​

​Yıl 1915...

Çanakkale’de sadece mermiler değil, koskoca bir devrin onuru havada çarpışıyordu. Metrekareye 6 bin merminin düştüğü o cehennemde, her siper birer mahşer yeriydi. Ama o mahşerde bir adam vardı; ufka bakıp “Geldikleri gibi giderler!” diyen...

Gazi Mustafa Kemal Atatürk...

Sadece bir orduya komuta etmiyordu; o, ölümü öldüren bir milletin iradesine ruh üflüyordu.

​Conkbayırı’nda askerin gözünün içine bakıp “Size ölmeyi emrediyorum!” dediğinde, o emir bir ölüm ilanı değil, bir milletin ebedi diriliş müjdesiydi. O emirle beraber 57. Alay birer birer toprağa düşerken, aslında her biri birer vatan toprağı oluyordu.

Şark Fatihi Kazım Karabekir Paşa’nın sarsılmaz azmi ve o muazzam komuta kademesinin imanı, sömürgeci devlerin çeliğini eritip Çanakkale’nin serin sularına gömdü.

​Peki ya o görünmez kahramanlar?

Mekanizması parçalanmış bir tabyada, “Ya Allah!” nidasıyla 215 kiloluk mermiyi sırtlayan Seyit Onbaşı’nın o an kemiklerinin çatırdayışını duymayan kulak, vatanı anlayabilir mi?

O mermi sadece demir değildi; içinde Şerife Bacı’nın Kastamonu yollarında, kağnısındaki cephane ıslanmasın diye çocuğunun battaniyesini mermilere örtüp, donarak can verirken bıraktığı son nefesi vardı. Şerife Bacı orada aslında evladını değil, vatanın istikbalini sarıp sarmalıyordu.

​Ezineli Yahya Çavuş, yanındaki 67 yiğitle binlerce kişilik orduya kafa tutarken, gücünü sadece tüfeğinden almıyordu.

O gücü; 9 yaşındaki Nezahat Onbaşı’nın o küçücük elleriyle tuttuğu bayraktan, anaların dualarından ve Mustafa Kemal’in “Ya İstiklal Ya Ölüm!” diyen o sarsılmaz andından alıyordu.

​Bugün 2026 yılındayız...

Belki bugün siperlerde beklemiyoruz ama emanet edilen o ruhun ne kadar uzağındayız? Eğer bugün bir evlat annesini, babasını koruyamıyorsa; eğer değerlerimiz sanal masalarda heba ediliyorsa, Seyit Onbaşı’nın sırtındaki yükten haberimiz yok demektir.

​Çanakkale Geçilmedi! Ama Çanakkale sadece bir boğazın adı değil; bir duruştur, bir namustur.

​Başta Anafartalar Kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Kazım Karabekir Paşa olmak üzere; bu vatanı canıyla, kanıyla, evladının battaniyesiyle kuran tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.

​Siz toprağın altında değil, bizim vatan çarpan yüreğimizdesiniz.