Suçlu çocuklar mı, yoksa biz mi?

(Yazan: Hakan ÖZTÜRK)

Bir çocuk;

Okula silahla gidiyorsa…

O çocuğun çantasında sadece silah yoktur.

İhmal vardır.

İlgisizlik vardır.

Yalnızlık vardır.

Biz hâlâ yanlış yerden bakıyoruz.

Bu çocuk neden yaptı?” diyoruz.

Asıl soru şu:

Biz bu çocuğa ne yapmadık?

Yıllar önce bir olay duymuştum.

Bir öğrenci okula gizlice alkol götürüyor.

Dikkatli bir öğretmen yakalıyor.

Buraya kadar zaten vahim…

Ama asıl vahim olan ne biliyor musunuz?

Ailenin tepkisi:

Ben sana okula alkol götürme demedim mi!”

Bakın…

Adam çocuğun alkol kullanmasına kızmıyor.

Sadece yanlış yerde yakalanmasına kızıyor.

Sorun davranış değil…

Sorun yakalanmak.

İşte çöküş tam burada başlıyor.

Bir başka örnek…

Kendi evimden.

Biz çocuklarımızla konuşuruz.

Sohbet ederiz.

Şakalaşırız.

Film izleriz.

Dertlerini dinleriz.

Ama çocuklar bunu arkadaşlarına anlattığında…

Aldıkları tepki şu oluyor:

Sen ailenle konuşabiliyor musun?”

“Şakalaşıyor musunuz gerçekten?”

Bakın bu bir cümle değil…

Bu bir alarmdır.

Çocuk, babasıyla konuşmayı

olağanüstü bir şey sanıyorsa…

Orada aile bitmiştir.

Evde baba var ama yok.

Anne var ama yorgun.

Aile var ama iletişim yok.

Aynı evde yaşayan insanlar farklı ekranlarda kaybolmuş durumda.

Çocuk konuşacak kimse bulamıyor.

Ama ekran buluyor.

Orada ne görüyor?

Şiddet.

Güç.

Kolay para.

Bir dizide adam vuruyor, kahraman...

Bir oyunda öldürüyor, seviye atlıyor...

Bir videoda dövüyor, izlenme alıyor...

Sonra o çocuk…

Gerçek hayatla sanalı karıştırıyor.

Ve bir gün…

“Deneyeyim” diyor.

Okul ne yapıyor?

Sınav...

Test...

Not...

Peki karakter?

Peki değer?

Peki insan olma eğitimi?

Biz çocuklara matematik öğrettik…

Ama öfkesini yönetmeyi öğretmedik.

Türkçe'nin gramerini öğrettik...

Ama güzel hitap etmeyi öğretmedik...

Din kültürü derslerini verdik...

Ama maneviyatı yükleyemedik...

Sonra diyoruz ki:

“Okullara güvenlik koyulsun.”

Evet, koyulsun!

Ama şunu unutmayın:

Kapıdaki güvenlik, kalpteki boşluğu arayamaz.

Bu mesele sadece eğitim değil.

Bu mesele sadece aile değil.

Bu mesele topyekûn bir toplum meselesi.

Çocuklar…

Bizim aynımızdır.

Ne verirsek onu büyütürler.

Eğer bir çocuk silaha sarılıyorsa…

Orada bir yetişkin sorumludur.

Bugün herkes konuşuyor:

“Gençlik bozuldu…”

Hayır!

Gençlik bozulmadı.

Biz bozduk.

Ama hâlâ geç değil.

Bir çocuğu kurtarmak…

Bir nesli kurtarmaktır.

Onlara ekran değil, zaman verin.

Para değil, değer verin.

Nasihat değil, örnek olun.

Yoksa…

Daha çok okul haberi okuruz.

Ama eğitim konuşamayız.