
Bir gün bir sahâbe, cuma namazına yetişmek için mescide doğru koşmaya başlar. Mescide varınca abdest almak üzere ayakkabısını çıkarırken, farkında olmadan bir karıncayı ezdiğini görür.
Bir anda yüreği titrer, gözlerinden yaşlar süzülür.
Bir karınca için dökülen yaş,
İmandandır gönüldeki telaş.
Merhametle atan her bir yürek,
Rahmân'a açılan kutlu bir eşik.
Sahâbe, Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) huzuruna gelir:
"Yâ Resûlallah! Farkında olmadan bir karıncayı ezdim. Bunun hesabını mahşerde nasıl vereceğim?" diye sorar.
Efendimiz:"Ey ashabım! Bundan daha büyük bir günah işledin mi?" buyurur.
Sahâbe başını öne eğer:"Yâ Resûlallah! Ben cahiliye devrinde kızını diri diri gömenlerdenim." der.
Efendimiz:"Anlat ashabım..." buyurur.
Sahâbe, küçük kızını kuyu başına götürdüğünü, masum yavrusunun "Babacığım, üzerin toz oldu." diyerek elbisesini silmeye çalıştığını, buna rağmen onu toprağa gömdüğünü gözyaşları içinde anlatır.
Bu sözleri işiten herkes hıçkırıklara boğulur.
Bir söz düştü yetim dilden,
Taş eridi o tek cümleden.
"Üzerin toz oldu babacığım..."
Titredi vicdan, ağladı âlem.
Rivayete göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), bu ibretli hâdiseyi tekrar anlattırarak ümmetine şöyle hatırlatır:
"İşte siz İslâm'dan önce böyleydiniz. Dün kızını diri diri gömen biri, bugün bir karıncayı ezdiği için gözyaşı döküyor. İşte İslâm'ın kalplere kazandırdığı merhamet budur."
İslâm geldi, gönüller dirildi,
Kin ve zulüm rahmete çevrildi.
Taş gönüller gül oldu açtı,
İnsan, insan olmayı seçti.
"Kim zerre kadar hayır işlerse onu görür. Kim de zerre kadar şer işlerse onu görür." (Zilzâl Sûresi, 7-8)
Allah Teâlâ bizlere merhametli bir kalp, samimi bir tevbe ve iman üzere bir ömür nasip eylesin.
Bizleri Peygamber Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) sancağı altında, sıddıklarla, şehitlerle ve salih kullarla birlikte haşreylesin. Âmin.
Hidayet Doğan Osmanoglu
Tc.Kul.Bak.Halk Sairi