Gayrisafi Yurt İçi Hâsıla (GSYİH) verilerine göre Amerika Birleşik Devletleri ve Çin'in ardından dünyanın en büyük 3. ekonomisine sahip Batı Almanya’da, (Federal İstatistik Ofisi Destatis’in) açıkladığı verilerine göre zor durumda olan sanayi, inşaat ve imalat sektöründeki istihdamın azalması sonucu ekonomideki yavaşlama son bir yıldır artarak devam etmektedir. Yarı zamanlı çalışan oranı ilk kez yüzde 40'ı aşmış, imalat sektöründe ham madde ve ara ürün tedarikinde sorunlar yaşanmaktadır.
Dünyanın 1. sırasında otomobil satan Alman otomotiv devi WV Avrupa’da düşen talep, Çin’deki şiddetli rekabet, elektrikli araçlara talep ve yüksek üretim maliyetleri nedeniyle 88 yıllık tarihinde ilk kez üretimi durdurmuş, küçülme kararı alıp binlerce işçi çıkarmış, çalışanların mali haklarında ciddi kısıtlamalar yapmıştır. Volkswagen Grubu altında yer alan Porsche ve Audi gibi yüz yıllık lüks otomobil firmaları bile tek tek kapandığı, perakende, ulaşım, konaklama, inşaat ve ticaret alanlarında maliyet baskısı yüzünden iflaslar son 20 yılın en yüksek seviyesine ulaştığı, bazı beyaz eşya fabrikalarının üretimi durdurma kararı aldığı bilinmektedir.
Almanya’nın krize girmesinin en büyük nedeni çalışanlarına ödediği yüksek mali haklar ve sosyal yardımlardır. Çalışanların elde ettiği yüksek haklar ve kazanımlar Almanya’yı krize sokmuştur. Dünyanın 3. büyük ekonomisi, milli geliri yüksek seviyedeki, en büyük endüstri ülkesi Almanya bugün ekonomik krizden çıkma yolları ararken ne yazık ki ülkemizde siyasi, ekonomik, politik, mali, iktisadi yanlışlıklar ve alınan kararlar, dengesizlikler yüzünden toptan çıkmaza girme belirtileri yaşanmaktadır. Bunun en büyük nedeni bazı devlet memurlarına ve kamu işçilerine ödenen yüksek ücretlerin oluşturduğu maliyetlerdir. 42 yıllık memuriyet hayatımda şunu gördüm. Ülkemiz milli geliri ve ekonomik koşullarına göre devlet memurlarının büyük bir kısmının elde ettikleri kazanımların birçoğunun haksız olduğu kanaatindeyim. Şöyle ki;
1) Ülkemizde kamuda çalışan on binlerce Müdür ve daha üst unvandaki memurlar yüksek ek göstergeli yüksek maaş, yüksek promosyon, bedava öğle yemeği, bedava servis, çerez-çemen parasına lojman ücreti, vb. haklar yanında yılda 6 ikramiye ödenmektedir. İkramiye, ağır ve tehlikeli işlerde sabahtan-akşama kadar 25-30 yıl madende, fabrikada, atölyede, ayakta çalışıp mal üretiminde, daha kaliteli ve daha fazla üretimi teşvik amaçlı ödenen bir haktır. Masa başı tehlike riski sıfıra yakın hafif bir işte çalışan Müdürlere yüksek maaştan ayrı yılda 6 ikramiye verilmesi devlete yüktür.
2) Kamu kurumlarına siyasi olarak işe alınıp sonradan kanunla, kararname ile devlet memurluğuna atanan yüzbinlerce taşeron işçilerin çoğu ağır ve tehlike derecesi olmayan basit çaycı, temizlikçi, evrakçı vb. masa başı işlerde çalıştırılıp 6 ikramiye ile birlikte yüksek ücret ödenmesi devlete yüktür.
3) Kamuda, hizmet akdi imzalatılıp bedeni işlerde çalıştırılmak amacıyla işçi statüsünde işe alınıp masa başı fikri işlerde çalıştırılan yüzbinlerce işçilere yılda 6 ikramiye ödenmesi devlete yüktür. Çoğu siyasi olarak işe alınan bu kişilerin masa başı işlerde çalıştırılması kanunen yasaktır ama 30 yıldan beri halen çalıştırılmaktadırlar. Çalıştıran amirleri, devleti yönetenler, çalışanlar, sendikalar bile bu suça ortaktır. Ortada suç var ama hiç bir bedel ödeyen yok.
4) PTT’de işçi statüsünde binlerce imtihansız işçi alındığı (özellikle Kırıkkale PTT’sinde) ve hizmet akdinde “Direk diker-telefon tesisi çeker, künk kazar, menholde çalışır” şartları yazılıp imzalatılarak çalıştırılmış, emekli olmuş, halen de çalışan bayan işçiler vardır.
Ey Türkiye! Ey Kırıkkale halkı siz hiç telefon direğinde telefon tesisi çeken, yeraltı telefon menhollerinde çalışan, dağ başında telefon direği künk’ü kazan Melahat adında bir bayan gördünüz mü?