
Kıymetli Dostlar..
Hac vazifemizi yapmak için önce Medine'de sonra da Mekke-i Mükerremede bulunuyoruz elhamdülillah.
Günlerimiz umre tavaf ,Say ve namazla duayla geçiyor.
Biz sizleri duada unutmuyoruz inşallah sizde bizleri duaarınızda Rabbimize arz etmeyi unutmuyorsunuzdur.
Allah'ımızın evi Kabe-i Muazzama ile alakalı bir kıssa anlatarak hisse çıkaralım inşallah.
Kâbe’ye yakın bir bölgede (Muhtemelen Ecyad Kalesi, şimdiki Zemzem Tover'ın olduğu yerde) Osmanlı Karakolu vardı. Karakol komutanı Askerin birine emreder:
-Evladım git, askerler için kasaptan biraz et satın al gel, der. Asker gider. İstenilen miktarda eti satın alır ve dönüşte bakar ki, Kabe çok sakin. Tavaf tenhadır. Kendi kendine :
-Kabe'nin tenha olduğu şu sırada bir tavaf yapayım da öyle gideyim... der.
Bir tavaf yapar, sonra Karakola gider, aldığı eti Aşçıbaşına verir.
Aşçıbaşı eti yemek yapmak üzere doğrar, kazana koyar. Ateşi yakar. Pişirmeye bırakır. Ne var ki et pişmek bilmez. Pişmediği gibi çiğ görünüşünde en küçük bir değişiklik olmaz.
Aşçıbaşı ateşi ne kadar korlasa da, ette en küçük bir pişme emaresi yoktur. Durumu komutana haber verir. Komutan da aynı hali müşahede eder. Komutan eti alan eri çağırır. Askere, emir verdikten sonra ne yaptığını sorar.
Er anlatır:
-Komutanım! Eti alıp dönüşte baktım ki, Kâbe’de tavaf tenhadır. Bir tavaf yapayım da öyle gideyim, dedim. Kucağımda etle beraber tavaf ettim. Bitince de tavaf namazını kıldım ve geldim. Başka bir şey yapmadım.
Komutan, hayret ve heyecanla etrafındakilere gözyaşları içerisinde şöyle seslenir:
-Bakınız! Allah (cc) Kabe’yi tavaf eden cansız eti bile ateşte yakmıyor. Ya Onu tavaf eden insanı hiç yakar mı!
Rabbim yaptıgımız bu umreler ve hac ziyaretimizle bizi de eti cehenneme haram kılınanlardan eylesin. Âmîn..
Hayırlı cumalar..
Hidayet Doğan Osmanoğlu