Ramazan-ı Şerif geldi…

Minareler süslendi.

Mahyalar yandı.

Okullarda çocuklar ilahi söyledi.

Ve bundan rahatsızlık duyup tehlike gibi algılayanlar oldu.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullarda düzenlediği Ramazan etkinlikleri programı üzerinden tartışma başladı.

Kaldırılsın” diyenler çıktı.

Okulda Ramazan olur mu?” diye soranlar oldu.

Ben de soruyorum:

Neden olmasın?

Bir toplum kendi kültürünü, kendi manevi değerini okulunda konuşamayacaksa nerede konuşacak?

Biz daha bir ay önce neyi konuşuyorduk hatırlıyor musunuz?

15 yaşındaki bir çocuk…

Sokak ortasında akranları tarafından zorbalığa uğradı, bıçaklanarak öldürüldü.

Bu ilk değildi.

Belki de son olmayacak.

Akran zorbalığı…

Uyuşturucu…

Alkol bağımlılığı…

Şiddet…

Saygısızlık…

Hırsızlık…

Merhametsizlik…

Hepimiz aynı soruyu sormadık mı?

“Bu nesle ne oluyor?”

Nasıl bu hale geldik?”

“Bu çocukları nasıl kurtaracağız?”

Televizyon programları yapıldı.

Köşe yazıları yazıldı.

Uzmanlar konuştu.

Ama çözüm konuşulunca rahatsız oluyoruz.

Çünkü çözüm; sadece güvenlik kamerası değil.

Sadece ceza değil.

Sadece yasak değil.

Çözüm; değer inşa etmektir.

Ramazan dediğimiz şey;

aç kalmak değildir sadece...

Ramazan; sabırdır.

Ramazan; nefsi tutmaktır.

Ramazan; başkasının hakkına el uzatmamaktır.

Ramazan; merhamettir.

Çocuğa bunu öğretmek hangi pedagojik ilkeye aykırıdır?

Biz bir yandan “ahlak çöküyor” diye şikâyet edip,

öte yandan ahlakı besleyecek her girişimden rahatsız olursak

bu çelişkiyi nasıl açıklayacağız?

Çocuk bir ilahi söyledi diye laiklik yıkılmaz.

Asıl, kültürel ve manevi değerlerin görünürlüğünden korku üretmek; laikliği bir din karşıtlığı gibi sunmak, onu bir yasaklama aracına dönüştürmek laikliğe daha çok zarar verir.

Laiklik; inançla kavga etmek değil,

inançlar karşısında adil ve eşit mesafede durmaktır.

Okulda Ramazan etkinliği yapmak, kimseyi ötekileştirmek değildir.

Bir kültürü, bir değeri, bir geleneği yaşatmaktır.

Biz yıllardır “Ah o eski Ramazanlar” demiyor muyduk?

Mahalle kültürünü, paylaşmayı, komşuluğu, saygıyı özlemiyor muyduk?

Şimdi çocuklarımız o atmosferin bir parçasını okulda görünce mi sorun oldu?

Eğer bu nesli kurtarmak istiyorsak,

ona sadece akademik bilgi değil,

ahlaki pusula da vermek zorundayız.

Maneviyat boşluğu olan bir nesil;

teknolojiyle büyür ama yönünü kaybeder.

Ramazan etkinliği bir başlangıçtır.

Bir değer hatırlatmasıdır.

Bir vicdan çağrısıdır.

Asla bir siyaset malzemesi değildir. Olmamalıdır da...

Biz soruyorduk ya:

“Bu çocukları nasıl kurtaracağız?”

Belki de cevap;

onlara köklerini hatırlatmaktan geçiyor.

Ramazan geldi.

Mahyalar yandı.

Bırakalım çocukların gönlünde de bir ışık yansın.