
Allah’a sonsuz hamd olsun ki bizleri bir Kurban Bayramı’na daha ulaştırdı…
Bu mübârek günler; rahmetin, mağfiretin, teslimiyetin ve kardeşliğin semâdan yeryüzüne indiği kutlu vakitlerdir.
Kurban Bayramı, İslâm’ın beş temel esasından biri olan hac ibadetinin içinde yaşandığı müstesnâ günlerdir.
Arefe’de Arafat’ta vakfeye duran milyonlarca mü’min, gözyaşlarıyla Rabbine yönelirken; yeryüzünün dört bir yanındaki Müslümanlar da aynı rahmet ikliminden nasibini alır.
Arafat’ta yükselen duâ,
Semâlara açılan ellerdir.
Bir yanda “Lebbeyk” sadâları,
Bir yanda affa susamış gönüllerdir…
O gün rahmet iner kullara,
Günahlar dökülür yaprak yaprak.
Nice mahzun yürek dirilir,
Merhamet yağar damla damla…
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur:
«“Allah Teâlâ’nın, Arefe gününden daha çok kulunu Cehennem’den âzât ettiği başka bir gün yoktur.”»
İşte bu yüzden Arefe’nin ardından gelen Kurban Bayramı; affın, kurtuluşun ve ilâhî yakınlığın bayramıdır.
Kurban; yalnızca bir hayvan kesmek değildir.
Asıl kurban edilen; kibirdir, nefstir, dünyaya aşırı bağlılıktır.
Hz. İbrâhim’in sadâkati,
Hz. İsmâil’in teslimiyeti
Her bayram yeniden dirilir mü’min gönüllerde…
Kur’ân-ı Kerîm’de Cenâb-ı Hak buyurur:
«“Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.”
(Kevser Sûresi, 2)»
Ve yine buyurur:
«“Allah’a onların ne etleri ne de kanları ulaşır. O’na ulaşacak olan sadece sizin takvânızdır.”
(Hac Sûresi, 37)»
Bir koç değildir kesilen sadece,
Nefis de iner kurban yerine.
Bıçak ete değer belki ama,
Asıl yara vurulur kibire…
Mina yollarında yankılanır
İbrâhim’den kalan teslimiyet.
İsmâilce “Emrolunduğunu yap!”
Der sabırla bekleyen niyet…
Bıçağın kesmediği yerde
Rahmet yetişir kul imdâdına.
Bir baba, bir oğul ve sonsuz sadâkat
Nakşolur ümmetin vicdânına…
Hacılar şeytan taşlayıp kurbanlarını keserken, dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlar da bayram namazlarında saf saf olup tekbirlerle Rabbine yönelir.
“Allâhü ekber, Allâhü ekber…”
Sesleri yükselir minârelerden.
Semâ tekbirlerle dolarken,
Rahmet süzülür gecelerden…
Çocukların gözünde sevinç,
Yetimlerin yüzünde tebessüm olur bayram.
Bir lokma et ulaşınca fakire,
Duâ olur yükselir her akşam…
Bir annenin boş tenceresine
Sessizce iner bayram bereketi.
Bir garibin titreyen ellerinde
Hissedilir ümmetin merhameti…
Sahâbe-i Kirâm’dan Mihnef bin Süleym (r.a.) şöyle buyurmuştur:
«“Ramazan Bayramı günü bayram namazına gitmek bir umre sevabı gibidir. Kurban Bayramı günü bayram namazına gitmek ise nâfile hac sevabı gibidir.”»
Kurban Bayramı’nda yapılan ibadetler; namaz, tekbir, sadaka, paylaşma ve kurban ile mü’min gönüller Rabbine daha çok yaklaşır.
Çünkü kurban; yakınlaşmaktır…
Kulun Rabbine yaklaşması, kardeşine yaklaşması, merhamete yaklaşmasıdır.
Ey Rabbimiz!
Kestiğimiz kurbanları kabul eyle…
Bizleri İbrâhimce sadık, İsmâilce teslim olan kullarından eyle…
Gazze’ye, Kudüs’e, Doğu Türkistan’a ve bütün mazlum beldelere nusret ihsan eyle…
Mahzun gönülleri sevince, gözyaşlarını rahmete çevir…
Dargınlıkları gider, kardeşliği kuvvetlendir…
Hanelerimize bereket, gönüllerimize huzur nasip eyle…
Bayram; affedebilmekte saklıdır,
Bir yetimin başını okşayabilmekte…
Bir garibin gönlüne dokunup
“Yalnız değilsin” diyebilmekte…
Kurban Bayramımız âlem-i İslâm’a mübârek olsun…
Allah Teâlâ bizleri sağlık, afiyet ve iman üzere daha nice bayramlara ulaştırsın.
Âmin…
HİDAYET DOĞAN OSMANOĞLU
TC. Kültür Bakanlığı Halk Şairi
