“İnsan her cağda vahşidir.” Cemil Meriç

“İnsan yeryüzünün kanseridir.” Emil Michel Cioran

“İnsan dışkı ile sidik arasından doğmuştur.” Aziz Pavlus

Bu günkü dünyanın içinde bulunduğu jeopolitik, psikolojik ve konjonktürel yapısı nedeniyle ağır ekonomik, sosyolojik, demografik, güvenlik, eğitim, sağlık gibi sorunlar ve çalkantılar tüm dünya ülkelerini etkisi altına almış, olumsuz koşullar en fazla da ülkemizde hissedilmiştir. Bir yandan bu zorlu dönemin atlatılması, sorunların çözümü için sevk, idari ve yönetim mekanizmasında bulunan siyasi otorite tarafından yoğun programlar, çözümler üretilmeye çalışılırken diğer yandan kötü niyetli kişi ve kuruluşlarca akla hayale gelmeyen yolsuzluklar, istismarlar, suiistimaller, yapılmaktadır.

Her çağda iyi ve kötü niyetli insanlar olmuştur ama ne yazık ki kötü niyetli insanların sayısı giderek çoğalmaktadır. İşin en acı tarafı kamunun, garip, gurabanın, yetimin, öksüzün hakkına göz dikenler, kendilerini dürüst, dindar, inançlı, yazar, entelektüel sayan bu tip kötü niyetli kişi ve kuruluşların sayısı günden güne artmakta bunlar tarafından her gün akla hayale gelmeyen yeni bir soygun yöntemi geliştirilmektedir.

“Gözün aydın Türkiye al sana yeni bir hortumlama” diyebileceğimiz tarzda ilginç bir hortumlama yöntemi.

“Kamu Kurumları üzerinden kitap yolsuzluğu.”

Araştırmalarıma göre kamunun maddi ve manevi kaynaklarını zarara uğratan bu yapı/oluşum ülkenin yönetiminde görev alan devletin her kuruşunuzdan sorumluluğu olan her kademedeki memurların gözü önünde yapılmakta, gün geçtikçe azalacağı yerde daha da çoğalmaktadır.

Kamu Kurumlarında Yayın Müdürlükleri yoluyla Kurum Dergileri ve ihtiyaç olmadığı halde çeşitli kitaplar bastırılmakta ve satın alınmakta ve bunlara yüksek miktarlarda satın alma ücreti ile telif, inceleme, toplantı, tercüme, redaksiyon, röportaj, baskı ve kargo vb. ücretler ödenmektedir. Ancak;

Otonom ve kuantum sanayi çağına geçildiği,

Nano sanayi ile ileri teknolojik ürünler üretildiği,

Sesten üç kat hızlı uçak, otomobil, gök cisimleri yapıldığı,

Sürücüsüz araçların, uçan araçların teknolojilerinin hızla arttığı,

Dünyadan yaklaşık 11 milyon km uzaktaki gök taşının uzay aracıyla vurulduğu,

Yapay zekâ ile ameliyatların yapıldığı, akla hayale gelmeyen teknolojik hizmetlerde kullanıldığı,

Çelikten 8 kat daha hafif, bir tüy hafifliğinde grafit malzeme icat edilip teknolojik alanda kullandığı,

12000 Km uzaktaki bir hedefi nokta atışıyla butona basıp vuran nükleer başlıklı akıllı silahlar, yapıldığı,

Güney Kore bugün üretmiş olduğu akıllı telefonların her bir modelinden yılda 100 milyon sattığı,

Kısaca teknolojinin, sanayinin en üst zirveye çıkarak insan hizmetine sunulduğu bu çağda daha önce Kurumların Yayın Kuruluna şikâyetler gitmesine, Genel Müdürlük İç denetim elemanlarının hazırladıkları memnuniyet anketine yazılı bildirmesine rağmen ilgili kurumu ve ülkemizi bir toplu iğne başı mesafeye götüremeyecek, insanlığa en ufak bir fayda sağlamayacak, hiçbir ilmi, edebi, bilimsel niteliği olmayan üstelikte başka kamu ve özel kurum ve kuruluşlarınca önceki tarihlerde yayınlanan, internette dijital yayınları olan, ücretsiz erişilebilen kitap adı altında albüm ve kataloglar tekrar yayınlanarak veya satın alınarak kurum milyarlarca zarara uğratılmıştır.

