Sokak lezzetlerine meraklı bir milletiz. Gece yarısında meşhur cıgercisi vardır çok kişinin. Tezgahını sokak kenarına kurar iyi giyimli kadınlı erkekli insanlar esrik kafalarının protein ihtiyaçlarını karşılarlar.

Sanayi köftecileri Türkiye'nin her sanayi sitesinde konuşlanmıştır patrondan ışçiye hizmet verirler.

Seyyar midye dolmacılar İstanbul Boğazında da vardır, bir iç Anadolu kentinde de. Hele nohutlu pilav yılların efsanesidir.

Son günlerde bir ailenin üç ferdi midye, kumpir ve lokum yedikten sonra hayattan koptular.

Her zaman olduğu gibi bir felaket sonrası klasik sözleri dinlemeye başladık.

Seyyar satıcılar varken gıda güvenliğini sağlamak mümkün değildir. Tükürük köftesi yemeyi marifet sayan bizler seyyar satıcılardan vaz geçemiyoruz.

Ekonomik sıkıntılar her şeyde olduğu gibi insanları ucuz gıdaya yönlendiriyor.

Seyyar satıcıları yasaklamadan ki mümkün değil, lokantaları her gün habersiz denetlenmesini yapmadan, ekonomik refahı sağlamadan gıda güvenliği sağlamak bana göre mümkün değil

Biz toplu yaşamayı öğrenemedik, herkesin evi pırıl pırıldır ama ortak alanlar çöp doludur, çoğu umumi tuvalete giremezsiniz.

Peki çözüm var mı, kültür, terbiye, edep ve adap önemli, denetim ve takip sıklığı gerekli
Bir önerim var kendini tanıtmadan gönüllü bir şekilde belediyeye çalışan müfettişler ile her yer her günn denetlenebilir işletme sahibinin haberi olmadan, ama böyle bir şeyin olacağını bilerek.

NE yediğimizi bilmeden yaşıyoruz. Sebze meyva temiz mi bilmiyoruz, kırmızı ve beyaz etler sağlıklı mi emin değiliz.

Belgeyle sağlananayacak disiplinin yolları var.

Dr. Oğuzkan Bölükbaşı