İslam Dininde ticarette uyulması gereken üçüncü kural malı kusurlu yapmamak ve malın üretiminde hileden kaçınmaktır.
Müslüman tüccar malın imalatında hile yapmamalı,dürüst olmalıdır.
Her türlü malın üretiminde dürüst davranılmalı, hileye başvurmamalıdır.
Ahilik, esnaf ve zanaatkârlar arasında dürüstlük, güven ve kaliteyi koruyan bir örgütlenmeydi.
Kaynaklara göre, loncalarda “yiğitbaşı” veya “kethüda” adı verilen denetçiler ustaların işlerini kontrol ederdi.
Hatalı mal üreten veya müşteriyi mağdur eden usta, meslektaşları önünde cezalandırılırdı.
Bu cezaların en dikkat çekeni, ustanın pabucunun dükkanın damına atılmasıydı.
Akademik kaynaklar, bu uygulamanın Ahilikteki “ayıplama yoluyla ıslah” prensibine dayandığını belirtir.
“Diğer esnaf yapıyor.” diye senin de onu yapacağın fetvası çıkarılamaz.
Aracın kilometresini düşürmekten tutun da, sattığı malı eksik, noksan tartmak, paketlemede eksik koyma hilesi yapmak,
Ürettiği makineyi kusurlu metalden üretmek, pencere kapı vb.imal edenlerin müşteriye iyi kaliteli malı gösterip teslimde ayıplı ucuz malı vermek,
Giyim eşyalarında kanserojen maddeler kullanmak, sanayide beyaz eşyalarda yapmadığı tamirin parasını almak, bilgisayar,ytablet televizyon vb.makinelerden parça çalmak,aşırmak,
Üretilen gıda maddesinde olmayan maddeleri var gibi göstermek, pazarda manavda elmanın armutun çürüğünü müşteriye göstermeden bilerek vermek,
Hayvan koyun keçi,sığır vb.üretiminde hormon kullanmak, küspe yedirmek, sebzede aşırı hormon kullanmak,
Araç veya emlakında hile yaparak sigortadan haksız kazanç elde etmek, sahte ürünler imal etmek vb. Misalleri çoğaltabilirsiniz.
Malın hakkını vermek lazımdır.
“Mecburen böyle şeylere tevessül etmek zorundayız, yoksa piyasada tutunamayız.” mazereti geçerli değildir.
Yapma o zaman kardeşim o işi, başkası güzel yapsın...
1. MİSAL:Kitaplarda yazar. Adamın biri hayvan besiciliği yapar. Çoban, yoğurt, süt sağar, götürür pazarda bunları satar, ağasına verir. Ağa, çobana süte su katmasını sıkıca tembih eder her gün.
Bu böyle devam eder gider. Bir gün yağmur çok yağar, ortalığı seller götürür, şimşekler çakar, hayvanların üzerine yıldırım isabet eder, hepsi telef olurlar.
Ağası sorar“– Nerede benim hayvanlar?”“– Ağam, yağmur yağdı, sel oldu, şimşekler çaktı. Senin hayvanlar, su kattığımız süt gibi suya karıştı gitti.” der.
Ağası hatasını anlar ama nafile... Bunda hakikat payı vardır.
2. MİSAL:İmam-ı Gazâlî rahimehullah, İhyâü Ulûmiddîn adlı eserinde güzel bir misal anlatır.
Bağdat tacirlerinden Yunus bin Ubeyd adlı biri vardır. Manifatura üzerine çalışır. Bir gün yeğenini dükkâna koyup namaza gider.
Tacir namazda iken çocuk, gelen bir müşteriye değerinden fazla bir fiyata bir kumaşı satar. Camiden dönerken Yunus bin Ubeyd malı görür, tanır. Kaça aldığını sorar. Fazla fiyata aldığını öğrenince adamın parasının üzerini verir ve yeğenini de azarlar.
Hile ile kazanç gönlü karartır.Eksik tartan tüccar hakkı azaltır
Malın kusurunu saklama kardeş.Helâl kazanç gönle huzur getirir
Ürettiğin malda hakkını gözet.Müşterinin hakkı, hakkındır elbet
Bir kuruş uğruna kul hakkına girme.Vicdanını dünya malına satma
Başkası yapıyor, sen sakın yapma.Piyasa böyledir diye aldanma
Rızkını Allah’tan bekle kardeşim.Haram yola dönüp gönül bağlama
Tartıda doğruluk tüccarın şanı.Güven ile kazan, budur imtihanı
Müşteri kandırmak büyük vebaldir.Helâlinden kazan, budur sermaye...