Bugün ülkemizde Kamu Kurum ve Kuruluşları başta olmak üzere belediyleler, Kamu Vakıfları, Kamu Tüzel Kişiliği olan Dernekler vb. önüne gelen her kuruluş kamu kaynakları üzerinden astronomik ücretlerle, kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen usul ve esaslara aykırı olarak kanunsuzca, eser denemeyecek nitelikteki ilmi, edebi, kültürel, pedagojik, felsefi derinliği olmayan kitap, katalog, albüm, broşür vb. yayınların alımı ve basımı yaptırılarak kurumlar zarara uğratılmaktadır.

Örneğin: Vakıflar Genel Müdürlüğünce satın alınan, basılan, yayınlanan; inceleme, telif, işleme, diğer ücretleri ödenen eserler incelendiğinde 1938 yılından bu yana: “vakıf bir medeniyettir, hayırdır, hasenattır, fakire yardımdır, caminin kapısı kuzeye bakmaktadır, içi menevişli boyayla boyanmıştır, özel ağaçlar kullanılmıştır, çatısı kurşunla kaplanmıştır, iki minarelidir, şadırvanı beşgendir. Su sarnıçları atölye-depo olarak kullanılmıştır, sarnıcın yanına lokanta açılmıştır, mahzende 2500 adet çelik miğfer, 80 adet hayvanat göğüslüğü saklanmaktadır. Beş altı bin kıyye ağırlığında kolçak ve dizlik hurdaları ile dört beş bin kıyye kadar da hayvan göğüslüğü hurdaları bulunmaktadır, kilim 10 düğümlüdür, halı 60 ilmeklidir…”

Gibisinden aklın, mantığın alamayacağı, ülkeyi bilimsel, teknolojik, ilmi ve fenni olarak bir mikro metre mesafeye götüremeyecek yazılara milyarlarca ücretler ödenmektedir. Bu gibi hizmetlerin bu çağda hiçbir özelliği kalmamış, kuruma, ülkeye, ülke insanına hiçbir getirisi bulunmamaktadır. (Bu işten geçinen, kurumu kazanç kapısı yapan belli kişiler dışında.)

Vakıf Haftası etkinliklerinde vakıflar dergisi dâhil kurumca basılan/satın alınan kitaplar ücretsiz dağıtıldığı halde hiç kimse tarafından benimsenmemekte, tamamına yakını sandalye, koltuk altlarına, çöplere atıldığı, yapılan emek, hizmet, paralar boşa gittiği, geçmiş tarihlerde binlercesi hurdaya atıldığı bilinmektedir.

Hukukun temel prensiplerinden olan Türk Medeni Kanunu’nun Dürüst davranma başlıklı 2. Maddesi ile İyi niyet başlıklı 3. Maddesi: “Herkes, kurum ve kuruluşlar dahil haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük ve iyi niyet kurallarına uymak zorundadır, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz, kanunun öngördüğü asıl olan iyi niyetin varlığıdır” hükümlerine göre her Türk Vatandaşının dürüst ve iyi niyetli olması emredici hukuk kuralıdır. Özellikle devletin haklarını ve çıkarlarını korumakla görevli devlet memurlarının asli vazifesidir.

657 SDM Kanunun Sadakat başlıklı 6. Maddesi: “En üst kademeden en alt kademedeki tüm Devlet Memurlarının T.C. Anayasa ve kanun hükümlerine uymak, milletin hizmetinde tarafsız ve eşitlik ilkelerine sadakatle bağlı kalmak, milli, manevi, ahlaki, insani ve kültürel değerlerini benimseyip dil, din, ırk ayrımı yapmadan Türk Milletinin tamamının menfaatlerini koruması emredilmektedir. Her memur Türk bayrağı üzerine elini koyup namusu üzerine yemin ederek bu kurala uyacağına söz vermiştir.” Ayrıca, 8. maddesine göre: “Devlet memurları gerek hizmet içinde gerekse hizmet dışında resmi sıfatların gerektirdiği itibar ve güven duygusunu sarsıcı nitelikte davranışlarda bulanamaz.”

