Aynı masada oturup başka partilere gönül verebiliriz. Kimimiz farklı liderleri destekler, kimimiz başka bir ideolojiye inanırız. Bunların hepsi doğaldır.
Çünkü demokrasi farklılıklarla güçlenir.

Ama bir gerçek var ki; onun üzerinde tartışma olmaz:
Kırıkkale’nin yetiştirdiği siyasetçilerimiz, bu şehrin ortak değeridir.
Bu topraklarda büyümüş, bu şehrin havasını solumuş, aynı caddelerde yürümüş, aynı insanlarla omuz omuza yaşamış siyasetçiler; hangi partiden olursa olsun önce Kırıkkale’nin evladıdır.

Onların siyasi kimliği ayrı bir konudur. Eleştirebiliriz, desteklemeyebiliriz, fikir ayrılığı yaşayabiliriz. Ancak memleket kimliği söz konusu olduğunda orada birleşmek zorundayız.

Çünkü şehir bilinci, parti bilincinden önce gelir.
Memleket sevgisi, siyasi rekabetten büyüktür.

Bizim kırmızı çizgilerimiz varsa, o çizgilerin en başına şunu yazmalıyız:

“Kırıkkale’nin yetiştirdiği siyasetçilere saygı.”

Bu saygı körü körüne destek değildir. Bu, vefadır.
Bu, memleketine sahip çıkma kültürüdür.
Bu, “bizden biri” bilincidir.

Siyaset gelip geçicidir. Partiler değişir, dönemler kapanır, liderler yenilenir. Ama Kırıkkale kalır.
Ve bu şehirden çıkan her isim, hangi görüşten olursa olsun, bu şehrin adını taşır.

İşte bu yüzden diyoruz ki:
Kırıkkale’nin yetiştirdiği siyasetçilerimiz şehrimizin ortak değeridir.
Ve ortak değerler kırmızı çizgimiz olmalıdır.

Fikir ayrılığı yaşayabiliriz,
Ama memleket söz konusu olduğunda ayrışamayız.

Çünkü biz önce Kırıkkaleliyiz.