Televizyonlarda günlerdir reklam ve anons ediliyor, billboardlar rengârenk... Telefonlarımız durmadan mesajlarla doluyor:
“Babanıza en güzel hediyeyi seçtiniz mi?”
“Onu mutlu etmenin tam zamanı!”
Tıpkı geçen ay Anneler Günü’nde olduğu gibi…
Sistem yine iş başında.
Sevgi, özlem, vefa, evlatlığı bir paket kâğıdına, marka logolu poşetlere sığdırmaya çalışılıyor.
“Satın alırsan seversin…”
“Para harcarsan değer verirsin…”
Dünyanın dört bir yanında savaşlar, gözyaşı, ambargolar, yoksulluk ve acı hüküm sürerken; diğer tarafta sevgiyi bile tüketime dönüştüren dev bir çark durmaksızın dönüyor.
Bir tarafta yıkılan evler…
Bir tarafta ışıl ışıl vitrinler…
Bir tarafta çocuklarını toprağa veren babalar…
Diğer tarafta “Babalar Günü’ne özel indirimler…”
Ne büyük tezat…
Ne acı bir çelişki…
Sosyal medyada dolaşan bir görselde şu ifadeler yer alıyordu:
“Gazze’de, Bosna’da, Suriye’de binlerce anneyi katledip, sonra insanları kapitalizmin tuzağına düşürerek Anneler Günü adı altında duygu ticareti yapıyorlar.”
Belki cümle sert…
Ama insanın içini acıtan bir hakikati de hatırlatıyor.
Gazze’de bir baba, enkaz altında kalan evladının küçücük bedenine sarılarak sessizce ağlıyor.
Doğu Türkistan’da nice baba, evladının geleceği için kaygıyla yaşıyor.
Dünyanın farklı coğrafyalarında milyonlarca insan, savaşın, zulmün ve yoksulluğun yükünü omuzlarında taşıyor.
Biz ise ekranlardan yükselen aynı sesleri dinliyoruz:
“Kravat al…”
“Parfüm al…”
“Saat al…”
“Tüket…”
“Sorgulama…”
Gazze’de babalar çocuklarını kefenlerken…
Sen taksit hesabı yap.
Çünkü sistem bunu istiyor.
Çünkü tüketim düzeni, gözyaşını değil; kasaya giren paranın sesini duyuyor.
“Bizler babamızın nasırlı ellerini öperek büyüyen nesillerdik…
Sevgiyi cüzdana sığdıramazsınız.
Bir babanın en büyük hediyesi evladının huzurudur.
Bir evladın en büyük hediyesi ise babasının yüzündeki tebessümdür.”
Evet…
Bu hafta sonu Babalar Günü.
Elbette babalarımızı hatırlayalım.
Hayattalarsa ellerini öpelim.
Bir sarılışın sıcaklığını, bir bardak çayın yanında edilen muhabbeti hiçbir hediyenin dolduramayacağını bilelim.
Ama sevgiyi kredi kartı ekstresiyle ölçmeye kalkmayalım.
Bir babanın değeri, aldığı hediyenin fiyatıyla belirlenmez.
Çünkü gerçek sevgi vitrinlerde satılmaz.
Ve dünyanın bir yerinde bir baba, evladının mezarı başında dua ederken; başka bir yerde yalnızca indirim afişlerine bakarak yaşamak;
İnsanlığa yakışmaz...
Babalar Günü kutlu olsun…
Ama önce, babaların evlatlarını toprağa vermediği, çocukların babasız kalmadığı bir dünya kurmak için vicdanımızı diri tutalım.
Çünkü bir babaya verilebilecek en büyük hediye;
Barışın, adaletin ve huzurun hüküm sürdüğü bir dünyadır.