Hükümleri bulunmasına rağmen ne yazık ki bu temel ilkelere bazı devlet memurları uymadığı, bazı memurlarca yanlışlıklar, yolsuzluklar yapıldığı, üzerlerinin kapatıldığı, hemen her gün medyada yazılmaktadır.

Üzerinde yaşadığımız Anadolu toprakları asırlardan beri cehaletin ve yolsuzlukların bitmediği, her gün bir yenisinin eklendiği toprak olarak bilinmektedir. Ülkemizde her gün yeni bir hırsızlık, yolsuzluk çeşidi çıkmaktadır. Ülke adeta yolsuzluk üretme fabrikası gibi çalışmaktadır. Bir yolsuzluğun üzerine gidilip yok edildiğinde başka ilginç yolsuzluklar ortaya çıkmaktadır. Çoğu yolsuzluklar yapanın yanına kâr kalmaktadır. Hesap vermekle yükümlü bir makamda çalışanlar hiç kimseye hesap vermemektedirler. Ne yazık ki yolsuzlukların, suiistimallerin çoğu Kamu üzerinden yapılmakta, yolsuzluğa bulaşan kamu görevlileri değişik yollardan maddi ve manevi yönden sebeplendiğinden, yolsuzluğu yapanın değil de yolsuzluğu açığa çıkaranın üzerine gidildiğinden yolsuzluklar bir türlü sona ermemektedir. En üzücü olanı da yolsuzluk yüzünden zenginleşenlerin “Çalıyorlar ama adamlar çalışıyor.” Diyerek savunan, sahiplenen, yanlışlara sahip çıkan kendini dindar ve Müslüman sayan bir toplumun çoğunluğu tarafından itibarlar görmesi, benimsenmesi olayıdır.

Bugün, çağın değişen şartlarına, çevresel faktörlere, kamunun menfaatine uygun olarak kamu kurumları adına bastırılacak kitaplar artık fiziki kitap olarak basılmayıp maliyeti daha az olan dijital yayın olarak alınıp internet ortamında ücretsiz yayınlanmaktadır. Buna rağmen bazı kamu kurum ve kuruluş sorumluları kanunlara, yasalara, ahlaki kurallara aykırı şekilde ilmi edebi, itibari değeri olmayan, kimse tarafından okunmayan, internet ortamında dijital kaydı ücretsiz okunabilen veya başka kuruluşlarca basıldığı için yeniden basılmasına gerek duyulmayacak binlerce kitapların basılmasında ısrar edilmekte kamu kurumları zarar ettirilmektedir.

Ardından satın alınan ve yayınlanan kitapların tüm yayın hakları, “Mali Hak Devir Sözleşmesi” ile kurumca en az 5 yıllığına veya süresiz satın alınıp herkesin ücretsiz olarak erişebildiği kurumun web sayfasında dijital ortamda yayınlanmakta bir daha fiziki kitap basılmasına gerek duyulmamasına rağmen üç beş ay sonra başka kurumca basılmış kitap boyutları ve adı değiştirilip, 2. 3. hatta 4. baskısı bastırılıp milletin parası ortaya çıkan kitap şebekesi tarafından yok edilmektedir. Sonucunda herkesin sebeplendiği maddi/manevi menfaat paylaşımı olmaktadır. İşin en üzücü yanı kitapların çoğu, din, iman, cami, ibadethane içerikli oluşudur. Yani din ve inanç üzerinden yapılması. Şöyle ki;

5737 Sayılı Vakıflar Genel Müdürlüğü Kanununa ekli “(33. sayfada) “Bakanlıklara bağlı, ilgili, ilişkili kurum ve kuruluşlar ile diğer kurum ve kuruluşların teşkilatı hakkında 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin Vakıflar Genel Müdürlüğü ile ilgili maddeleri 49. Bölüm Vakıflar Genel Müdürlüğü” başlıklı Vakıflar Genel Müdürlüğünün görevleri, Denetimi, Teşkilat Şeması, Görev Yetki Sorumluluk Çizelgesi ile Hizmet Birimleri tespit edilmiş Ana Birim ve Yardımcı Daire Başkanlıkları olarak belirlenmiştir.

