Anzak (Anzac), I. Dünya Savaşı'nda İngiliz ordusu bünyesinde Çanakkale Cephesi'nde savaşan Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu'nun (Australian and New Zealand Army Corps) baş harflerinden oluşan kısaltmadır. 25 Nisan 1915'te Gelibolu'ya çıkarma yapan bu birliklerin askerlerine "Anzaklar" denir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Çanakkale’de ismi altın harflerle yazılacak 57’nci Alay’ı yeniden teşkil etmiştir. Arıburnu müdahalesi, 25 Nisan 1915 tarihinde saat 04.30’dan itibaren Kabatepe açıklarından çıkarma yapan, birçoğu Avustralya ve Yeni Zelanda askerlerinden (ANZAC) oluşan İngiliz birliklerine karşı yapılmıştır. Mustafa Kemal, hazırladığı raporunda bunu şöyle anlatır: Niçin kaçıyorsunuz, dedim. Efendim, düşman, dediler. Nerede, dedim. İşte! Diye 261 Rakımlı tepeyi gösterdiler. Düşmandan kaçılmaz, dedim. Cephanemiz kalmadı, dediler. Cephaneniz yoksa süngünüz var, dedim ve bağırarak süngü taktırdım ve yere yatırdım. Bunun üzerine düşman askeri de yere yatmış ve kazanılan kısa bir müddetten sonra 57’nci Alay ve dağ bataryası bölgeye yetişmiştir. Mustafa Kemal, Ruşen Eşref’e verdiği mülakatta, içinde bulunulan bu durumu, Çanakkale Savaşları’nın en önemli anı olarak değerlendirir ve İşte, kazandığımız an, bu andı der.

Avustralyalı ve Yeni Zelandalı askerler, Gelibolu yarımadasını ele geçirmek için yola çıkan müttefik seferinin bir parçası oldular ve Türk Askerinin şiddetli bir direnişi ile karşılaştılar ve Anzak’lar olarak tanındılar. Her iki tarafın ağır kayıplar verdiği ve büyük zorlukların yaşandığı, 8.000'den fazla Avustralyalı askerin öldüğü harekât yaklaşık on ay sürmüştür. Çanakkale Kara Savaşları’nın 111. yıl dönümünde Gelibolu’da düzenlenen anma törenleri, sadece tarihi bir hatırlama değil, aynı zamanda geçmişteki acıların dostluğa dönüşümünü simgeleyen uluslararası bir buluşmadır. Anzak Koyu’ndaki şafak töreni ile Lone Pine ve Conkbayırı’ndaki etkinlikler, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan gelen katılımcıların hem kendi atalarını hem de Mehmetçik’i saygıyla anmasını sağlamaktadır. Yeni Zelanda’nın Haka dansı gibi kültürel ritüelleri, bu anmaların duygusal ve saygı yönünü güçlendirirken, Atatürk’ün Anzak annelerine hitaben söylediği sözler hâlâ derin bir etki yaratmaktadır. Tüm bu etkinlikler, Türkiye’nin barışçıl, misafirperver ve kültürel açıdan güçlü imajını pekiştirirken, Türkiye turizmine ve ekonomisine de önemli katkı sağlamaktadır.

Anzak çıkarmasının gerçekleştiği 25 Nisan 1915 günü için, anma töreninde; "Güneş yükselip vadilerden çıkan gölgeler dağıldığında onları karşılayan macera değil, dehşetti. Bugün hissettiğimiz huzurun aksine, onlar kurşun yağmuruyla karşılaştılar. Her mermi bir öncekinden daha yakın görünüyordu. Günler haftalara, haftalar aylara dönüştü ancak sadece bu kadar uzun süre hayatta kalabilenler için." Çanakkale Kara Savaşları'nda yaklaşık 16 bin Yeni Zelandalı asker Gelibolu Yarımadası'nda görev yaptı, "Hizmet edenlerle gurur duymaya devam etsek de savaşı yüceltmiyoruz. Anzaklar'ın cesaretini ve azmini kabul ediyor, Türk Askeri’nin gösterdiği kahramanlığa saygı duyuyoruz." "Böyle bir şeyin bir daha asla yaşanmaması için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız". Diyordu; Yeni Zelanda Başbakanı Christopher Luxon.

Türkiye-Avustralya ilişkilerinin tarihinde Türk ve Anzak ordularını karşı karşıya getiren Çanakkale Savaşları önemli yer tutmaktadır. İki ülke arasında dünyada eşi bulunmayan bir şekilde, şiddetli bir savaş sırasında başlamış karşılıklı saygı ve dostluk duyguları, pekişerek günümüze kadar devam etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, bu dostluğun bir ifadesi olarak 1934 yılında Avustralyalı ve Yeni Zelandalı annelere aşağıdaki mesajı göndermiştir.

“Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yanyana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlâtlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlâtlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlâtlarımız olmuşlardır.”

Atatürk bu mesajında “düşman” askerlerini “bu memleketin topraklarında kanlarını döken kahramanlar” diye tanımlarken, bir asker ve komutan olarak, Anzaklar hakkında beslediği takdir duygularını içtenlik ve olgunlukla dile getirmektedir.

