ABD Başkanı, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasına yanıt olarak İran’ın enerji altyapısını yok etme tehdidinde bulundu. Reuters’e göre İran Devrim Muhafızları, Trump’ın bu tehdidi gerçekleştirmesi durumunda Hürmüz’ü tamamen kapatacaklarını ve bu durumun enerji akışını uzun süre engelleyeceğini açıkladı. İran, kendi enerji altyapısına saldırılması halinde ABD, İsrail ve bölgedeki enerji altyapılarını hedef alacağını açıkladı. Bu uyarıda, enerji, yakıt, bilgi teknolojisi ve ilgili altyapıların hedef olacağı belirtildi.

Bu durumda, ABD, İran enerji alt yapısını çökertecek silahı eğer kullanmadıysa neden kullanmadı? İran bu silaha sahip midir? İran bu silahı körfez ülkelerine ve İsrail’e karşı kıllanabilir mi? Önümüzdeki günlerde devam eden savaşta bu silah kullanılacak mı? Okumak, üzerinde düşünmek ve sonuç çıkarmak gerekiyor. İbranice olarak yayınlanan İsrail Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü web sitesinde yayınlanan bir analiz oldukça dikkat çekicidir.

Elektromanyetik bombalar (EMP), özellikle mikrodalga tabanlı elektromanyetik radyasyona dayanan ve modern dünyanın en kritik unsuru olan elektronik sistemleri hedef alan yeni nesil silahlar arasında yer aldığı, bu tür silahların; iletişim ağlarından komuta-kontrol sistemlerine, finans altyapısından sağlık hizmetlerine kadar geniş bir yelpazede sistemleri devre dışı bırakarak bir ülkenin işleyişini felç edebilecek kapasiteye sahip olduğu anlatılmaktadır. EMP silahlarının en dikkat çekici özelliği, ışık hızında etki göstermeleri ve klasik kinetik silahlara kıyasla çok daha geniş bir alanı aynı anda etkileyebilmeleridir. Operasyonel açıdan görece düşük maliyetli ve uygulanabilir olmaları, onları asimetrik savaş doktrinlerinin önemli bir unsuru hâline getirmektedir. Ayrıca bu sistemler, hava koşullarından bağımsız çalışabilme yetenekleri sayesinde her türlü çevresel şartta etkinlik gösterebilir. Günümüzde elektromanyetik başlıklar; seyir füzeleri, insansız hava araçları (İHA), savaş uçakları ve çeşitli roket-topçu sistemleri üzerinden hedefe ulaştırılabilmektedir. Bu durum, tehdidin sadece taktik seviyede değil, aynı zamanda stratejik ve hatta uzay boyutunda değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Yüksek teknolojiye dayalı altyapılara sahip devletler açısından elektromanyetik tehdit, klasik askeri saldırılara göre daha geniş ölçekli yıkım potansiyeline sahiptir. Bu nedenle teknolojiye bağımlı ülkelerin enerji, haberleşme, ulaşım ve savunma altyapılarını bu tehditlere karşı koruyacak şekilde yeniden yapılandırmaları önemlidir. Bununla birlikte yalnızca savunma yeterli olmayıp, EMP tabanlı taarruz yetenekleri de modern caydırıcılığın bir parçası olarak değerlendirilmektedir. EMP’lerin etkisi genellikle çarpma noktasının çevresinde yüzlerce metreyle sınırlıdır. Fiziksel hasar ve ikincil zarar düşük seviyede kalırken, elektronik sistemler üzerinde yoğun etki yaratır. İnsanlara doğrudan etkisi ise çoğunlukla birkaç metreyle sınırlıdır. EMP silahlarının elektronik sistemleri geniş çapta devre dışı bırakacak şekilde doğrulanmış operasyonel kullanımı bulunmamaktadır. Ancak benzer etkiyi sağlayan grafit bombaları geçmişte kullanılmıştır. Amerika Birleşik Devletleri tarafından kullanılan bu mühimmat, fiziksel yıkım oluşturmadan elektrik şebekelerini devre dışı bırakabilmektedir.

İlk kullanım 1991 Körfez Savaşı sırasında Irak’ta gerçekleşmiş ve elektrik üretiminin yaklaşık %85’i durdurulmuştur. 1999 Kosova Savaşı sırasında ise Sırbistan’ın elektrik arzının yaklaşık %70’i etkilenmiştir. Ayrıca Güney Kore, Kuzey Kore’ye karşı benzer kabiliyetler geliştirmiştir.