3. MİSAL: Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Müşteri kızıştırmayın!” (Buhârî, Büyû‘ 58, 64, 70, Şurût 8; Müslim, Nikâh 52, Büyû‘ 11, Birr 30, 32. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Büyû‘ 44; Tirmizî, Büyû‘ 65; Nesâî, Nikâh 70, Büyû‘ 17, 19, 21; İbn Mâce, Ticârât 14.)
İbn Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem müşteri kızıştırmayı nehyetmiştir. (Buhârî, Büyû‘ 60, Şurût 11, Hiyel 6; Müslim, Büyû‘ 13. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Büyû‘ 44; Tirmizî, Büyû‘ 65; Nesâî, Büyû‘ 16, 17, 21; İbn Mâce, Ticârât 14.)
Hile yaparak Müslümanı aldatmanın çarşı pazarda çokça görülen bir türünü de bu iki hadîs-i şerîf tescil ve teşhir etmektedir.
Birinci hadiste Hz. Peygamber, alıcı olmadığı hâlde sırf müşteri kızıştırmak için müşteri gibi davranıp yüksek fiyat vermek suretiyle malın fazla fiyatla satılmasına ve böylece gerçek alıcıların zarara uğramasına vesile olmayı, “Müşteri kızıştırmayın.” buyurarak yasaklamaktadır.
Bu hadisin muhatapları aslında iki sahteciliği birden yapmaktadırlar. Önce alıcı olmadıkları hâlde alıcı gibi davranmaktadırlar.
Sonra da almayacakları mala alacakmış gibi fiyat vermek suretiyle boş yere malın değerini yükseltmektedirler.
Tabii neticede de gerçek alıcının aldatılmasına aracılık etmiş olmaktadırlar. İşte bu tutum çok çirkin bir aldatmacadır.
Hele bazı kişilerin bu sahteciliği bir meslek hâline getirip kazanç yolu olarak benimsemeleri, alacakları komisyon karşılığında bu işi yapmaları çok daha ağır bir suçtur.
O yüzden de konunun yasaklanmış olması, Müslümanlar arası ticari faaliyetlerin tabii seyri içinde yürütülmesi ve kimsenin kasıtlı olarak aldatılmasına meydan verilmemesi bakımından son derece önemlidir.
Günümüzde medya reklamlarında, toplum tarafından tanınan kişilerin çıkıp “Ben de aldım.” diye almadıkları bir malın satışına yardımcı olmaya kalkmaları da bir çeşit müşteri kızıştırmaktır.
4. MİSAL:İbn Ömer radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
Bir adam Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek alışveriş yaparken kendisinin sürekli aldatıldığını söyledi. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:“– Kimden alışveriş yaparsan ona ‘İslâm’da aldatma yoktur.’ de!” buyurdu.
(Buhârî, Büyû‘ 48, İstikrâz 19, Husûmât 3, Hiyel 7; Müslim, Büyû‘ 48. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Büyû‘ 66; Tirmizî, Büyû‘ 28; Nesâî, Büyû‘ 51.)
Peygamber Efendimizin “İslâm’da aldatma yoktur.” sözü kesin bir yasaklamadır.
Böyle bir kaidenin alışveriş esnasında hatırlatılması, doğacak sorumluluğun tamamen bu kaideye uymayan kimseye ait olacağının dile getirilmesi demektir.
Kabul etmek gerekir ki herkesin, her alacağı mal veya eşya hakkında yeterli teknik bilgiye sahip olması mümkün değildir.
Satıcının, alıcının bu durumundan yararlanmaya kalkması asla doğru olmaz.
O, kendi inançları doğrultusunda dürüst davranmaya, helâl kazanmaya ve kimseyi aldatmamaya memurdur.
Ona bu görevini hatırlatmak, en azından aldatıldığı endişesini taşıyan müşterinin psikolojik olarak rahatlamasını sağlar. Satıcıya da bir telkin ve tebliğ yapılmış olur.
Bu tür hatırlatmaların, gözünü kazanma hırsı bürümüş, “Kazan da nasıl kazanırsan kazan.” anlayışıyla hareket edenlere tesiri olmasa da Allah saygısı ve hak duygusunu henüz tamamen kaybetmemiş olanlara mutlaka etkisi olur.
Burada yer almayan başka rivayetlerde, olayın kahramanı olan Habbân’a Hz. Peygamber’in, “Sen üç gün muhayyersin. Aldığın şeyi beğenirsen ne âlâ, değilse geri verirsin!” diye bir başka yol daha gösterdiği bildirilmektedir.
Hz. Osman zamanına kadar yaşayan bu zât, herhangi bir alışverişte aldatılırsa hemen bir sahâbî, ona Hz. Peygamber’in üç gün muhayyerlik tanıdığına şahitlik yapar ve beğenmediği malın parasını geri almasını sağlardı.