711. Maddesinin f bendine göre “Kitap basımı, dağıtımı, çoğaltılması, yayınlanması” Kültür ve Tescil Daire Başkanlığı Yayın Müdürlüğü emrine verilmiştir. Bu hak Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı yetki ve sorumluluğunda değildir. Ancak bu başkanlık tarafından piyasa araştırması, yayın kurulu ve hakem heyeti kararları olmadan, yayın yönetmeliği mevzuatlarına uyulmadan üstelik görev, yetki ve sorumluğu, asli vazifesi olmayan personelce kanunsuzca kitaplar satın alınarak veya bastırılarak kurum zarara uğratılmıştır. Bu konuda daha önce Genel Müdürlüğe yazılı şikâyetler edilmiş ne yazık ki şikâyet eden personelin tayini çıkarılmıştır.

Bu başkanlıkta Yayın Mevzuatından anlayan personel bulunmamaktadır. Kamu kurumlarında ihtisaslaşma bulunmaktadır. Her başkanlığının görev, yetki, sorumluğu ve mevzuatı ayrıdır. Ayrıca, yayın yönetmeliği basit gibi gözükmesine rağmen çok karmaşıktır. Kültür Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğünde bile yetişmiş profesyonel personel çok azdır.

Kamu kuruluşlarınca satın alınacak ve basılacak kitaplar belli kanun, tüzük, yönetmelik ve kurullarca belirlenen yasal hükümlere göre yürütülmesi gerekmektedir. Buna rağmen kanunlara ve yönetmeliklere aykırı olarak yetki ve sorumluluğu olmayan Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığınca ilmi, edebi, itibari değeri olmayan veya başka kurumlarca basılmış ülke için fayda sağlamayan ansiklopedi büyüklüğündeki yüksek fiyatlardaki kitaplar ikinci, üçüncü defa bastırılarak kurum zarara uğratılmıştır. Bu durum son yıllarda giderek çoğalarak ardı-arkası kesilmeden devam etmektedir.

Basılacak, satın alınacak kitaplara konuyla ilgili yetkisi olan görevliler tarafından karar verilmelidir. Vakıflar Genel Müdürlüğünde ise böyle olmayıp dışarıdan haricen gelen kişiler “… Makamından, … Beyefendinin selamı var, bizim hazırladığımız şu kitabımız basılacak” diye daha önce başka kurumlardan basılmış, dijital internet yayınları olan albümler, kataloglar yayın ve hakem kurullarının itirazına rağmen ismi ve boyutları değiştirilip, satın alınmış/bastırılmıştır.

Oysa kamu kurumunca basımına karar verilecek kitap öncelikle kurum ve ülke yararına fayda sağlayıp sağlamayacağı hakkında kurumun ihtisaslaşmış müdürlük personelince incelenerek;

“Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca Ödenecek Telif ve İşlenme Ücretleri Hakkında Yönetmelik.”,

“Kültür ve Turizm Bakanlığı “Edebiyat Eserlerinin Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik.”,

“Bandrol Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik.”,

“Maliye Bakanlığı Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliği.”,

“Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayın Yönetmeliği” Mevzuatlarına uygun olup olmadığına,

Basılacak/satın alınacak eserin başka kurum kuruluşlarca aynı adla veya değişik adla basılıp basılmadığına,

Herhangi bir web sayfasında dijital yayını olup/olmadığına,

Eseri satın alan önceki kurumdan devir hakkının alınıp alınamayacağına, kaç yıllık alındığı veya alınacağına,

Yayın hakkının o kurumun iznine tabi olup olmadığına,

Eserin intihal olup olmadığına,

Esere telif, inceleme, toplantı, baskı ücretleri ödenip ödenmeyeceğine,

Vakıflar Genel Müdürlüğü etik kurallarına, yayın ilkelerine uyup uymadığına,

Hükümlerine uyulup uyulmadığı, hususlarına ait incelemeler yapılıp mevzuatlara uygunluğu sağlandıktan sonra,

Vakıflar Genel Müdürlüğü denetim elemanlarının 25.11.2019 tarih ve 16 sayılı denetim raporunda belirtilen “Yayınlanacak, dağıtılacak, telif ve işlenme ücreti ödenecek eserler ahlaki ve etik kurallara uyulması, yayın kurulu ve inceleme kararları bulunmadan Genel Müdürlük emriyle resen kitap basılamayacağı.” Yolundaki denetim raporları ilkelerine uyulması hususlarına bakılır.

