Kırıkkale ile MKE'nin hikâyesi, aslında birbirine geçmiş iki ayrı hikâye değildir. Birbirini tamamlayan tek bir hikâyedir. MKE Kırıkkale'ye yalnızca fabrikalar, tezgâhlar ve üretim tesisleri kazandırmadı. Aynı zamanda insan yetiştirdi. Bunun en önemli örneklerinden biri de yıllarca Kırıkkale'de faaliyet gösteren MKE Çırak Okulu idi. Çırak Okulu, gençlere yalnızca teorik bilgi vermekle kalmamış, onları üretimin içerisinde yetiştirmiştir. Tezgâh başında meslek öğrenen gençler, bir taraftan eğitimlerini sürdürürken diğer taraftan sanayinin gerçek hayatını tanıyorlardı.
Bu nedenle Çırak Okulu'nu sadece bir okul olarak görmek eksik kalır. Okul, Kırıkkale'nin insan kaynağını yetiştiren önemli bir kurumdu. Çırak Okulu'nun benim için ayrı bir anlamı var. Çünkü ben de ortaokulu bitirdikten sonra, askerî okula girmeden önce iki defa MKE Çırak Okulu'nun sınavına girdim. İstedim ki sınavı kazanayım. Sanatkâr bir dede’nin torunu ve sanatkâr bir babanın oğlu olarak MKE'nin bir emekçisi olayım. O yıllarda MKE’nin, Kırıkkale'de birçok aile için ekmek kapısı olmasının yanı sıra, çocuklar için geleceğe açılan bir kapıydı. Geniş sülalemizin ve köylülerimizin çoğunun MKE'de çalışması, kuruma olan ilgimi daha da artırıyordu. Onlar gibi MKE emekçisi olabilirdim ama olmadı. Hayat beni daha sonra askerî okula götürdü.
Bugün geriye dönüp baktığımda ise o yıllarda Çırak Okulu sınavına giren çocuğun neden o kadar çok istediğini daha iyi anlıyorum. Çünkü Çırak Okulu, gençlere sadece bir meslek değil, bir gelecek umudu veriyordu. Çırak Okulu'nun insan hayatında nasıl bir iz bıraktığını gösteren en güzel örneklerden biri ise 22., 24., 25., 26. ve 27. Dönem Kırıkkale Milletvekili, Adalet Bakan Yardımcısı olarak görev yapmış olan Sayın Ramazan Can beyefendinin hikâyesidir. TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı bir konuşmada geçmişinden söz eden Sayın Can, çalışma hayatının ilk yıllarını MKE Çırak Okulu’nda geçirdiğini anlatıyor. 1984 yılında MKE Çırak Okulu’na giren Can, daha sonra MKE Silah Fabrikası’nda çalışarak kurumda uzun yıllar görev yaptığını, bir yandan çalışma hayatını sürdürürken eğitimine de devam ettiğini ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni tamamladığını anlatmıştır. Bu hikâyenin önemli tarafı şudur: Bir genç, MKE Çırak Okulu'nun tezgâhları arasından başlayıp hukuk fakültesine, oradan da TBMM'ye kadar uzanan bir hayat yolculuğu yaşayabiliyordu. Bu nedenle “mesleki eğitimi yalnızca erken yaşta meslek sahibi olmak” şeklinde değerlendirmek yerine, Mesleki eğitimin aynı zamanda insana hayatın başka kapılarını açabilecek bir başlangıç sağlayabileceğidir.
TBMM'nin resmî yayınlarında da Kırıkkale'deki Çırak Okulu'nun yetiştirdiği insanlara ilişkin tarihî kayıtlar bulunuyor. TBMM Parlamento Tarihi yayınında adı geçen diğer bir çırak okullu ise rahmetli Sayın Cengiz ŞENSES’tir. 1953’te Kırıkkale Çırak Okulu’nu bitirerek MKE Kuvvet Merkezi Fabrikası’nda çalışma hayatına elektrik teknisyeni olarak çalıştığı ve ardından 1977 seçimlerinde Ankara Milletvekili olarak TBMM’ye girdiğine ilişkin kayıt yer alıyor. Bu tek başına bile bize Çırak Okulu'nun Kırıkkale'nin sosyal ve mesleki hayatında nasıl bir rol üstlendiğini gösteriyor. Çırak Okulu'nun insan yetiştirme işlevini göstermesi açısından Sayın Ramazan Can'ın hayat hikâyesi dikkat çekici ve önemli bir örnektir.
