
Mekke-i Mükerreme’nin kalbinde, asırlardır milyonlarca müminin susuzluğunu gideren mübarek bir nimet vardır: Zemzem..
Bu mübarek suyun hikâyesi, Hazret-i İbrahim aleyhisselâm ve Hazret-i İsmail aleyhisselâm dönemine kadar uzanır.
Ancak zaman içerisinde Cürhümlüler tarafından kapatılan Zemzem Kuyusu’nun yeri kaybolmuştu.
Resûlullah Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) dedesi Abdülmuttalib’e bir gece rüyasında Zemzem Kuyusu’nun yeri gösterildi.
Kendisine:“Ey Abdülmuttalib! Zemzem’e hürmet et! O, Cebrâil aleyhisselâm’ın açtığı, Hazret-i İsmail’in ve ailesinin içtiği sudur.
Zemzem berekettir; Beytullah’a gelenlerin susuzluğunu giderir, hastalıklara devadır ve nimetlerin en hayırlısıdır.”buyuruldu.
Abdülmuttalib, bunun sâdık bir rüya olduğunu anlayarak ertesi sabah, o zamanlar tek oğlu olan Hâris ile birlikte rüyasında gösterilen yeri kazmaya başladı.
Nihayet taşlarla örülü kuyunun izlerine ulaştı ve Zemzem Kuyusu yeniden ortaya çıkarıldı.
Bu mübarek hizmetin kendisine nasip olduğunu gören Kureyşliler, Abdülmuttalib’in yanına gelerek:“Bu, atamız İsmail’in kuyusudur. Bizim de bunda hakkımız vardır, bu işe ortak olmak isteriz.”dediler.
Abdülmuttalib ise:“Bu vazife bana verilmiştir. Bu hususta ben seçildim.”cevabını verdi.
Kureyşliler:“Sen tek oğlunla bize karşı koyamazsın.”deyince Abdülmuttalib ellerini açarak Rabbine şöyle niyaz etti:“Allah’ım! Eğer bana on erkek evlat verir ve bu hayırlı işte bana yardımcı kılarsan, onlardan birini Senin rızan için kurban edeceğim.”
Allah Teâlâ, samimi duasını kabul etti ve Abdülmuttalib’e on erkek evlat ihsan etti.
Bir müddet sonra Kureyşlilerle Zemzem hususunda anlaşmazlık devam edince, bir hakeme başvurmak üzere Şam yoluna çıktılar.
Fakat çölde susuz kaldılar. Ölüm korkusu kapladığı sırada herkes su aramaya başladı.
Tam o esnada Abdülmuttalib’in devesinin ayağının altından berrak ve tatlı bir su çıkmaya başladı.
Kureyşliler bu hâli görünce hayrete düştüler ve:--Bu çölde sana su veren Allah, sana Zemzem’i de vermiştir.
Artık bu konuda seninle mücadele etmeyeceğiz.”dediler.
Böylece Zemzem Kuyusu Abdülmuttalib’in himayesinde kaldı ve yeniden imar edildi.
Abdülmuttalib, Allah’a verdiği sözü unutmamıştı. Bir gece rüyasında kendisine:“On oğlun oldu, muradına erdin. Verdiğin sözü yerine getir.”denildi.
Büyük bir hüzün içerisinde oğullarını topladı ve durumu anlattı. Evlatları da büyük bir teslimiyet göstererek:“Babamız, Allah için ne gerekiyorsa yap.”dediler.
Kura çekildi ve kura, en sevgili oğlu Abdullah’a çıktı. Abdülmuttalib onu kurban etmek istedi. Ancak Kureyş’in ileri gelenleri:“Bu, insanlar arasında bir âdet hâline gelebilir. Rabbini başka bir şekilde razı et.”dediler.
Bunun üzerine deve ile Abdullah arasında kura çekilmeye başlandı. Her seferinde kura Abdullah’a çıkınca deve sayısı artırıldı. Nihayet yüz deveye ulaşıldığında kura develere çıktı.
Böylece Hazret-i Abdullah yüz deve karşılığında kurtuldu ve develer kurban edilerek insanlara ikram edildi.
Bu sebeple Hazret-i Abdullah’a “Zebîh” denilmiş; Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) de:
“Ben iki kurbanlığın oğluyum.”buyurarak hem Hazret-i İsmail’i hem de babası Hazret-i Abdullah’ı kastetmiştir.
Zemzem, sadece bir su değil; içinde teslimiyetin, duanın, sabrın ve Allah’ın kullarına lütfunun hatırasını taşıyan mübarek bir nimettir.
ZEMZEM’İN SIRRI..
Mekke’nin bağrında nur oldu Zemzem
İsmail’den kalan sır oldu Zemzem
Gönüllere akan pınar oldu Zemzem
Rahmet kapısından çağlar Zemzem
Abdülmuttalib’e gösterdi Mevlâ
Rüyada açıldı gizlenen yuva
Sabırla kazıldı o mübarek dava
Hak yolunda nice dağlar Zemzem
Kureyş karşı çıktı, sabretti dede
Tevekkül eyledi yüce Rabbine
Bir su lütfeyledi çölde kendine
Şükür ile doldu çağlar Zemzem
On evlat verdi Hak, tuttu duası
Sözünde durmaktı onun sevdası
Abdullah’a çıktı kader kurası
Teslimiyet ile ağlar Zemzem
Yüz deve fidye oldu Abdullah’a
Rahmet kapı açtı kutlu dergâha
İman ışık oldu bütün cihana
Sevgiyle gönüller bağlar Zemzem
İki kurbanlığın evladı Nebi
Âleme rahmettir güzel Habibi
O’nun aşkı ile yanar kalbimiz
Muhabbet gülleri bağlar Zemzem
Bir yudum içenin artar ümidi
Şifa olur darda kalan ümmeti
Berekettir Hakk’ın büyük nimeti
Dualar içinde çağlar Zemzem
Hüdayi der: Aşkın daim olsun yâr
Kalbimizde iman, dilimizde zikir
Resûl’ün yolundan ayırma Mevlâ
Cennet bahçesine bağlar Zemzem..
Rabbimiz bizlere de Hazret-i İbrahim’in teslimiyetini, Hazret-i İsmail’in sabrını, Abdülmuttalib’in samimiyetini ve Resûlullah Efendimiz’in (s.a.v.) sevgisini nasip eylesin.
Allah’ım! Bizleri Zemzem’in bereketinden mahrum bırakma. Kalplerimizi imanla, evlerimizi huzurla, ömrümüzü hayırlı amellerle doldur.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) şefaatine nail olan kullarından eyle.
Âmin.
HİDAYET DOĞAN OSMANOĞLU
TC.KUL.VE TURİZM BAK.HALK ŞAİRİ