Sonra 7 kişiden oluşan tamamı Profesör, Doçent ve Akademisyenlerden oluşan bilimsel “Yayın Kuruluna” gönderilir. Bu kurulda ilmi, edebi, itibari, her yönden görüşüldükten sonra kitabın taslak metinleri konuyla ilgili otorite olan en az 2 “Hakem Heyeti” ne gönderilir. Hakemlerden biri uygun biri uygun değildir diye karar verdiğinde 3. Hakeme gönderilir. Hakem heyetinin çoğunluk kararıyla uygun görülmesi halinde satın alınır veya bastırılır. Bunların hiçbirine uyulmadan binlerce kitap bastırılmış, üstelikte bazı kitaplar “Personele dağıtılmak üzere satın alınmasına” diye karar verildiği halde hiçbir personele verilmemiştir.

Bu mevzuatların hiçbirini Genel Müdür dahi bilmemektedir. Çünkü Genel Müdürler atanmış olduğu Genel İdari Hizmetler sınıfındaki hizmetlerde daha önce çalışmamış çoğu Din Hizmetleri, Teknik Hizmetler, Sağlık Hizmetleri gibi hizmet sınıflarında çalışmış, işinin ehli, ehliyet ve liyakat sahibi olmayan, atandığı göreve uygun branş, deneyim, tecrübe sahibi olmayan, yetersiz, siyasi bağlantıları olan kişilerdir.

Bu Genel Müdürler; Malzeme, Muhasebe, İdari İşler, Sosyal İşler, tayin, terfi, tezkiye, sicil, atama, izin, disiplin, temel hukuk, davranış bilimleri, her biri ihtisas masası, uzmanlık, deneyim, tecrübe gerektiren personel hareketleri vb. işlerde çalışmamış, psikoloji, sosyoloji, davranış bilimleri eğitimi görmemiş, eline ömrü boyunca bir kitap dahi almamış, işinin ehli olmayan hemşerilerini, yardımcı hizmetler personelini, önünde el, etek öpüp, biat eden deneyim, tecrübe, bilgi, birikimi olmayan yıllardır telefonlara bakanları, çay getirenleri, sekreterleri, hatta dışarıdan hiçbir bilgi birikimi olmayan siyasi bağlantısı olan kişileri Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı, Bölge Müdür Yardımcısı, Müdür, Vakıf Uzmanı gibi yüksek ücretli görevlere getirerek ömür boyu garanti işe maddi, manevi haksız kazançlar/kazanımlar sağlamıştır. Kurum bu yönde de çok büyük zarara uğratılmıştır.

Devletin ve milletin, kamunun, ülke insanlarının hakları ve menfaatleri gözetilememiştir.

Kirli ilişkiler, maddi ve manevi çıkarlar söz konusudur.

En üst makamdakiler “mevzuatlara hâkim, otorite sahibi kişiler beni sıkıntıya sokabilir, her an makamımı kapabilir, bunlara güç yetmez, o zaman yukarıdakilerin istediklerini yapamam.” düşüncesiyle mevzuatlara hâkim olmayan ehliyetsiz, sorumsuz kişilerle çalışmakta, onlarda kayıtsız şartsız bunlara kul olup, biat etmektedirler. Devletin kaynakları har vurup harman savrulmaktadır.

Kurumdaki bazı yanlışlıklar:

1. Allah’ı Tanımak adlı kitap Esmaül Hüsna’nın ayrıntısı olup kurumca bastırılıp dağıtılması kurum personeli tarafından çok büyük tepkilere, tartışmalara yol açmıştır. Çünkü “Esmaül Hüsna’nın internet ortamında ve kamuoyunda on binlerce basımı vardır. Ramazan’da bakkallar ve fırınlar, cemaatler, tarikatlar dahi binlerce bastırıp bedava dağıtmaktadır. Yeniden basılarak kurumun zarara uğratılmasına hiç gerek yoktur.” denmesine rağmen kimse dikkate almamıştır. Üstelik kitabın satın alınması mevzuatlara, yönetmeliklere uyulmadan alınmış, “personele ve kütüphanelere dağıtılmak üzere alınacaktır” denmesine rağmen bir tane bile personele dağıtılmamıştır. Kitap sahibi adeta emir vermiş satın alınmıştır.

