Hayat bazen, insana kelimelerle anlatılamayan dersler verir. Bu dersler ne kitaplarda yazılıdır ne de bir bilgenin ağzından duyulmuştur. Onlar, yaşanarak öğrenilir. Ve ne yazık ki bu öğrenme sürecinin bedeli çoğu zaman ağırdır: Pişmanlık.
Zamanla fark ediyorsun. Bazı insanlarla kurduğun iletişim, dostluk sanıp bağlandığın ilişkiler, aslında ruhunun çorak topraklarında büyümeye çalışmış kaktüsler gibiymiş. Güzellik beklerken dikenler dolmuş içine. Bunu fark ettiğinde, sadece harcadığın zamana değil, o anlara yüklediğin anlamlara da üzülüyorsun. En basitinden bir günaydın, bir selam, bir içten gülümseme bile pişmanlık sebebine dönüşebiliyor. Çünkü karşılığında gördüğün şey; içtenlik değil, hesap. Sevgi değil, çıkar. Samimiyet değil, oyun.
Hayat, bir tiyatro gibi. Sahnede rollerini başarıyla oynayan insanlar dolu. Kiminin yüzünde tebessüm, içinde fırtınalar kopuyor. Kimiyse öfke içinde kaynarken dışarıya huzur yansıtıyor. Ve biz, çoğu zaman bu maskeleri gerçek sanıyoruz. Kandırılıyoruz. Daha da kötüsü, kendi duygularımızı sorgular hale geliyoruz.
Bir zaman sonra, fark ediyorsun ki; insanlar seninle değil, senin üzerinden yaşıyorlar hayatı. Senin iyiliğini değil, kendi çıkarlarını önceliyorlar. Ve bu yüzleşme, insanın içini yakıyor. Çünkü hatırladıkça bir şeyleri; verdiğin değeri, duyduğun güveni, harcadığın zamanı sorguluyorsun.
“Değer miydi?” diye fısıldıyorsun içinden. Ama cevap hep aynı: Hayır.
İşte tam burada devreye giriyor o unutulmaya yüz tutmuş kelime: Utanmak.
Ne garip değil mi? Eskiden bir hata yaptığımızda, içimizi kemiren bir his vardı. Yüzümüz kızarırdı. Göz göze gelmekten çekinirdik. Kalbimiz sıkışırdı. Utanırdık. Şimdi ise, utanmak neredeyse bir meziyet haline geldi. Çünkü çoğu insan, ne yaptığına dönüp bakıyor, ne de hatasını kabul ediyor. Herkes haklı, herkes mağdur, herkes mükemmel…
Ama insan utanabilmeli. Çünkü utanmak, hâlâ içinde insanlık taşıdığımızın en güçlü delilidir.
Utanmak, vicdanın sesidir.
Utanmak, kendinle yüzleşmektir.
Ve bazen, sadece utanabildiğin için bile kurtulursun karanlıktan.
Bu yüzden, yaşadığın pişmanlıklardan utanma. Onlar senin ne kadar iyi niyetli, ne kadar gerçek biri olduğunu gösterir.
Ama unutma: Aynı hatayı ikinci kez yaşarsan, artık bu pişmanlık değil, tercihtir.
Ve insan, bazı şeyleri sadece bir kez yaşamalıdır.
Dersini aldıysan, yoluna devam etmelisin.