
Hayatta her insanla el sıkışmak, herkese “merhaba” demek zorunda değilsin.
Bu, kibir değil duruştur. Çünkü samimiyetin değeri, her önüne gelene dağıtılacak kadar ucuz olmamalı. İnsan, kimi hayatına alacağını, kimle yol yürüyeceğini iyi seçmeli. Samimiyetsiz bir “merhaba” bile bazen gereksiz bir bağ kurar. O yüzden tavır net olmalı, çizgi baştan çizilmeli.
Balık baştan kokar derler ya… İşte bu yüzden bazı kapılar en başta kapalı kalmalı.
Hayatta isim, karakter ve çizgi bir kez lekelenirse, geri dönmek zordur.
İnsan, adını ve onurunu da koruyarak yürümeli bu yolda. Zirveye ulaşmak kolay değildir; çünkü zirve soğuktur, rüzgârı sert eser. Oraya ulaşabilenler; kararlığı, zekâsı, kendine ve sağlam bir duruşun insanlarıdır.
Ve bil ki…
Kasadan ayırdığın çürük domatesler —yani hayatından çıkardığın ya da hiç içeri almadığın insanlar— bir gün mutlaka seni konuşacaklardır. Bu kaçınılmazdır. Çünkü sen ilerlerken, onlar yerinde sayacak. Çünkü sen üretirken, onlar dedikodu yapacak. Çünkü sen yükselirken, onlar eksikliklerini senin üzerinden örtmeye çalışacak.
Ama bu seni asla üzmesin. Tam tersine, bu konuşmalar senin başarının sessiz alkışıdır.
Başarılı insanın adı dillerde gezer, çünkü başarısız olanlar onu örnek alamaz, ancak konuşabilir.
Hayatta bazen birini kasadan ayırmak —yani hayatından çıkarmak ya da hiç almamak— kötü bir şey değildir.
Bu, bir temizliktir. Çünkü çürük domatesler, sağlam olanların hepsini bozmasına izin vermemektir. Bazen insanların maskeleri düşer, karakterleri belirlenir. Ama sen, çizgini bozmadığın sürece doğru yoldasın demektir.
Unutma;
Her dostun seni alkışlaması gerekmez, her düşmanın da seni yıkamaz.
Yeter ki sen kendi çizgini, kendi adını, kendi duruşunu koru.
Zirvede yürümek yalnızlıktır ama aynı zamanda en büyük gücün de ta kendisidir.