Bu yazıda sizlere yüzyıllardır farklı inanç ve kimliklerin bir arada yaşadığı nadir Anadolu yerleşimlerinden biri olan Midyat’tan bahsedeceğim. Midyat, Anadolu’nun en kadim hafızalarından birini taşıyan bir coğrafya. Midyat’ın hemen yanı başında uzanan Turabdin bölgesi, Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin güneyinde, Süryani Ortodoks’ların yoğun olarak yaşadığı bir alandır. Batı’da Mardin, kuzeyde Hasankeyf, doğuda Cizre ve güneyde Nusaybin sınırları içinde yer alır.
“Turabdin” kelimesi Süryanice “Tur” (dağ) ve “Abdin” (hizmetkârlar) kelimelerinden oluşur. Yani “Tanrı’nın Hizmetkârlarının Dağı” olarak bilinir. Bu kadim coğrafya; manastırları, taş evleri ve sessiz ama derin tarihiyle adeta yaşayan bir açık hava müzesidir. Nitekim bu coğrafyada, özellikle Bagok (İzlo) Dağları etrafında onlarca kilise ve manastır bulunmaktadır. Mor Gabriel Manastırı Süryani Kadim Cemaatinin ünlü ve büyük yapıtlarından biridir. Meşe ağaçları ile kaplı yüksekçe bir tepede yapılmıştır. Manastırın temelleri Savurlu Mor Smuel ile Kartminli Mor Şemun tarafından 397 yılında atılmış ve yapı kısa sürede tamamlanmıştır.
Orda bir köy var uzakta! İşte bu köylerden biri de Kafro Köyü. Türkçe’si Elbeğendi, Köyün içinde zaman ağır akar ama bazı kapılar vardır ki! her zaman açıktır. Burada Nail Bey ve ortağı Salibo’nun kapısı da her zaman açıktır. İkisi de Jandarma dostuydu. “Komutanım bir çayımızı içmeden geçmeyin” sözleriyle bizi karşılarlar. Ve bu hitap bize dünyadaki hiçbir makamın veremeyeceği bir mutluluk verir. Taş evlerinin avlusuna girdiğinde insan bir anda başka bir zamana geçerdi gölgelik bir köşede kurulu masa, ince belli bardakta çay ve her zamanki içten bir sohbet, ancak Nail Bey’in bir hassasiyeti vardır. Köy yaz aylarında kalabalıklaşır, dükkânı dolar taşar. “Komutanım bir sıkıntı olmasın” diye mahcup bir şekilde söyler. Aslında onun derdi belliydi. O güzel ortamın huzuru bozulmasın, misafirlerin yoğunluğu asayişe en ufak bir olumsuzluk yansıtmasın. Biz de her defasında aynı cevabı veririz. “Sen işine bak Nail Bey, biz buradayız.” Çünkü bazen bir bardak çay eşliğinde kurulan güven, saatler süren devriyelerden daha etkilidir. Midyat ve çevresi bir yanda binlerce yıllık tarih, diğer yanda yaşayan hayatın sıcaklığı. Ve biz. Her zaman aynı yerdeyiz. Jandarma.
Ve belki bir gün yolunuz Midyat’a düşerse. Turabdin’in o kadim atmosferinde bir nefes almak isterseniz, Kafro Köyü’ne uğrayın. Nail Bey ve Salibo’nun o samimi mekânında bir çay için, bir dilim pizza yiyin. Belki bizleri bulamazsınız ama emin olun, o masada oturduğunuzda aynı duyguyu hissedeceksiniz.
Çünkü orada sadece bir işletme değil dostluk, samimiyet ve güven sizi karşılar. Şimdiden afiyet olsun ve utmayın! o kapıdan içeri girdiğinizde, siz de Jandarma’nın misafirisiniz.
Paskalya Bayramı vesilesiyle Arkah (Üçköy) köyünde, Jozef YAR’ın, Enhıl (yemişli) köyünde Babel’in, Gevriye’nin, Saliba’nın, Andreus’un, Cibo’nun, bayan Elizabeth ve eşi’nin evlerinde, bayram coşkusunu paylaşıyoruz. Köyün en Şirin’i Güvenlik Korucusu Şirin ile, Misafirperverliğin en güzel örnekleriyle ağırlandığımız bu buluşmalar, unutulmaz bir kardeşlik atmosferi sunuyor. Kadim Turabdin’in kalbi Midyat’ta, yüzyılların inancı, sabrı ve umudu bir kez daha dirilişin ışığıyla buluşuyor. Paskalya; yalnızca bir bayram değil, karanlıktan aydınlığa, umutsuzluktan yeniden doğuşa uzanan ilahi bir mesajdır. Binlerce yıllık medeniyetin taşıyıcısı olan Süryani halkı; inancıyla, kültürüyle ve köklü mirasıyla bu toprakların ayrılmaz bir parçasıdır. Bu mübarek günde; sevginin, barışın ve kardeşliğin yeniden filizlenmesini diliyor, başta Midyat’taki Süryani vatandaşlarımız olmak üzere tüm Hristiyan dünyasının Paskalya Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum. Dirilişin ışığı, Midyat’ın taş sokaklarından tüm insanlığa umut olsun. Barış ve birlik daim olsun. Paskalya Bayramınız kutlu olsun.