Kırıkkale'deki MKE Çırak Okulu da 3308 sayılı Kanun'la mesleki eğitim sisteminde yapılan düzenlemelerin ardından 1988 yılında eski yapısıyla kapandı. Bu noktada; Necip Fazıl’ın ‘Bir akıl gelecek ki, akıllar delirecek’ mısraları burada farklı bir anlam kazanıyor. Çünkü değişen teknoloji, bize geçmişteki üretim anlayışını değil, o anlayışın özündeki insan yetiştirme idealini geleceğe taşıma sorumluluğunu hatırlatıyor.
Dünyanın Endüstri 4.0’dan Endüstri 5.0’a ilerlediği bu süreçte Avrupa Komisyonu; insanı merkeze alan, sürdürülebilir ve dayanıklı bir sanayi anlayışını öne çıkarıyor. Bu anlayışta teknoloji kadar insanın bilgi, deneyim ve yaratıcılığı da önemli. Bugün ihtiyaç, geçmişin ustalık birikimini CNC, otomasyon ve ileri üretim teknolojileriyle buluşturabilen yeni nesil insan kaynağını yetiştirmek. Mesele ustaların yerine gençleri koymak değil, ustaların tecrübesiyle gençlerin teknolojik yetkinliklerini buluşturmak.
İşte, Kırıkkale açısından dikkat çekici gelişmeler de yaşanıyor. Millî Eğitim Bakanlığı ile Makine ve Kimya Endüstrisi arasında yapılan iş birliği kapsamında MKE Mesleki Eğitim Merkezi modeli hayata geçirildi. Kırıkkale İl Millî Eğitim Müdürlüğü'nün 2026 tarihli duyurusuna göre, 2026-2027 eğitim öğretim yılı için Makine ve Tasarım Teknolojileri Alanı, Bilgisayarlı Makine İmalatı dalında 30 öğrenci kontenjanı ayrıldı. Öğrencilerin MKE fabrikalarında uygulamalı eğitim alma imkânı bulunuyor. Programın amacı ise öğrencileri sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücü olarak yetiştirmek ve teorik eğitim ile uygulamayı birleştirmek. 2025 yılında başlayan modelin temelinde de aynı anlayış bulunuyor: öğrencilerin teorik ve uygulamalı eğitimlerini MKE tesislerinde almaları.
Burada insanın ister istemez aklına şu geliyor: Acaba Çırak Okulu'nun ruhu, yeni bir isim ve yeni bir teknolojiyle yeniden mi doğuyor? Bana göre bunun izlerini görmek mümkün. Çünkü isim değişmiş olabilir. Teknoloji değişmiş olabilir. Tezgâhlar değişmiş olabilir. Fakat temel ihtiyaç değişmedi: insan yetiştirmek.
MKE Mesleki Eğitim Merkezi yalnızca 30 öğrencinin eğitim aldığı bir program olarak kalmamalı. Bu model zaman içerisinde büyütülmeli. MKE ile Millî Eğitim Bakanlığı'nın yanı sıra Kırıkkale Üniversitesi ve şehirdeki özel sanayi kuruluşları da bu sistemin içerisine daha fazla dâhil edilmeli. Kırıkkale'de MKE + MEB + Kırıkkale Üniversitesi + özel sektör iş birliğiyle kapsamlı bir Savunma Sanayii Mesleki Eğitim Ekosistemi oluşturulabilir. Bir genç ortaokuldan sonra mesleki eğitim yoluna girebilir. MKE'de uygulamalı eğitim alabilir. Üniversitede eğitimini sürdürebilir. Sonrasında Kırıkkale'deki savunma sanayii kuruluşlarında çalışabilir. Böylece gençlerimiz için sadece iş değil, kariyer yolu oluşturulmuş olur. Bu aynı zamanda Kırıkkale'nin genç nüfusunu şehirde tutmanın da önemli yollarından biridir.
Bugün MKE'nin Kırıkkale'deki tarihine baktığımızda bir gerçeği daha açık biçimde görebiliyoruz. MKE sadece silah, mühimmat ve çeşitli sanayi ürünleri üretmedi; aynı zamanda nesiller boyunca nitelikli insan kaynağının yetişmesine de katkı sağladı. Usta yetiştirdi. Teknisyen yetiştirdi. Kalifiye işçi yetiştirdi. Meslek sahibi insanlar yetiştirdi. Ve bazı insanların hayatında, daha ileri eğitimlere ve farklı mesleklere uzanan bir başlangıç noktası oldu. Sayın Ramazan Can beyefendinin hikâyesi bunun dikkat çekici örneklerinden biridir. Belki bugün mesele geçmişteki Çırak Okulu'nu aynen geri getirmek değildir. Mesele, onun yaptığı işi çağın şartlarına göre yeniden yapabilmektir.