Yukarıda sayılan hükümlerin hiçbirine uyulmamıştır. Piyasa araştırması yapılıp yapılmadığı bilinmemektedir. Yapılsa bile branşında çalışana, konuyu anlayana değil konuyu anlamayan personele veya imza yetkisi olmayan yardımcı hizmetler personeline yaptırılmaktadır. Teklif mektupları “Abi sen üç tane bize zarf getiriver” talimatı verilip belli kişilerden teklif alınmaktadır. Yasal değildir. Yayın kurulu, hakem kurulu kararları yoktur. Amacı dışında icraat yapılmıştır. Her yönüyle suçtur. Teklifler 20 yıldır aynı firmalardan alınmaktadır.

2. “Anadolu’nun Ahşap Camileri” adlı normal kitap boyutundaki kitap daha önce Türk Telekom’a bastırılmış yasal olarak telif ve baskı ücreti ödenmiştir. Üstelik yayın hakkı süresi dolmadan, izin alınmadan kurumumuzca bastırılmıştır. Başka kurumca basılmış bir eserin Vakıflar Genel Müdürlüğünce basılmasında fayda yoktur, üstelik bu eser Hakemlerce: “Eser bilimsel bir araştırma değil fotoğraf albümü olarak hazırlanmıştır. Dizgisi, tarihleri, yapı harf sıraları yanlıştır, yapıların neye göre seçildiği belli olmadığı halde içerik yanlıştır, kitaba dâhil edilmemesi gereken bölümler vardır, kitaba hiç alınmaması gereken yapılar vardır, ne olduğu anlaşılamıyor, bu haliyle basılmasının uygun olmayacağı” yönünde görüş bildirmişlerdir. Hakemlerden “aman hocam bu eser basılmalı, arkasında… şu kişi var, yeniden gözden geçir lütfen” denilerek yeniden rapor istenmiş, ancak hakemler ikinci raporunda bile uygun görmemiş “Bu haliyle basılması uygun görülmemiştir, çünkü eser değil bir albümdür, ama basılmasında takdir Vakıflar Genel Müdürlüğünündür” diye rapor vermişler buna rağmen basılıp büyük ücretler ödenmiştir.

Mevzuatlarımıza, kanun tüzük ve yönetmeliklere göre devletin ve toplumun hakları söz konusu olup başka kurumca basılan eser Vakıflarca basılmaması gerekirken basılmış yeniden ikinci defa telif, baskı, kitap vb. diğer ücretler ödenmiştir. Milletin menfaati düşünülerek dizgisi, baskısı, mizanpajı yapılmış, kayıtları bulunan Türk Telekom’ca sadece baskı ücreti ödenerek ikinci ve üçüncü baskısı yapılabilir Vakıflar Genel Müdürlüğü zarara uğratılmazdı. Kitabın toplu iğne ucu kadar ülkeye bir faydası yoktur. Eğer tekrar basılmasında ülke menfaati olduğu düşünülüyorsa daha önce bastıran, dizgisi, baskısı, mizanpajı yapılmış, hazır dijital kaydı bulunan sadece baskı ücreti ödenmesi yolu seçilmesi akla uygundur.

“Kitabın kurumca basılması kanuna aykırıdır, çünkü “Başka kurumca basılmış ücreti ödenmiş, aynı esere ikinci defa telif ve baskı ücreti tahakkuku yapamam, zaten bu eser dijital ortamda kurumun internet sayfasında vardır veya internet sayfasında yayınlanması için ücreti ödenmiştir tekrar basılıp ücret ödettirmem” dememe rağmen “zaten seni kurumda hiç seven yok, seninle hiç kimse çalışmak istemiyor, bu kitabı basmazsak hepimizi görevden alırlar.” gibi şahsıma onur kırıcı baskı ve yıldırmalar yapılmıştır.