Elektromanyetik bombalar, uyduları hedef alarak haberleşme, internet, ödeme sistemleri ve GPS gibi günlük yaşamın temelini oluşturan uydu ağlarını felç edebilir. 2024’te CNN kaynaklı bilgilere göre Rusya, uydu sistemlerini etkisiz hale getirebilecek nükleer tabanlı bir EMP silahı üzerinde çalışmaktadır. Bu tür bir silahın, özellikle SpaceX tarafından geliştirilen Starlink gibi uydu ağlarını hedef alabileceği değerlendirilmektedir. Ancak bu tür bir kullanımın, aynı bölgede bulunan Rusya uydularına da zarar verme riski nedeniyle sınırlı bir seçenek olduğu ifade edilmektedir. Öte yandan Çin de uydu sistemlerini engelleyebilecek teknolojiler geliştirmektedir. South China Morning Post’un 2024 raporuna göre, fiber optik altyapı ile senkronize edilen yüksek güçlü mikrodalgalar kullanılarak GPS sinyallerini bastırabilecek sistemler üzerinde çalışılmaktadır. İran, elektromanyetik bombaları askeri doktrinine dâhil etmiş ve Batı’ya karşı stratejik bir silah olarak görmektedir. Henüz nükleer kapasiteye ulaşamamış olsa da Şahab-3 ile EMP senaryolarını test etmiş, ayrıca nükleer olmayan EMP geliştirme ve bu tür silahları vekil unsurlara sağlama yönünde faaliyetler yürüttüğü iddia edilmiştir.

İran veya Hizbullah tarafından İsrail’e karşı kullanılacak bir EMP saldırısı; elektrik, su, ulaşım, iletişim, sağlık ve askeri sistemler dâhil olmak üzere kritik altyapıyı geniş çapta devre dışı bırakabilir ve ciddi toplumsal ile operasyonel aksamalara yol açabilir. Ayrıca The Washington Post’ta İsrail’in İran kaynaklı bir EMP sistemini etkisiz hale getirdiği iddiası yer alırken, Daily Star’a göre İsrail’in de benzer nükleer olmayan EMP kapasitesine sahip olabileceği öne sürülmüştür.

CHAMP, Amerika Birleşik Devletleri tarafından geliştirilen, seyir füzesi üzerinden hedefe yöneltilen yüksek güçlü mikrodalgalarla elektronik sistemleri fiziksel zarar vermeden noktasal ve tekrarlı şekilde devre dışı bırakabilen bir sistemdir. Boeing, ABD Hava Kuvvetleri Araştırma Laboratuvarı, RTX Corporation ve Lockheed Martin iş birliğiyle geliştirilen sistem, 2012’de B-52 Stratosfer üzerinden başarıyla test edilmiş ve hassas hedeflere yönelik etkili bir elektronik harp aracı olarak öne çıkmıştır. Daily Mail'de Nisan 2024'te yayınlanan bir başka makalede, ABD hükümeti yetkilileri CHAMP sisteminin insan hayatına zarar vermeden İran nükleer programıyla ilgili tesisleri uzun bir süre boyunca imha edebileceğini veya devre dışı bırakabileceğini belirtmiştir. Binlerce volt gücündeki elektromanyetik darbeler önceden seçilmiş bir yapıya yönlendirilir ve elektronik cihazlarda saniyeler içinde ölümcül bir voltaj artışına neden olur. Bu darbeler elektrik sistemlerini, iletişimi, bilgisayarları, cep telefonlarını, arabaları ve hatta tankları devre dışı bırakır. Verilen hasar kalıcıdır. Elektromanyetik silah operatörleri, bombanın etkinliğini doğrulamak için gözetim ve hasar değerlendirmesi yapıyor.

Analizde; Saldırı açısından bakıldığında İsrail’in, füzesavar saldırı silah sistemlerinin bağımsız olarak geliştirilmesi yönünde çalışma yapması, aynı zamanda İsrail'e silah satışı konusunda tutumu daha esnek olan Trump yönetimi sırasında CHAMP sistemini Amerikan hükümetinden mümkün olan en kısa sürede satın almayı düşünmesi konusunda uyarıyor. Sistemin kullanılması, komuta ve kontrol odalarının hasar görmesi, hassas bölgelerdeki silah üretim tesislerinin ve mühimmat depolarının devre dışı bırakılması ve fırlatma sahalarının etkisiz hale getirilmesi dâhil olmak üzere gerektiğinde çeşitli amaçlarla elektronik araçların devre dışı bırakılmasını sağlamaktadır.

Daha önce de belirtildiği gibi, elektromanyetik bombalar elektrik şebekesine, stratejik altyapılara ve her türlü elektronik cihaza önemli ölçüde zarar verme potansiyeline sahiptir. Teknolojiye bağımlı ülkelerin bu bombalarla donatılabileceği yönündeki haberler, tehdidin gelecekte gerçekleşebileceği endişesini artırmaktadır. Bu nedenle Savunma Sanayii, elektromanyetik bombalara karşı korumak için harekete geçmelidir. Elektromanyetik bombaların geliştirilmesine yanıt olarak, elektromanyetik darbelerin elektronik cihazlara girmesini önlemeyi amaçlayan çeşitli koruyucu önlemlerde geliştirilmelidir. Elektromanyetik silahlar, iletişim, bilgisayar, gözetim ve istihbarat sistemlerini ve içlerinde bulunan diğer tüm elektronik araçları devre dışı bırakarak, yer altında bulunanlar da dâhil olmak üzere komuta ve kontrol odalarını etkisiz hale getirebilir. Tüm bunlar, herhangi bir kişiye veya altyapıya fiziksel zarar vermeden gerçekleşir. Elektromanyetik silahlara karşı koymak, etkili korumaya ve özellikle de hayati öneme sahip ulusal altyapının korunmasına önemli yatırımlar gerektirir.