Hz. Peygamber (sav), bir gün mescidde minbere çıktığında üç kez üst üste “Âmin” dedi.

Daha sonra şöyle açıkladı:“Ben minberdeyken Cebrâil geldi ve:
‘Ramazan ayı gelmesine rağmen günah işlemeye devam eden kişinin burnu sürünsün.’ dedi. Ben de ‘Âmin’ dedim.

Sonra:‘Anne veya babasından biri ya da ikisi yanında ihtiyarladığı hâlde onların duasını alamayan ve cennete giremeyen kişinin burnu sürünsün.’ dedi. Ben yine ‘Âmin’ dedim.”

Anne ve babalar affa vesiledir. Cennete girebilmenin sebeplerindendir; bilenler ve kıymetini verenler için...

Hz. Âişe (ra), Kâbe’nin avlusunda sırtında annesini taşıyan birini görür. Adam, büyük bir heyecanla annesini taşıyor ve tavaf ettiriyordu.

Bu manzarayı gören Hz. Âişe (ra), Peygamberimize:
“Bu adam, bu hâliyle annesinin hakkını ödemiş midir?” diye sorar.

Hz. Peygamber (sav):“Hayır...” buyurur.
“Kendisini doğuran kadının bir sancısının bile hakkını ödememiştir.”

Anne hakkı işte o kadar büyüktür...

Sahabeden biri sordu:“Ey Allah’ın Elçisi! Allah katında en makbul ibadet nedir?”
Efendimiz (sav) cevap verdiler:l

“Vaktinde kılınan beş vakit namaz ve anne-babaya iyilik etmektir.”

Peygamber Efendimiz (sav) aynen böyle buyuruyor:Kim ömrünün uzamasını, bereketlenmesini istiyorsa anne ve babasına iyilik etsin. Kim de rızkının artmasını istiyorsa anne ve babasının gönlünü hoş tutsun.

Hz. Peygamber (sav), bir ara içinde hissettiği özlemi sahabesiyle şöyle paylaşmıştı:

“Keşke annem ve babam veya ikisinden biri sağ olsaydı... Ben namaz kılıyor olsaydım ve onlar bana:‘Muhammed! Muhammed!’ diye seslenselerdi...

Ben de hiç bekletmeden:‘Efendim, efendim...’ deseydim.”

Aslında bu söz bile, Hz. Peygamber’in anne ve babasına karşı duyduğu büyük özlem ve sevgiyi göstermeye yeterlidir.

Kâbe’nin avlusunda annesini sırtında taşıyan adam, tavaf yaparken sürekli şöyle diyordu:“Ben annemin hamalıyım...”

Bu manzarayı seyreden Hz. Ömer ise sessizce şöyle mırıldandı:
“Keşke benim de annem hayatta olsaydı da onu sırtımda taşısaydım ve:
‘Ben annemin hamalıyım...’ diyebilseydim.”

Bir evlat ne kadar uğraşsa da, bir annenin çektiği tek bir sancının bile karşılığını tam olarak veremez. Çünkü anne; merhametin, fedakârlığın ve karşılıksız sevginin adıdır.

Hz. Peygamber (sav) buyuruyor ki:“Anne ve babasından biri veya ikisi yanında yaşlanıp da onların rızasını kazanamayan kimse için yazıklar olsun...”

Anne ve baba, cennete açılan en büyük kapılardandır. Onların duası berekettir, sevgisi huzurdur. İnsan bazen bunu yanındayken anlayamaz... Ama ayrılık gelince yürekte dinmeyen bir sızı başlar.

İşte o özlemle dökülen gözyaşlarının dili olur bazen bir şiir...

ÇOK ÖZLEDİM ANNEM SENİ...

Dün gece rüyamda gördüm annemi,
Annem tebessümle sevdi bizleri.
Yüzü çok nurluydu, yaşlı gözleri,
Ağladım annem, ah, çok özledim seni...

Ağlaya ağlaya vardım yanına,
Selam verip öptüm ben doya doya.
Gözlerimden yaşlar başladı akmaya,
Ağladım annem, ah, çok özledim seni...

Günler, aylar, yıllar geçti durmadan,
Kanlı gözyaşları aktı durmadan.
Nedir bu ayrılık babamla anamdan?
Ağladım annem, ah, çok özledim seni...

Tuttum ellerinden, inan sıcaktı,
Nur gibiydi yüzü, aydan parlaktı.
Ne mübarek insan, ne hoş kucaktı,
Ağladım annem, ah, çok özledim seni...

Bir daha olmasın ayrılık böyle,
Selamlarım götür, babama söyle.
Özledim sizleri, özledim ben de,
Ağladım annem, ah, çok özledim seni...

Geceler uzundur, geçmek bilmiyor,
Nasıldır kabristan, dilim varmıyor.
Karanlık mezarlar, korku sarıyor,
Ağladım annem, ah, çok özledim seni...

Sabahın seheri uyandım birden,
Açtım ellerimi, istedim Rabb’den:
“Ey yüce Allah’ım, versen yeniden...”
Ağladım annem, ah, çok özledim seni...

Yaşlarım çoğaldı, dinmez fırtına,
Kaç yılım kaldı ki varsam mezara?
Hüdayi evladın duacı sana,
Ağladım annem, ah, çok özledim seni...

Hayatta olan annelerin kıymetini bilelim...
Ahirete göçen annelerimizi dualarımızdan eksik etmeyelim...

Çünkü anne gider...
Ama özlemi ömür boyu kalır...

Mekke-i Mukerreme'den kucak dolusu selamlar..
Hayirli Cumalar..

HIDAYET DOGAN OSMANOGLU
Tc. Kul. Bak. Halk Sairi