“Allâhü Teâlâ nezdinde, Arefe gününden daha faziletli hiçbir gün yoktur…”
(Hadîs-i Şerif)

Arefe…Rahmetin yeryüzüne indiği gün…
Semâ kapılarının ardına kadar açıldığı vakit…
Günahların affa, gözyaşlarının duaya dönüştüğü mübarek zaman…

Bugün, milyonlarca Müslüman;
Kâbe’nin gölgesinden Arafat’a doğru aynı heyecanla yürümekte…
Farklı diller, farklı renkler, farklı milletler…

Ama tek bir nida:“Lebbeyk Allahümme Lebbeyk…”
Çünkü hac; yalnızca bir yolculuk değildir.Hac bir mekteptir…Takvâ okuludur…
Nefsi terbiye etme dersidir…

İnsan burada;sabretmeyi, susmayı, kardeş olmayı öğrenir.Kendi kusurlarıyla yüzleşir.Dünyanın geçiciliğini daha derinden hisseder ve sonra Arafat gelir…

Peygamber Efendimiz (s.a.v.):“Hac Arafat’tır.”
(Tirmizî) buyurarak haccın özünü bir cümlede ifade etmiştir.

Çünkü Arafat;tanımaktır,bilmektir,buluşmaktır…
Kulun Rabbiyle yeniden ahitleşmesidir.

Arafat vakfedir…Vakfe ise durmaktır.Nefsini durdurmak…Öfkeni durdurmak…
Dünyaya aşırı bağlılığını durdurmak…Ve gözyaşlarıyla manevî kirlerden durulanmaktır.

İşte bu yüzden Arafat’ta açılan eller, başka hiçbir yerde olmadığı kadar içtendir…

Mevlâ’ya dua ettim, kolay kıldı işimi,
Kucakladım Kâbe’de üç milyon kardeşimi…
“Bırak artık ey şeytan, bırak artık peşimi!”
Arafat’ta söz verdim Cenâb-ı Allah’a ben…

Kefen misâli beyaz ihramlara sarındım,
Meleklerin gölgesinde rahmete barındım…
Nefsin karanlığından, hevâlardan arındım,
Arafat’ta söz verdim Cenâb-ı Allah’a ben…

Milyonların kalbinde aynı yakarış vardı,
Çöl rüzgârı altında gözlerde yaşlar vardı…
Her damlada affa dair bir niyaz saklıydı,
Arafat’ta söz verdim Cenâb-ı Allah’a ben…

Nûra bulanmış eller semâları delerken,
Rabbim günah defterin sessizce silerken…
Şeytan öfkeyle kinini bilerken,
Arafat’ta söz verdim Cenâb-ı Allah’a ben…

Öyle bir aşk düştü ki yüreğimin içine,
Can fedâ olsun dedim Hak yolunun izine…
Îman tahtına çıktım, dönmem dünya sözüne,
Arafat’ta söz verdim Cenâb-ı Allah’a ben…

Siir Rahmetli Sairimiz Cengiz Numanoglu Ustadima aittir.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Şeytan, Arefe gününden başka hiçbir günde daha zelîl, daha hakîr ve daha öfkeli görülmemiştir.”

Çünkü bugün;Allah’ın rahmetinin sağanak sağanak indiği gündür…
Meleklerin bile hayranlıkla baktığı gündür…

Hadîs-i şerifte bildirildiği üzere Rabbimiz meleklere şöyle buyurur:
“Kullarıma bakınız!Saçları dağılmış, üzerleri toz toprak içinde, uzak yollardan rahmetimi umarak bana geldiler…”

Ne büyük müjde…Ne büyük ikram…Arefe günü yapılan dualar boş çevrilmez.
Tevbeler kabul edilir.Kalpler yumuşar.

Nice günahlar rahmet denizinde kaybolur gider…

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), ümmeti için dua etmiş;
Allah Teâlâ da ümmetin mağfiret olunduğunu müjdelemiştir.

Sabah olduğunda Müzdelife’de yapılan niyaza karşılık:
“İstediğin verildi…”buyrulmuştur.

Bunun üzerine Fahr-i Kâinat Efendimiz tebessüm etmiş ve:
“İblis, ümmetimin affedildiğini öğrenince kendisini yerlere atıp başına toprak saçıyordu…”buyurmuştur.

Demek ki bugün;şeytanın kahrolduğu,müminin ise affa kavuştuğu gündür.

Rabbim bütün hacılarımıza;Hz. Ebûbekir’in sadakatini,Hz. Ömer’in adaletini,Hz. Osman’ın haya ve iffetini,Hz. Ali’nin ilim ve şecaatini,yani Peygamber Efendimizin ahlâkını kuşanmayı nasip eylesin…

“Hacı” olarak dönmeyi değil,ömür boyu hacı kalabilmeyi nasip eylesin…

Ve bizleri:“Ya Rabbi…Bizi bilen, tanıyan, dua bekleyen hangi kardeşimiz varsa; gönüllerinden geçen hayırlı muratlarını kendilerine ihsan eyle…”duasına mazhar olan kullarından eylesin…

Mekke-i Mükerreme’den,Arafattan selam ve dualarımla…

HIDAYET DOGAN OSMANOGLU
Tc. Kul. Bak. Halk Sairi