Afyonkarahisar’da bir zincir markette, henüz 7 yaşındaki ufak bir çocuk; Mustafa Ali...
Raflarda duran çakmak gazı tüpüyle oynarken soluduğu gaz nedeniyle fenalaşarak aramızdan ayrıldı ve geride yürekleri pare pare yanan ana-baba bıraktı.
Ölümün ne anlama geldiğini dahi bilmeyen bir sabi, bir market reyonunda nasıl hayatını kaybeder?
Bu sorunun cevabı maalesef cebimizde taşıdığımız ekranlarda, denetimsiz sosyal medya platformlarında ve izlediğimiz dijital çürümede gizli.
Sanal Dünyanın Gizli Tuzağı: Tehlikeli Akımlar
Bugün YouTube’da, Reels videolarında, TikTok’ta hatta bütün sosyal medyada çocukların saf zihinlerini hedef alan sözde "meydan okuma" (challenge) videoları katlanarak artıyor.
Evdeki deterjanları, kimyasalları, boyaları birbirine karıştırıp "yeni bir iksir bulduk" ya da "mucize yarattık" diyen içerik üreticileri, binlerce masum çocuğun hayatını kumar masasına sürüyor.
Yedi yaşındaki bir çocuk, gördüğü o parıltılı ama zehirli illüzyonu bir oyun zannediyor. Ne tehlikeden haberdar ne de sonuçlarını tartabilecek akıl süzgecine sahip. Ebeveynler anlık bir dalgınlıkla gözünü ayırdığında, evdeki temizlik malzemeleri ya da market raflarındaki ölümcül kimyasallar birer katile dönüşebiliyor. Son anda fark edilmeyen her "deney", ne yazık ki Afyonkarahisar’daki gibi trajik sonlarla bitiyor.
Sorumluluk Kimde?
Burada sorumluluğu sadece çocukların üzerine yıkarak işin içinden sıyrılamayız.
Bu tablonun asıl sorumluları; denetimsiz Dijital Mecralar: Çocukların erişimine elini kolunu sallaya sallaya giren, şiddeti, tehlikeyi ve ucube akımları marifet gibi sunan algoritmalar ve içerik üreticileridir.
Raf Güvenliği Alınmayan Alanlar: Çakmak gazı, tiner, yapıştırıcı gibi uçucu ve öldürücü kimyasalların; çocukların boyunun yeteceği, elini uzatıp alabileceği açık reyonlarda serbestçe satılması büyük bir ihmaldir.
Bu tür maddelerin eczane titizliğiyle, kilitli dolaplarda ya da kasa arkasında muhafaza edilmesi zorunlu hale getirilmelidir.
Çözüm Nerede? Acil Tedbir Şart!
Okulların açıldığı, yeni ders zillerinin çaldığı şu günlerde eğitim yuvalarımıza çok büyük bir görev düşüyor. Çocuklarımızı sadece akademik sınava hazırlamak yetmez; onları bu dijital canavarlardan korumak zorundayız.
Sıkı Yasal Yaptırımlar:
Çocukların hayatını tehlikeye atan, tık uğruna onları ölüme özendiren içerikler üretenler ve bu platformlar en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.
Okullarda Psikolojik Destek:
Okullarda uzman psikologlar tarafından haftanın belirli günlerinde düzenli rehberlik ve farkındalık çalışmaları yürütülmeli, çocukların dijital dünyadaki tehlikeleri ayırt etme bilinci artırılmalıdır.
Piyasa ve Reyon Denetimi:
Zincir marketler başta olmak üzere tüm işletmelerde tehlikeli maddelerin çocuk erişimine kapatılması için acil denetimler ve yasal zorunluluklar getirilmelidir.
Unutmayalım ki; yedi yaşındaki bir çocuğun hayata veda edişi basit bir kaza değil, göz yumduğumuz dijital kirliliğin ve denetimsizliğin sonucudur.
Daha fazla Mustafa Ali'ler gitmesin, yürekler yanmasın istiyorsak, gerek aileler, gerekse yetkililer olarak artık uyumak değil, uyanık olmak zorundayız.