​Bir ders yılı daha başlıyor.

​Yeni defterler, yeni çantalar, gıcır gıcır formalar…

Ve elbette, o tanıdık metalik ses:

Ders zili...

​Peki çalacak olan gerçekten bir ders zili mi, yoksa toplumca erteleyip durduğumuz, görmezden geldiğimiz alarm zili mi?

​Geçen yıl okullarımıza ders notları değil, acı haberler düşmüştü...

Sayfalar dolusu matematik formülü, iki el silah sesini bastırmaya yetmedi.

Öğretmenlerimizi toprağa verdik. Öğrencilerimiz hayattan koparıldı...

Bir zamanlar ilim yuvası dediğimiz yerlerde, anne-babaların yüreğine kor ateşler düştü.

​Biz ise her zamanki gibi bakakaldık, seyir defterimize acı bir anı olarak not yazdık...

Bültenler geçti, nutuklar atıldı, sonra yaprak dökümü gibi unuttuk.

​Şimdi soruyorum:

Bir ülkenin geleceği, o tahtalara yazılan formüllerden mi ibarettir?

​Öğretmenini hedefe koyan bir anlayışla nereye varabiliriz?

Benim çocuğum yapmaz” zırhına sığınıp, evladının hatasıyla yüzleşmekten kaçan bir veli, o çocuğa iyilik mi ediyor yoksa onu geleceğin karanlığına mı sürüklüyor?

​Kabul edelim.

Çocuklarımızı ellerine verdiğimiz ekranların, sanal dünyanın insafına terk ettik.

Öfkeyi alkışlayan, saygıyı zayıflık sayan bir iklimde yetişiyorlar.

Sonra da okullardan mucize bekliyoruz.

​Oysa öğretmen, sadece müfredat aktaran bir memur değildir.

Bir çocuğun hayatına dokunan, ruhunu şekillendiren en temel rehberdir.

Ama o rehberin itibarını ayaklar altına alırsanız, sınıftaki disiplini de, gelecekteki huzuru da kaybedersiniz.

​Aynı şekilde; öğretmen de taşıdığı o kutsal yükün ağırlığını bilmek zorundadır.

Çünkü o sınıfa girdiğinde karşısında sadece 30-40 öğrenci durmaz; bir milletin yarını durur.

​İşte bu yüzden, bu yıl o belalı ziller çalarken tekrar düşünmek zorundayız.

​Eğitim; sadece sınav kazanmak, diploması olan ama vicdanı olmayan nesiller yetiştirmek değildir.

Eğitim; insan yetiştirmektir.

Adaleti, merhameti, sorumluluğu ve en önemlisi saygıyı öğretmektir.

​Bırakalım bu yıl okullardan korku değil, çocuk sesleri yükselsin.

Silahın değil, kalemin gücü konuşulsun.

​Çünkü bir ülkenin okulları güvenli değilse, o ülkenin yarınları da emniyette değildir.

​Ziller çalıyor.

Bakalım bu kez dersimizi alacak mıyız?