Osmanlı Devleti’nin ilimle, irfanla ve güzel ahlakla yükseldiği devirlerde; Fatih Sultan Mehmed Han’ın hocalarından büyük âlim Molla Yegân, evladının yalnızca dünyalık makamlar kazanmasını değil, gönlünün Kur’an nuru ile aydınlanmasını ve edep ile süslenmesini istiyordu.

Molla Yegân’ın oğlu Ahmed, henüz çocukluğunun en güzel çağındaydı. Evin neşesi, ailesinin göz bebeğiydi. Oyun çağına yeni adım atmıştı.

O devirde birçok insan çocuklarını ticarete, servete veya saray hizmetlerine yönlendirmeye çalışırken, Molla Yegân ve hanımı çok daha büyük bir mirasın peşindeydiler.

Onlar evlatlarına altın ve mülkten önce iman, ilim ve güzel ahlak bırakmak istiyorlardı.

Komşuları:--Bu kadar küçük yaşta çocuğu gurbetlere göndermeyin. Daha doya doya sevin, çocukluğunu yaşasın.dediklerinde annesi şu hikmetli cevabı verdi:
--Çocuğun en sevimli çağı, kalbinin en temiz ve toprağının en verimli olduğu zamandır.

O taze toprağa bugün Kur’an ve edep tohumu ekmezsek, yarın dünyalık dikenler biter.

Evlada bırakılacak en büyük miras, parayla satın alınamayacak güzel ahlaktır.

Küçük Ahmed, henüz çocuk yaşta Bursa’daki ilim yuvalarından birine teslim edildi.

Orada sadece Kur’an-ı Kerim okumayı ve ezberlemeyi değil; hocaya hürmeti, büyüğe saygıyı, küçüğe merhameti, helal ve harama dikkat etmeyi öğrendi.

Çünkü gerçek eğitim, sadece zihni değil; kalbi de inşa eden eğitimdi.

Günler geçti, yıllar aktı. Küçük Ahmed büyüdü. Kur’an’ın nuru ile gönlü aydınlandı, ilmin derinliklerine ulaştı.

Öyle bir mertebeye erişti ki, Fatih Sultan Mehmed Han’ın güvendiği devlet adamlarından biri oldu ve tarihte Vezir Ahmed Paşa olarak anıldı.

Bir gönle Kur’an düşerse nur olur,
Edep ile yoğrulan hamur olur.
Çocuk iken verilen güzel terbiye,
Ömür boyu insana huzur olur.

Altın geçer, makam geçer dünyada,
İsim kalır güzel ahlakla yad’da.
Evladına ilim veren anne baba,
En büyük hazineyi bırakır hayatta.

Ahmed Paşa vezirlik makamına ulaştığında bile çocukluğunda aldığı terbiyeyi hiç unutmadı. Makamı büyüdükçe tevazusu arttı.

Devlet işlerinde adaleti gözetti, mazlumun yanında oldu, Kur’an ahlakını hayatına rehber edindi.

Bir gün Fatih Sultan Mehmed Han, Ahmed Paşa’nın bu güzel hâlini görünce şöyle buyurdu:--Ey Ahmed! Senin vezirliğin büyük bir makamdır; fakat senin sahip olduğun edep, bu makamdan daha büyüktür. Seni böyle yetiştiren anne ve babana rahmet olsun.

Ahmed Paşa gözleri yaşararak cevap verdi:--Hünkârım! Annem ve babam bana altın, mülk ve dünya malı bırakmadılar.

Fakat bana Kur’an’ın edebini miras bıraktılar. O miras, üzerimdeki vezirlik kaftanından çok daha kıymetlidir.

Bir anne duası, bir baba öğüdü,
Aydınlatır insanın karanlık yönünü.
Kur’an ile büyüyen temiz yürekler,
Taşır dünyalara rahmet yükünü.

Çocukken ekilen iman çiçeği,
Sarar ömür boyu gönül bahçesi.
Güzel ahlak ile yükselen insan,
Dünyanın da ahiretin de incisi.

Çocukluk dönemi, kalbin ve zihnin en açık olduğu zamandır. Bu dönemde verilen ilim ve ahlak eğitimi, insanın bütün hayatını şekillendirir.

İlim ve güzel ahlak sahibi olan insan, hangi mevkiye gelirse gelsin adaletini ve tevazusunu korur.

Evladını sadece bugün mutlu etmek değil, yarınlarını ve ebedî hayatını güzelleştirecek değerlerle yetiştirmektir.

Rabbimiz bizlere ve nesillerimize Kur’an’ın nurunu, güzel ahlakın güzelliğini, ilmin bereketini nasip eylesin.

Çocuklarımızı imanlı, edepli, merhametli ve faydalı kullarından eylesin.
Âmîn.

Resim Bursa'da Molla Yegan Türbesi..

Hidayet Doğan Osmanoglu
TC.Kul.Bak.Halk Şairi