Kitap yukarıda belirtilen kanun, tüzük, yönetmelik, hükümlerine uyulmadan baskısı yapılmış, teslim alınmış, çok büyük tartışmalara yol açmış, aylarca basılmaması, ücretinin ödenmemesi için mücadele verilmiş sonunda verilen talimatla kitabın sayfalarına ekleme yapılıp boyutu büyütülüp yeni bir kitapmış gibi gösterilmiş, eserin “Gelenekten Geleceğe Ahşap Camiler” olarak adı değiştirilip bastırılmış, hak sahipleri 600.000 TL. ücret istemiş, aylar süren direnmeme, genel müdürlüğe şikâyet edilmeme rağmen 224.506.- TL ödettirilmiştir. (Bu ücret sadece telif ve baskı ücretidir. Dizgi, mizanpaj, matbaa, nakliye, kargo, kdv, vb. ücretler dahil değildir.) Sözü edilen hak sahiplerine kitap bastırma, satın alma yetkisi olmayan Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığınca Vakıflar Genel Müdürlüğü sayfasında pdf dijital yayını bulunan “Bir medeniyetin İzdüşümü Vakıflar”,” Osmanlıdan Günümüze İlginç Vakıflar”, ve “Vakıf Kuran Kadınlar” adlı 3 kitabın “mizanpaj düzenlenmesi” adı altında yeniden bastırtılıp bu başkanlıkça 400.000 TL. ödenmiştir. Yani adamlar dediğini yapmıştır. 224. 506 TL. Kültür Tescil Başkanlığından, 400.000 TL sini de Basın ve Yayın başkanlığından tahsil etmişlerdir.

3. Osmanlı Belgeleri Işığında İstanbul Yer Altı Yapıları adlı albüm niteliğindeki kitap iki veya 3 hakeme gitmesi gerekirken gitmemiş sadece bir hakeme gitmiştir. Adı geçen eser YÖK tez merkezi internet sayfasında dijital yayın olarak bulunmakta ve ücretsiz herkes tarafından erişilebilmektedir. Dolayısıyla kurumca milyarlarca baskı, kargo, telif, inceleme, vb. ücretler ödenerek bastırılması yanlıştır. Kurum zarara uğratılmıştır. Sadece matbaa ve telif ücreti olarak 400.000 TL. ödenmiştir. Üstelik bu gibi kitapları otorite sahibi hakemlerce eser sayılmayıp katalog, albüm niteliğindeki, ilmi, edebi niteliği olmayan, “yayınlanmışın tekrar yayınlanmışı” olarak saydığından çoğunun basımını uygun görmemektedirler.

4. İlginç Vakıflar kitabı, adı Osmanlıdan Günümüze İlginç Vakıflar olarak adı ve boyutları değiştirilip 4. baskısı yaptırılmıştır. Resimlerinin çoğu photoshop’tur. Phoshop’u yapan ücretini alan vakıf personelidir.

Bu itibarla acilen Vakıflar Genel Müdürlüğünün ve diğer kurumların stratejisi değiştirilmeli, kendini yenilemeli, kitap basım, alım, satım, dağım işlerinin tamamı Kültür ve Turizm Bakanlığı emrine verilip, tek elden sevk, idare ve yönetimi sağlandığı takdirde bu tarz yolsuzluk en aza indirilecektir kanaatindeyim.

Vakıflar Genel Müdürlüğünden kitap basım, satın alma işlerine son verilmeli, bağlı bakanlık emrine devredilmelidir.

Bu konuları bildiği ve kendilerine yazılı şikâyetler geldiği, asli vazifeleri olduğu halde gereğini yapmayan denetim elemanlarına disiplin yönünden gereğinin yapılması,

Bekleme süresi, tahsil seviyesi, branş kriterleri, unvan yükselme esasları ile yer değiştirme esaslarına aykırı olarak üst görevlere atanan personelin kurumu zarara uğratıp haksız kazanç sağlamaları sebebiyle haklarında zimmet çıkarılarak önce bu zararın tazmin edilmesi sonra “görevi kötüye kullanıp devleti zarara uğratmak” suçundan işlerine son verilmesi gerekmektedir.

Bilgilerinizi ve gereğini sonucundan tarafıma yazılı bilgi verilmesini, arz ederim. 02/01/2024

Yener KAZAN

İdari Uzman

İrtibat Tel. 0506 348 69 01

Not: Bu yazım Kültür ve Turizm Bakanlığına gönderilmiş, Bakanlık Özel Kalem Danışmanları-Sorumlarıyla telefonla görüşülmüş yazıyı teslim alıp, okuduklarını,“Sizi yakında Bakanlığa çağıracağız” dedikleri halde bu güne kadar kimse çağırmamıştır.