İnsan, dünyada neyi seviyorsa ona doğru yürür; kalbi kiminle doluysa, hayatını da ona göre şekillendirir.

İşte bu sebeple İslâm, kalbin en büyük sermayesinin Allah ve Resûlü sevgisi olduğunu haber vermiştir.

Cenâb-ı Hak, Bakara Sûresi'nin 165. âyet-i kerîmesinde şöyle buyurur:
"İman edenlerin Allah'a olan sevgisi her şeyden daha kuvvetlidir."

Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) de imanın en önemli alâmetini şöyle açıklamıştır.-Allah ve Resûlü'nün sana her şeyden daha sevgili olmasıdır."

Yine başka bir hadîs-i şerifte:-"Allah ve Resûlü size her şeyden daha sevgili olmadıkça gerçek iman etmiş olmazsınız." buyurmuşlardır.

Sevgi dille söylenmez yalnız,
Fedakârlık ister her an.
Allah aşkı düşen kalbe,
Cennet olur bu fânî cihan.

Bu sevginin en güzel örneklerinden biri Mus'ab bin Umeyr (radıyallâhü anh)'dır.

Mekke'nin en zengin, en yakışıklı ve en güzel giyinen gençlerinden biri iken, Allah ve Resûlü uğruna bütün servetini geride bırakmıştı.

Bir gün Resûlullah Efendimiz onu üzerinde sadece beline bağlanmış bir koyun derisiyle görünce ashâbına şöyle buyurdu:--"Şu zata bakınız! Bir zamanlar en güzel nimetler içinde yaşıyordu.

Allah ve Resûlü'ne olan sevgisi onu bugün gördüğünüz hâle getirdi."

Demek ki gerçek sevgi, rahatını değil rızâyı tercih edebilmektir.

Mal tükenir, ömür geçer,
Dünya kalmaz elde bir gün.
Allah için verilenler,
Kalır sonsuz, olur düğün.

Bir gün bir A'râbî, Peygamber Efendimiz'e gelerek:
"—Yâ Resûlallah! Kıyamet ne zaman kopacak?" diye sordu.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ona:
"—Sen kıyamet için ne hazırladın?" buyurdu.

Adam mahcup bir edayla:"—Farz ibadetlerden başka çok amelim yok. Ama ben Allah'ı ve Resûlü'nü seviyorum." dedi.

Bunun üzerine Efendimiz'in müjde dolu cevabı asırlardır müminlerin gönlünü ferahlatmaktadır:--Kişi, sevdiği ile beraberdir."

Enes bin Mâlik (radıyallâhü anh) der ki:
--"Biz Müslümanlar, bu hadîsi işittiğimiz gün kadar hiçbir şeye sevinmedik."

Çünkü Allah ve Resûlü'nü seven herkes için bundan daha büyük bir müjde düşünülemezdi.

Sevdiğinle haşrolursun,
Ne büyük bir müjdedir.
Muhabbetle atan kalpler,
Rahmetin müjdecisidir.

Hasan-ı Basrî Hazretleri buyurur:-"Kim Rabbini gerçek manada tanırsa O'nu sever. Kim dünyanın hakikatini anlarsa ona gönül bağlamaz."

Gerçekten de Allah sevgisi arttıkça dünyanın geçici cazibesi gönülden silinir.

Mümin, boşa geçen her anına üzülür; ömrünü Rabbinin rızasını kazanmak için değerlendirmeye çalışır.

Hazret-i Îsâ (aleyhisselâm), yolculuğunda üç toplulukla karşılaşır.

İlk topluluk cehennem korkusundan zayıf düşmüştü.

İkinci topluluk cennet özlemiyle erimişti.
Üçüncü topluluğun ise bedenleri zayıftı; fakat yüzleri nur gibi parlıyordu.

"—Sizi bu hâle getiren nedir?" diye sorunca:
"—Allah sevgisi..." diye cevap verdiler.

Hazret-i Îsâ (aleyhisselâm) üç defa:
"İşte Allah'a en yakın olanlar sizlersiniz." buyurdu.

Çünkü onların gayesi ne sadece cennet ne de yalnız cehennemden kurtulmaktı. Onlar, yalnız Rablerinin rızasını istiyorlardı.

Ne cennet için sevdim Seni,
Ne de ateşten korkarak.
Yeter bana ey Rabbim,
Rızânı kazanarak.

Azrâîl (aleyhisselâm), İbrahim (aleyhisselâm)'ın ruhunu almaya geldiğinde o:
"Hiç dostunu öldürmek isteyen bir dost olur mu?" diye sordu.

Bunun üzerine Cenâb-ı Hak:
"Hiç dostuna kavuşmak istemeyen bir dost olur mu?" diye vahyetti.

Bu hitabı duyan Halîlullah:
"Ey ölüm meleği! Şimdi ruhumu al." buyurdu.

Çünkü ölüm, Allah dostları için son değil; sevgiliye kavuşmanın başlangıcıdır.
Kalbi Allah sevgisiyle dolan kimse için dünya bir misafirhane, ölüm ise vuslat kapısı olur.

Ey gönül! Sevgin Allah olsun,
Yolun Kur'ân, rehberin Nebî.
Son nefeste yüzün gülsün,
Rahmet olsun ebedî yeri.

Rabbimiz, kalplerimizi kendi sevgisi ve Habîbi Muhammed Mustafa'nın (sallallâhü aleyhi ve sellem) muhabbetiyle doldursun.

Dünyada sünnetine uyan, âhirette de sevgili kullarıyla birlikte haşrolan bahtiyarlardan eylesin.

Âmin yâ Rabbi'l-âlemîn.

Kaynak Hayat Rehberi-Fazilet Takvimi

Hidayet Doğan Osmanoglu
TC.Kul.Turizm Bak.Halk Sairi