeyerek düşmana saldırmış ve şehit olmuştu.
Bu hâdiseler, mümin için yalnız iyi niyetin değil, itaatin de ne kadar mühim olduğunu göstermektedir.
Emrine sarılan bulur huzuru,
Sünnetindir kalplerin en nurlu yolu.
Sana uyan kazanır iki cihanı,
Sana bağlılık kurtuluşun kolu.
İtaatte vardır rahmet ve selâmet,
Muhalefette gizlidir nedâmet.
Ya Resûlallah! İzinden ayırma bizi,
Nasip eyle kalbimize sadâkat.
Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz (s.a.v.), bâtıl inançları kaldırmış, insanlığı iman ve İslâm nuru ile şereflendirmiş, dünya ve âhiret saadetinin yollarını göstermiştir.
O'nun sünneti, kıyamete kadar bütün insanlık için en güvenilir rehberdir.
Allah'ım!Bizleri Habîb-i Edîbin Hazret-i Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem)'in sevgisiyle şereflendir.
Kalplerimizi O'nun sünnet-i seniyyesine bağlı kıl, ahlâkımızı O'nun güzel ahlâkıyla güzelleştir.
Bizlere doğruluğu, sadakati, merhameti ve itaat şuurunu nasip eyle.
Nefsimizin arzularına değil, Senin ve Resûlünün emirlerine tâbi olmayı ihsan eyle.
Ümmet-i Muhammed'e birlik, dirlik ve kardeşlik ver. Mazlum Müslümanlara nusret ve yardım ihsan eyle.
Son nefesimizde kelime-i şehâdet ile ruhumuzu teslim etmeyi, mahşerde Peygamber Efendimizin livâü'l-hamd sancağı altında toplanmayı ve şefaat-i seniyyelerine nâil olmayı cümlemize nasip eyle.
Âmin yâ Rabbel Âlemîn.
HIDAYET DOGAN OSMANOGLU
Tc. Kul. Bak. Halk Sairi