Bazı yuvalar dünya için kurulur, bazıları ise cennete açılan bir kapı olur...

İşte bu yazımızda anlatılan da Allah rızası üzerine kurulan bir yuvanın ibretli hikâyesidir.

Rivayete göre, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında Hifa Hatun isminde güzel, iffetli ve takvasıyla tanınan bir hanım sahabe vardı. Güzelliği dillere destandı.

Onunla evlenebilmek için nice sahabeler keseler dolusu altınlar, hediyeler getiriyor, develer teklif ediyorlardı. Fakat Hifa Hatun bunların hiçbirini kabul etmiyordu.

Bir gün Resûlullah'ın (s.a.v.) huzuruna gelerek:
"Ey Allah'ın Resûlü! Bana öyle bir amel tavsiye edin ki Rabbimin rızasını kazanayım." dedi.

Hifa Hatun, namaz, oruç veya başka bir ibadet tavsiye edileceğini beklerken, Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"Ey Hifa! Bekâr kimsenin imanı yarımdır. Evlen ki imanın tamam olsun."

Hifa Hatun ise:
"Ey Allah'ın Resûlü! Ben yalnız Allah rızası için evlenirim. O hâlde kiminle evleneceğime de siz karar verin." dedi.

Rızâ için kurulan yuva,
Rahmet olur her bir güne.
Allah için atılan adım,
Ulaştırır kulu Cennete...

Orada bulunan sahabeler büyük bir merak içindeydi.
Acaba Resûlullah (s.a.v.) kimi seçecekti?

Rasulullah Efendimiz buyurdu:
"Yarın sabah namazına ilk gelen kişiyle Hifa Hatun'u evlendireceğim."

O gece herkes ilk gelen olmak için niyet etti. Kimileri uyumamayı bile düşündü.
Fakat Allah'ın takdiri başkaydı...

Adı Suheyf olan fakir bir sahabe vardı. Ne evi vardı ne malı... Karnını doyuracak lokmayı nerede bulursa orada yer, uykusu nerede gelirse orada uyurdu.

Gecesini gündüzünü ibadetle geçirirdi. Kendini Hifa Hatun'a layık bile görmezdi.

Sabah olduğunda ise mescide ilk gelen o oldu...

Namaz bitince Resûlullah (s.a.v.), Hifa Hatun'u çağırdı ve onu Suheyf ile evlendirdi.

Sonra Suheyf'e dönerek:-"Hanımına mehir olarak ne verebilirsin?" diye sordu.

Suheyf mahcup bir hâlde:-"Ey Allah'ın Resûlü... Benim hiçbir şeyim yok..." diyecekti ki...

Hifa Hatun, kimse onu mahcup görmesin diye gizlice bir kese altını ona uzattı ve bunu mehir olarak vermesini istedi.

Altın değildir gönlü zengin eden,
İhlâstır kulu yücelten.
Allah için verilen bir lokma,
Dağlar kadar sevap getirir bazen.

Nikâhtan sonra Suheyf, hanımına dönüp şöyle dedi:
"Ey Hifa! Sen benimle yalnız Allah rızası için evlendin. Ben de Rabbimin bana lütfettiği böyle saliha bir eşe şükretmeliyim. Gel, bu ilk gecemizi ibadetle geçirelim."

O gece dünya konuşulmadı...
Dünya arzuları konuşulmadı...

Seccadeler serildi...
Eller semaya kalktı...

Secdeler gözyaşlarıyla ıslandı...
Sabaha kadar Rabblerine kulluk ettiler.

Bir gece vardı secdelerle dolu,
Melekler şahit oldu duaya.
Bir ömre bedel oldu o saatler,
Yazıldı rahmet levhasına..."

Sabah olunca Suheyf (r.a.) mescide gitti.
Namazın ardından Resûlullah (s.a.v.) tebessüm ederek:
"Ey Suheyf! Gece olanları sen mi anlatırsın, ben mi anlatayım?" buyurdu.

Suheyf:-Allah ve Resûlü daha iyi bilir." dedi.

Rasulullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki:
"Allah Teâlâ, geceki ihlâsınız ve ibadetiniz sebebiyle ikinizin de bütün günahlarını bağışladı."

Bunun üzerine Suheyf gözyaşları içinde:
"Ey Allah'ın Resûlü! Bana dua edin de, bir daha günah işlemeden Rabbime kavuşayım." dedi.

Rivayete göre duasının ardından ruhunu teslim etti.

Sahabeler hayret içindeyken Resûlullah (s.a.v.) buyurdu:-Size daha da hayret edeceğiniz bir haber vereyim mi? Az önce Hifa Hatun da evinde Rabbine kavuştu."

Ne mal kaldı ne de servet,
Ne de dünya saltanatı...
Allah için yaşayanlara,
Cennet oldu son durağı.

Allah'ım!
Kalplerimizi imanla,
Yuvalarımızı huzurla,
Ömrümüzü salih amellerle süsle.

Bizi dünyada da ahirette de birbirini Senin rızan için seven kullarından eyle.

Rabbim bizlere de böyle bir ihlâs nasip etsin...
Yuvalarımızı Kur'an'la, gönüllerimizi imanla süslesin...

Âmin...

Hidayet Doğan Osmanoglu
Tc.Kul.Bak.Halk Şairi