Yazan: Hakan ÖZTÜRK

Bir döneme damgasını vurmuş, her kesimi kendisine hayran bırakan bir değerimiz Barış Manço’muzun aramızdan ayrılışının üzerinden yıllar geçse de hâlâ şarkılarıyla, veciz sözleriyle hiç gitmemiş gibi.

Zaten unutmamıza da ihtimal dahi vermiyorum; çünkü bazı insanlar hatırlanmaz, yaşanır.

Kendi cümlesiydi bu:

İnsanın adı artık anılmıyorsa, işte o zaman ölmüştür.”

Aradan çeyrek asır geçti.

Adı hâlâ şarkılarda, bayram sabahlarında, çocukların dilinde, büyüklerin iç çekişinde...

Demek ki ölmek böyle bir şey değil.

O;

Çocukların Barış abisi,

Gençlerin rol modeli,

Orta yaşın dost meclisi,

Yaş almışların hatırasıydı.

Herkes kendi yaşına göre bir yer buldu onda.

Herkes, “Bu adam biraz da beni anlatıyor” dedi.

Kendine has saçları, bıyıkları, her parmağındaki yüzükleri…

Ama asıl ayırt edeni şuydu:

Hiçbirini “farklı olmak” için taşımadı.

Zaten kendisi olduğu için farklıydı.

Az bilinen bir detaydır mesela:

O yüzüklerin çoğu süs değildi.

Bir kısmı gittiği ülkelerde kendisine hediye edilmişti; bazıları ise inandığı değerlerin simgesiydi.

Hiçbirini rastgele takmadı.

Barış Manço’da aksesuar bile hikâyeliydi.

Moda’daki evine gelen mektuplar…

Evet, hepsini okurdu.

Ama daha az bilinen şudur:

Bazı çocuklara bizzat cevap yazdığı, hatta maddi durumu olmayanların eğitimine gizlice destek olduğu yıllar sonra ortaya çıktı.

Kamera yoktu, paylaşım yoktu, reklam hiç yoktu.

Çünkü o iyiliği seyirlik değil, vicdanlık yapardı.

Adam Olacak Çocuk” bir televizyon programı değildi.

Bir neslin karakter dersiydi.

Kırmadan, bağırmadan, aşağılamadan…

Sadece örnek olarak.

Dünyayı gezdi, 800 binden fazla kilometre yol yaptı.

Ama hiçbir zaman “dünya vatandaşıyım” havalarına girmedi.

Gittiği her yerde önce Türkiye’yi temsil etti,

sonra insan olmayı...

Ve o Samsun gecesi…

1993.

Her şey hazır.

Sahne ışıkları yanacakken gelen bir haber:

33 asker şehit…

Barış Manço sahneye çıktı.

Eğlendirmedi.

Özür diledi.

Konseri iptal etti.

Sonrası zaten vicdan tarihimize yazıldı.

Harcanan parayı ödemek istedi.

Belediye başkanının cevabı kısa ve ağırdı:

“O çekin yeri Mehmetçik Vakfı’dır.”

İşte Barış Manço’yu Barış Manço yapan şey tam da buydu.

Doğru yerde durabilmek.

Bugün dönüp baktığımızda…

Şarkılar değişti.

Sözler kısaldı.

Anlamlar ucuzladı.

Ama onun şarkıları hâlâ bir atasözü gibi.

Hâlâ bir nasihat gibi.

Hâlâ “bugün bayram” diye uyandırıyor içimizi.

Bir Şubat soğuğunda,

“Müsaadenizle çocuklar” dedi

ve gitti.

Unutmak kolay demişti; ama bazı insanlar unutulmaz...

Çünkü onlar bir dönem değil, bir duruş olur.

Mekânın cennet olsun Barış Abi…

Biz seni “unutamadık” demiyoruz;

Çünkü biz seni hâlâ söylüyoruz.