Bazı şehirler vardır; yalnızca taşla, toprakla kurulmaz.

Onları var eden, vatan sevgisini her şeyin üzerinde tutan insanların fedakârlığıdır. Kırıkkale de işte böyle bir şehrin adıdır.

Kırıkkale, adını şehrin kuzeyinde yükselen Kaletepe Höyüğü ile bugün mahalle statüsünde bulunan Kırık Köyü'nden almıştır.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında bu topraklar, yalnızca birkaç köyün bulunduğu mütevazı bir yerleşim yeriydi.

Ancak ilerleyen yıllarda atılan doğru adımlar sayesinde Anadolu'nun en önemli sanayi şehirlerinden biri hâline geldi.

Bir avuç topraktı dün, bugün koskoca şehir oldu,
Vatan aşkıyla yoğrulan emek, destana dönüştü.

Bir muhtarın gönlündeki umut filiz verdi,
Kırıkkale, Cumhuriyet'in gururu oldu.

1923 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi, askerî fabrikaların Anadolu'ya taşınmasına karar verdi. Bunun üzerine Askerî Fabrikalar Umum Müdürü Asım Paşa başkanlığındaki heyet, uygun bir yer belirlemek amacıyla Keskin ve Kızılırmak çevresinde incelemelerde bulundu.

Keskin'de aradıkları şartları bulamayan heyet, Beyobası yönüne doğru ilerledi. O sırada Kaletepe'deki çardağında bulunan Kırık Köyü Muhtarı Hüseyin Kahya Hiçyılmaz, misafirleri fark ederek onları büyük bir içtenlikle karşıladı.

Yol yorgunu heyete serin ayranlar ikram edildi. Samimi sohbet sırasında geliş sebeplerini öğrenen Hüseyin Kahya, hiç tereddüt etmeden şu tarihî sözleri söyledi:
"Devletimiz için gerekiyorsa bu toprakların tamamını vermeye hazırız. Biz vatan için cephede can verdik; bugün de toprağımızı vermekten geri durmayız."

Bu sözler, yalnızca bir muhtarın değil; milletini her şeyin üzerinde tutan bir Anadolu insanının yüreğinden yükselmişti.

Toprağı mal bilmedi, vatana emanet dedi,
Menfaat değil, millet kazansın istedi.

Bir gönül, bir söz, bir iman yetti;
Bir köyden doğdu koca bir şehir.

Bu fedakârlık karşısında Asım Paşa, askerî fabrikaların bu bölgede kurulmasına karar verdi. Ardından bölgeye gelen Alman mühendislerin bulunduğu heyet talihsiz bir tren kazası geçirdi.

Yaşanan acılara rağmen çalışmalar durmadı. 1924 yılında fabrikanın temeli atıldı ve Kırık Köyü'nün mütevazı halkı inşaatlarda büyük bir özveriyle çalıştı.

Kırıkkale'nin seçilmesinde; demiryolunun Yahşihan'dan geçmesi, Kızılırmak'ın enerji potansiyeli ve bölgenin üç tarafının dağlarla çevrili olması gibi stratejik özellikler önemli rol oynadı.

Fabrikaların faaliyete geçmesiyle birlikte Keskin, Çorum, Yozgat, Çankırı, Kırşehir ve Anadolu'nun dört bir yanından insanlar buraya gelerek yeni bir hayat kurdu.

Böylece küçük bir köy, kısa zamanda büyüyen bir sanayi merkezine dönüştü. 1929 yılında nahiye olan Kırıkkale, 1989 yılında il statüsüne kavuşarak Türkiye'nin önemli şehirlerinden biri oldu.

Tarihi yazan yalnız kalem değildir,
Bazen bir yudum ayran, bazen samimi bir yürektir.

İnsan gider, eser kalır;
Vatan için atılan her adım, sonsuza dek yaşar.

Bugün Kırıkkale'nin sokaklarında dolaşırken, yükselen fabrikaların, gelişen mahallelerin ve büyüyen şehrin ardında Hüseyin Kahya Hiçyılmaz gibi isimsiz kahramanların emeğini görmek gerekir.

Onlar makam peşinde koşmadılar; milletin geleceğini düşündüler. Sahip oldukları toprağı, çocuklarının istikbali ve vatanın bekası için seve seve feda ettiler.

Allah, Kırıkköy Muhtarı Hüseyin Kahya Hiçyılmaz'dan razı olsun. Mekânı cennet, makamı âli olsun.

Bugün Kırıkkale varsa, onun harcında alın teri kadar; iman, fedakârlık ve vatan sevgisi de vardır.

İşte bu yüzden Hüseyin Kahya Hiçyılmaz'ın adı, Kırıkkale tarihinin unutulmaz kahramanları arasında yaşamaya devam edecektir.

Hidayet Doğan Osmanoglu
TC Kul.Bak.Halk Sairi