Bazen bir insanın hayatı büyük sözlerle değil, küçük bir iyilikle değişir.

Bazen bir kitaplık dolusu nasihatin yapamadığını, samimi bir tebessüm başarır.

Ve bazen bir çocuğun cebine gizlice koyduğu çikolata, milyonlarca gönle ulaşacak bir hidayet yolculuğunun ilk adımı olur...

Fransa'nın mütevazı bir mahallesinde yaşayan İbrahim Amca, küçük marketinde insanların ihtiyaçlarını karşılayan sade bir esnaftı.

Her milletten, her dinden insan onun dükkânına uğrar, güler yüzüyle karşılanırdı.

Bir gün dükkânına gelen küçük bir Yahudi çocuk vardı. Adı Cad idi.Henüz yedi yaşındaydı...

Her alışverişinde gizlice bir çikolatayı cebine koyuyor, fark edilmediğini sanıyordu.

Aylar geçti...

Bir gün yine alışveriş yaptı fakat bu defa çikolatayı almayı unuttu.

Tam kapıdan çıkarken arkasından şefkat dolu bir ses duydu:

"Cad, bugün çikolatanı almadın evladım."
Çocuk şaşkınlıkla döndü.

Demek biliyordu...
Demek aylardır görüyordu...

Ama ne azarlamıştı ne de utandırmıştı.

İbrahim Amca çocuğun başını okşadı:
"Bir daha çalma evladım. Hırsızlık doğru değildir. Ama canın çekerse gel, ben sana hediye ederim."

İşte o gün...
Bir çikolata, bir kalbe dokundu.

Ne bağırdı ne kırdı gönlü,
Ne incitti bir tek sözü.
Bir çikolata uzattı sadece,
Açtı nice hidayet yolu.

Yıllar geçti...
Cad büyüdü.

İbrahim Amca onun için artık sadece bir bakkal değil; bir dost, bir sırdaş, bir baba olmuştu.

Her sıkıntısında ona koşuyordu.
İbrahim Amca ise çekmecesinden eski bir kitap çıkarıyor, rastgele açtırıyor ve açılan sayfalardan ona yol gösteriyordu.

Hayret verici şekilde her mesele çözülüyordu.

Tam on yedi yıl...
Bir çocuk delikanlı oldu.
Fakat vakit gelmişti.

İbrahim Amca, Rabbine kavuştu.
Geride ise küçük bir sandık bıraktı.

Vasiyeti açıktı:
"Bu sandık Cad'a verilsin."

Acısıyla günlerce sandığı açamadı genç adam.

Fakat bir gün çaresizlik içinde sandığı açtığında, yıllardır kendisine rehberlik eden o kitabı buldu.

Merak etti.
Araştırdı.

Ve öğrendi...
O kitap Kur'ân-ı Kerîm'di.

O ana kadar İbrahim Amca ona bir kez bile:
"Müslüman ol."dememişti.

Bir kez bile:"Sen yanlış yoldasın."dememişti.
Ama Kur'an'ın ahlâkını yaşayarak göstermişti.

İşte bu yüzden Cad'ın kalbi çoktan hazırlanmıştı.Ve o gün:
"Eğer bu kitap buysa, ben Müslüman olmak istiyorum." dedi.

Kalpler zorla fethedilmez, Sevgiyle açılır kapılar. Bir güzel ahlâk bazen, Bin nasihatten daha fazla konuşur.

Sonra yıllar boyunca insanlar onun vesilesiyle İslâm'ı tanıdı.

Bir zamanlar çikolata çalan küçük çocuk, şimdi insanlara Kur'an'ın güzelliğini anlatıyordu.

Ve bütün bunların başlangıcında ne vardı?

Bir çikolata...
Bir tebessüm...
Bir merhamet...

Ve Kur'an ahlâkını yaşayan güzel bir insan...

Belki de bu yüzden Rabbimiz şöyle buyurur:"Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et."

Çünkü bazen bir kalbi değiştiren şey, söylenen sözler değil; yaşanan güzelliklerdir.
Allah, güzel ahlâkıyla gönüllere dokunan bütün güzel insanlardan razı olsun.

Rahmet olsun İbrahim Amca'ya...
Rahmet olsun hidayete vesile olanlara...

Ve Rabbim bizleri de, bir gönle dokunabilen kullarından eylesin.
Âmin...

HİDÂYET DOĞAN OSMANOĞLU
Tc. Kül. Bak. Halk Şairi