Eskiden mezuniyet dediğin şey, verilen emeğin karşılığıydı.

İlkokulu bitirirdin, siyah önlüğünü çıkarır, yakana iliştirilmiş kırmızı kurdeleyle eve dönerdin. Annenin, babanın gözünde iki damla yaş olurdu. Gurur duyardın.

Ortaokul, lise keza öyle…

Üniversitede o kepi havaya fırlatırken, arkanda bıraktığın uykusuz gecelerin, dirsek çürüttüğün sıraların, kurduğun hayallerin ağırlığı olurdu.

Ya şimdi?…

Daha yolun başındaki çocuklar için sahneler kuruluyor, fon müzikleri açılıyor, ağlama seansları düzenleniyor.

Anaokulundan mezuniyet…

İlkokuldan mezuniyet…

Orta öğretimden mezuniyet...

Altı üstü bir üst sınıfa geçecek.

Küçücük çocuklar için öyle bir atmosfer hazırlanıyor ki, insan kendini bir anda mezuniyet töreninde değil de televizyon programında zannediyor.

Hatta bazılarında öyle abartılıyor ki, sanırsın asker uğurlama töreni...

Bir yanda yaşlarına uymayan kıyafetler, diğer yanda şağaşağalı gösteriler…

Bir yanda sosyal medya için çekilen videolar…

Bir yanda da duyguların bile gösteriye dönüştüğü sahneler…

İnsan ister istemez soruyor:

Bu kadarına gerçekten gerek var mı?

Çocuklar mutlu olsun, elbette sevinsinler.

Kimsenin buna itirazı yok.

İtiraz edilen şey, çocukların sevincinin bir gösteri kültürüne kurban edilmesi…

Çocukluğun, beğeni butonlarına teslim edilmesi…

Eğitimin, sosyal medya içeriklerine malzeme yapılması…

Eskiden okul; bilgi, terbiye ve karakter kazandıran bir kurumdu.

Şimdi ise bazı yerlerde sahne dekorları, ışıklar, özel kostümler ve profesyonel çekimlerle adeta bir organizasyon şirketine dönüşüyor.

Öğretmenliğin ağırbaşlı, vakur ve yol gösterici tarafı yerine; alkışların, videoların ve sosyal medya paylaşımlarının öne çıktığı bir anlayış hâkim olmaya başlıyor.

Burada velilere de bir çift söz söylemek gerekiyor.

Mühim olan çocuklarımızın mezuniyet videosunun kaç beğeni aldığı değil, okuduğunu anlayıp anlamadığı…

Bir yabancı dil öğrenip öğrenmediği…

Sorgulayan, düşünen ve dünyaya açık bir birey olup olmadığı daha önemlidir.

Asıl mesele budur.

Çünkü eğitim; gösteri değil, gelecek meselesidir.

Okul, sahne değildir.

Öğretmen, oyuncu değildir.

Çocuk ise hiç kimsenin reyting malzemesi değildir.

Toplum olarak her şeyi o kadar hızlı tükettik, o kadar gösterişe teslim olduk ki, içeriği kaybettik.

Diplomaların değeri tartışılır hale gelirken, törenlerin ihtişamı büyüdü.

İçi küçüldü, ambalajı büyüdü.

Belki de meselenin özü tam burada yatıyor.

Gerçek başarının sesi yüksek olmaz.

Çünkü çoğu zaman, şovu büyük olanın içi küçüktür.

Kep büyüdü…

Ama akıl küçüldü.