Hayat bazen başladığı yerde biter.

Ama bu kez olan, bir kader cilvesi değil; bir vicdan cinayetidir.

Güllü’nün hikâyesi, daha gün yüzü görmeden bir düşüşle başlamıştı.

Annesi ona hamileyken geçirdiği bir kazada yere düşmüş, o sarsıntıyla Güllü hayata tutunmak için acele etmişti. Erken gelmişti dünyaya...

Bir düşüşle başlayan ömür, belli ki hep tutunarak geçecekti.

Yıllar boyunca acının sesi oldu.

Şarkılarında hep bir hüzün, hep bir yara vardı. Kader ona ne verdiyse, o da sesiyle geri verdi.

Ama en derin yaranın, kendi canından geleceğini nereden bilebilirdi?

6. Katın Soğuk Sessizliği

Huzur aramak için almıştı Yalova’daki o evi.

Altıncı kat…

Belki denize bakıp içini hafifletecek, belki susarak iyileşecekti.

O gece o evde ne oldu?

Şarkılar söylendi, gülündü, eğlenildi...

Sonra bir an geldi…

Bir zamanlar annesinin karnında hayata tutunmak için çırpınan o beden, bu kez öz evladı tarafından boşluğa itildi.

Kayıtlar çözüldü.

Sesler duyuldu.

Seni atacağım şimdi!”

Ve ardından gelen o cümle…

Bir insanın ömrüne, bir annenin hayatına son noktayı koyan o kelime:

Hadi görüşürüz… bay bay.”

Bir annenin yüreğine katran dökülürcesine yakan son veda...

Bir evladın, annesini ölüme gönderirken söylediği veda cümlesi;

“bay bay”...

Güllü o altıncı kattan düşerken, belki de 51 yıl önceki ilk düşüşü geçti aklından.

Annesinin karnındaki o güvensiz ama umutlu an…

Bu kez karşısında yabancı yoktu.

Bu kez onu boşluğa iten; büyüttüğü, emzirdiği, uğruna uykusuz kaldığı evladıydı.

Beton zemin ne kadar soğuksa, o “bay bay” sesi ondan katbekat daha soğuktu.

“O gün br insan düşmedi orada;

İnsanlık yere çakıldı.”

Bir evlat, annesini bir valize sığdırıp kaçmaya çalışacak kadar ne zaman karardı?

Kaçmak nereye?

Dünyanın neresine gidersen git, o ses kulaklardan silinir mi?

Vicdan hangi sınır kapısında teslim edilir?

Güllü hayata bir düşüşle “merhaba” demişti.

Hayattan yine bir düşüşle, ama bu kez ihanetin kollarında ayrıldı.

O ev artık bir daire değil.

Merhametin son nefesini verdiği bir olay yeridir.

Kelepçeler takıldı.

İtiraflar geldi.

Ama toprağa giren sadece Güllü olmadı.

Bir toplumun en kutsal bildiği değer de onunla birlikte gömüldü:

ANNELİK...

Alışmayın

Bir annenin son nefesindeki yalnızlığa... Bir evladın dudaklarından dökülen o korkunç “bay bay”a...

Alışmayın...

Mekânın cennet olsun Güllü…

Bu dünya sana borçluydu.

Ama bu kadar can acıtarak ödememeliydi...