Kırıkkale'nin geçmişinde Çırak Okulu vardı. Bugün MKE Mesleki Eğitim Merkezi var. Yarın bunun çok daha büyük bir yapıya dönüşmesi mümkün. Çünkü savunma sanayiinde Türkiye büyürken, bu büyümenin ihtiyaç duyduğu insan kaynağının da yetiştirilmesi gerekiyor. Kırıkkale'nin burada önemli bir avantajı var. Şehrin MKE ile oluşmuş yaklaşık bir asırlık sanayi kültürü, teknik insan kaynağı, üniversitesi ve savunma sanayii tecrübesi bulunuyor. Bu büyük bir avantajdır. Belki de Kırıkkale için yeni hedef şu olmalı: Savunma sanayiinin yalnızca üretim merkezi değil, insan kaynağı merkezi olmak. Çünkü geleceğin savunma sanayii yalnızca fabrikalarda değil, okullarda ve atölyelerde de kurulacak.
Nitekim Kırıkkale Milletvekili Sayın Halil Öztürk’ün TBMM’de yaptığı bir konuşma, konunun yalnızca yeni sanayi bölgeleri kurmaktan ibaret olmadığını da ortaya koyuyor. Sayın Öztürk; Roket, Havacılık ve Uzay İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri kurulmasını gündeme getirirken, aynı zamanda bu alanlarda ihtiyaç duyulacak yetişmiş ve uzman insan gücünün hazırlanmasına ve buna yönelik meslek liselerinin oluşturulmasına dikkat çekiyor. Aslında burada önemli bir gerçeğin altı çiziliyor: Sanayiyi yalnızca fabrikalar değil, o fabrikalarda çalışacak nitelikli insanlar büyütür.
Dün Çırak Okulu ile başlayan mesleki eğitim anlayışının, bugün savunma, havacılık, roket ve uzay teknolojilerine yönelik modern mesleki eğitim kurumlarıyla yeniden güçlendirilmesi, Kırıkkale’nin geleceği açısından stratejik bir adım olacaktır. Bugün benim için Çırak Okulu'nu hatırlamak biraz da çocukluğumu hatırlamak demek. Ortaokulu bitirmiş, askerî okulun kapısına henüz gelmemiş bir çocuk...İki kez Çırak Okulu sınavına giriyor. Hayali çok basit: MKE'nin bir emekçisi olmak. Sınav kazanılmadı. Hayat başka bir yola gitti.
Ama o hayal, yıllar sonra bugün yeniden karşıma çıkıyor. Bu defa bir çocuk olarak değil, geçmişe dönüp bakan bir Kırıkkaleli olarak soruyorum: Biz bu şehrin çocuklarına yeniden böyle bir gelecek hayali verebilir miyiz? Bence verebiliriz. Hem de geçmiştekinden çok daha güçlü bir şekilde. Çünkü bugün elimizde MKE'nin tecrübesi, üniversitemiz, mesleki eğitim altyapımız ve gelişen savunma sanayiimiz var. Yeter ki eğitim ile üretimi yeniden aynı çatı altında buluşturalım. Çünkü bir şehrin geleceğini yalnızca fabrikalar belirlemez. O fabrikalarda çalışacak insanları nasıl yetiştirdiğiniz de şehrin geleceğini belirler. Ve Kırıkkale'nin önünde bugün çok önemli bir fırsat var. Çırak Okulu'nun hatırasını yaşatmak değil, onun ruhunu geleceğe taşımak.
KAYNAKLAR
1. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Sayın Ramazan Can'ın MKE Çırak Okulu ve MKE'deki çalışma geçmişini anlattığı TBMM Genel Kurulu tutanağı, 22. Dönem, 120. Birleşim. https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=44087
2. Türkiye Büyük Millet Meclisi, TBMM Parlamento Tarihi, s. 117, Kırıkkale Çırak Okulu ve Cengiz Şenses'e ilişkin kayıt.
3. Kırıkkale İl Millî Eğitim Müdürlüğü, “MKE Mesleki Eğitim Merkezi Başvuruları”, 2026. https://kirikkale.meb.gov.tr/www/mke-mesleki-egitim-merkezi-basvurulari/icerik/3459/tr
4. Kırıkkale İl Millî Eğitim Müdürlüğü, “Kırıkkale'de MKE-MEB İş Birliği ile Dersliksiz Sektör İçi Mesleki Eğitim Merkezi Hayata Geçiyor”, 2025. https://kirikkale.meb.gov.tr/www/kirikkale039de-mke-meb-is-birligi-ile-dersliksiz-sektor-ici-mesleki-egitim-merkezi-hayata-geciyor/icerik/3286
5. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ TUTANAK DERGİSİ 64’üncü Birleşim sayfa:43- 25 Şubat 2026 Cumartesi (sayın Halil ÖZTÜRK’ün konuşmaları.)
6. https://research-and-innovation.ec.europa.eu/research-area/industrial-research-and-innovation/industry-50_en