Anzak askerlerinin vatanlarından kilometrelerce uzakta, hiç tanımadığı topraklarda ve hiç bilmediği insanlarla, ayrıca neden ve hangi amaçla savaştıklarını dahi bilmeden kahramanca çarpışmalarını takdir eden Atatürk, “dost bir vatanın toprağındasınız, huzur ve sükûn içinde uyuyunuz, sizler, Mehmetçiklerle yanyana koyun koyunasınız” sözleriyle anmıştır. Yaklaşık 10 ay süren savaş sonrasında on binlerce şehidin yanı sıra geride evlat acısıyla dolu binlerce anne kalmıştır. Atatürk burada Anzak annelerine “Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.” diye hitap ederek evlatlarınızı bizimkilerle eş tutuyor ve onların mezarlarına da aynı sevgi ve saygıyla sahip çıkıyoruz mesajını vermek istemiştir.

Atatürk’ün bu sözlerinin yanı sıra aynı tarihlerde Melburn’de yayınlanan “Star” gazetesinin talebi üzerine Avustralyalılara gönderdiği bir mesajı “The Sydney Morning Herald” gazetesinde de yayınlanmıştır. “25 Nisan 1915 Gelibolu çıkarma harekâtı ve bu Yarımada’da cereyan eden bütün muharebeler, dünyaya orada kanlarını dökenlerin kahramanlığı ile beraber, bu mücadelenin sebep olduğu zayiatın milletleri için ne kadar elemli olduğunu göstermiştir.” Atatürk’ün mesajından duyulan memnuniyeti dile getiren teşekkür mektubunda ise; Kısa bir zaman aralığıyla ve aynı samimi duygularla söylenen bu sözler, Çanakkale Savaşları’na bizzat katılmış, çarpışmaların şiddetini şahsen yaşamış, on binlerce genç insanın trajedisine en yakından tanık olmuş muzaffer bir komutan olan Atatürk’ün insani değerlerinin ve devlet adamlığının güzel bir örneğidir.

Avustralyalı bir anne ise, ATA'ya aşağıdaki cevabı yollamıştır: “Gelibolu topraklarında yitirdiğimiz evlatlarımızın acısını, alicenap sözleriniz hafifletti. Gözyaşlarımız dindi. Bir ana olarak bana, bir güzelim teselli bahşetti. Yavrularımızın sonsuz uykularında, huzur içinde dinlendiklerinden hiç kuşkumuz kalmadı. Majesteleri kabul buyururlarsa bizler de kendilerine Ata demek istiyoruz. Çünkü yavrularımızın mezarları başında söylediğiniz sözler, ancak bir öz babanın sözleri gibi yüce, ilahi. Evlatlarımızı bir baba gibi kucaklayan büyük Ata’ya tüm analar adına şükran, sevgi, saygıyla...” 1915’den günümüze Avustralyalıların Türklerin gönlünde özel bir yeri vardır, bunun temelinde şiddetli muharebeye rağmen Mehmetçik ile Avustralyalı askerler arasında gelişen karşılıklı derin saygı bulunmaktadır.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, "Ortak acıları, yeni düşmanlıklar üretme değil, dostluğun, sevginin, barışın aracı haline dönüştürme konusunda Çanakkale’nin tüm toplumlara örnek olmasını temenni ediyorum. Anzak Günü münasebetiyle ülkemizde bulunan misafirlerimiz aracılığıyla tüm dünyaya barış çağrılarımızı yineliyoruz." ifadesini kullandı.

1915 Gelibolu çıkarmasından itibaren çoğu savaşta, Avustralya ve Yeni Zelanda birlikleri ya doğrudan birlikte ya da koordineli şekilde hareket ederek, 1916-1918: Batı Cephesi – Fransa, Belçika (Somme, Ypres, Passchendaele), 1916–1918: Orta Doğu – Mısır, Filistin, Suriye, Ürdün, Irak, 1942–1945: Pasifik Cephesi – Yeni Gine, Bismarck Adaları, Filipinler, Okinawa, 2003: Irak Savaşı – Saddam Hüseyin’in devrilmesi süreçlerinde kısıtlı asker sayıları ile müdahalelerde bulunmuştur.

Birinci Dünya Savaşı sırasında, Avustralya ve Yeni Zelanda’lı askerlerin arkadaş ve aileleri, cephelere yiyecek ulaştırmada yaşanan gecikmeler nedeniyle, uzun süre saklanabilen ve yenilebilir kalacak, yüksek besin değerini koruyan bisküvi yapıp gönderdiler. Büsküvinin adı Anzak Bisküvisi’dir. Çanakkale savaşının 100’üncü yıl dönümünde 2015 yılında, Anzak Bisküvi kutusunun üzerinde, Atatürk’ün yukarıdaki sözü yer almıştır. Avustralya'da 'Anzak' kelimesi kullanılarak yasal olarak pazarlanabilen az sayıdaki ürünlerden biridir ve bu kelime federal mevzuatla korunmaktadır.