Hz. Peygamber’in Habbân’ın şahsına tanıdığı bu muhayyerlik hakkı, aldatıldığından şikâyetçi olan her tüketici için geçerlidir.
Bugün yeni yeni gündeme gelen tüketiciyi koruma teşebbüsleri de ticari hayatta aldatılmayı önlemek için birtakım tedbirlere duyulan ihtiyacın geç kalmış itirafıdır.
Peygamber Efendimiz, herhangi bir kişinin karısını veya erkek olsun kadın olsun kölesini ayartıp aldatarak eşinden ayrılmasını veya efendisinden uzaklaşmasını sağlamaya çalışanları da “Bizden değildir!” diye tehdit etmiş ve onları Müslüman toplumun yaşayış ve gidişatından dışlamıştır.
Yine günümüzde yaşanan bu tür aldatmalara dayalı aile faciaları dikkate alınınca, Efendimiz’in bu kesin tehdit ve tavrının toplumun huzuru için ne kadar gerekli olduğu anlaşılmaktadır.
Bir başkasının memurunu, işçisini, ustasını, elemanını ayartmak da hiç kuşkusuz bu yasak çerçevesindedir.
Hile ve aldatma, hangi sahada olursa olsun, bütün çeşitleriyle nehyedilmiştir. Harp gibi meşru bir sebebe dayalı olan hile ve aldatmalar bu yasağın dışındadır.
Alışverişte aldatıldığından şikâyetçi olan kişiler, önce alışveriş yaptıkları insanlara “İslâm’da aldatma yoktur.” ihtarında bulunabilirler.
Aldatmak ihanettir. Müslümanı aldatmak, iyi Müslüman olmayanların işidir.
Malını överken doğruyu hep söyleAyıbını gizleme, gerçeği söyle
Müşteri kızıştırıp fiyat yükseltme.Almayacak kimseyi alıcı eyleme
İşini güzel yap, malın değer bulsun.Emeğin bereket, gönlüne dolsun
Dürüstlüğün dillerde örnekçe olsun.Kazancın helâl, evin huzur bulsun
Kul hakkı ağırdır, sakın yüklenme.Haram lokmayı da eve götürme
Bugün küçük gördüğün yarın dert olur.Doğruluk yolunda Rabbine yürü
Ya Rabbi, bizleri doğru kullar eyle.Helâlinden yiyen temizler eyle
Hileden haramdan uzak eyle bizi.Kul hakkından koru, razı ol bizden..
Ya Rabbi, bizleri ticaretinde doğruluktan ayrılmayan kullarından eyle.
Ölçüde ve tartıda hile yapmaktan, malın kusurunu gizlemekten, müşteriyi aldatmaktan ve kul hakkına girmekten bizleri muhafaza eyle.
Ellerimize aldığımız her malın hakkını vermeyi, yaptığımız her işte dürüst ve güvenilir olmayı bizlere nasip eyle.
Kazancımızı helâlinden eyle, azını bereketli, çoğunu hayırlı eyle. Haram kazançtan, hileden ve şüpheli yollardan bizleri uzak tut.
Ya Rabbi, ticaretimizi insanlara fayda vesilesi, kazancımızı ailemize huzur, sofralarımıza bereket eyle.
Bizi “kazan da nasıl kazanırsan kazan” anlayışından uzaklaştır; “helâlinden kazan, hakkını ver, kimseyi aldatma” şuuruyla yaşayan kullarından eyle.
İşverenlerimize adalet, çalışanlarımıza emeklerinin karşılığını almayı nasip eyle. Alıp satan herkesin arasına güven, doğruluk ve bereket ihsan eyle.
Ya Rabbi, kimsenin hakkını üzerimizde bırakma; bizim hakkımızı da kimseye yedirme. Kul hakkıyla huzuruna çıkmaktan bizleri muhafaza eyle.
Rızkımızı helâl, kazancımızı bereketli, gönlümüzü kanaatkâr, dilimizi doğru, kalbimizi temiz eyle.
Dünyada helâl kazançla yaşamayı, âhirette yüzümüz ak olarak huzuruna varmayı hepimize nasip eyle.
Allah’ım, bizlerden razı ol; kazancımıza bereket, işlerimize kolaylık, evlerimize huzur, gönüllerimize iman ihsan eyle.
Âmin, yâ Rabbi’l-âlemîn.
07.09.2026//KIRIKKALE
HİDAYET DOĞAN OSMANOĞLU
TC.KÜL.VE TURİZM BAK.HALK ŞAİRİ