2025 yılı sonlarında ülkemiz insanı yeni bir kavram, yeni bir sözcükle tanıştı “Aidat Göçü”. Gazetelerde, bültenlerde, sosyal medyada ve televizyonlarda yer alan haberlere göre “Yüksek site aidatlarının aile bütçelerini zorlaması gerekçesiyle” sadece İstanbul’da 2025 yılında 117.000’den fazla aile daha düşük aidatlı halk tipi konutlara taşınmıştır. Aynı yıl içinde tüm ülke çapında 250.000 den fazla ailenin “Aidat göçü” yaşadığı tahmin edilmektedir.
Aidatlara yapılan yüksek zamlar büyükşehirler başta olmak üzere tüm ülke çapında site tarzı konutlarda ailelerin bütçelerini ciddi şekilde zorlamaya başladığından birçok aile aidatları ödeyememesi, icralık olması yüzünden aidat göçü mağduriyetine uğramıştır. İstanbul, Ankara, İzmir, Muğla vb. benzeri büyük şehirlerde lüks sitelerin aidatları kira fiyatlarını geçmiştir. Yüksek aidata sahip sitelerden daha uygun yerlere taşınma eğilimi büyük oranda artmıştır.
Son 30-40 yılda şehirlerimizde ülkemiz insanın milli gelirine, kazancına uygun olmayan yüksek katlı, 150-200 m² den büyük konutlar inşa edilmiş ancak burada oturacak vatandaşlarımızın uyum, işbirliği, dayanışma kültürü içerisinde yaşayıp yaşayamayacağı hesaplanamamıştır. Şehir demek medeniyet demek, hukuk demek, kaide, kural, düzen, intizam demektir. 1970 yılında ülkenin %80’inden fazla nüfusu köy, gecekondu, kırsal hayata uygun, düşük gelirli, farklı kültür, eğitim, duygu ve düşünceye, adet-gelenek-göreneğe sahip milyonlarca farklı düşünceye sahip insanı yüksek binaların içine yerleştirip “haydi bir arada yaşayın” demek akla uygun olmadığından sitelerde, apartmanlarda yeni yüzlerce sorun ortaya çıkmıştır. Oysa bu millet yüksek binalarda, sitelerde yaşama kültürüne hala uygun değildir. 100 TL aidat yüzünden çoğu binalarda kavgalar, tartışmalar, anlaşmazlıklar yaşanmaktadır. Apartman ve site maliklerinin büyük bir kısmı yasalara uygun şekilde karar almayı dahi bilmemektedir.
10 dairelik binalarda sevk, idari ve yönetim işlerini yürütmek için Kat Mülkiyeti Kanunu, Borçlar Kanunu, Kimlik Bildirimi Kanunu, Tebligat Kanunu, Asansör Yönetmeliği, başta olmak üzere en az 40 değişik kanun, tüzük, yönetmelik, kararname bilinmesi gerekir. Yönetime getirilen yönetici ve denetçilerin tamamına yakını profesyonel şekilde sözü geçen yasa hükümlerinin büyük bir bölümünü bilmemektedir.
1970’li yıllarda öğrenci iken yaptığım araştırmalarda Batılı düşünce insanlarının ülkemiz insanları hakkında yaptığı “Türkler plan program bilmez, karambole yaşar, kadercidir, yakınıcıdır, sorunlarına çözüm üretemez” tarzındaki tespitler ve uyarılara çok kızar bir türlü kabullenemezdim. Ancak asırlardan beri dünyanın en büyük medeniyetlerinin ve uygarlıklarının mekânı olan 56 dan fazla uygarlıkların hüküm sürdüğü bu topraklarda yaşayan yurdum insanı işsizlik, fakirlik, pahalılık, yolsuzluk, hırsızlık, inançla kandırma, kamu kaynaklarını usulsüz kullanma, haksız kazanımlar elde etme gibi yüzlerce sorunlarıyla baş edememiş sorunlarına çözüm bulamamıştır. Sorunlarına çözüm bulabilenlerin birçoğu da ya gayrimeşru yoldan ya da kamu kaynaklarından menfaat temin ettikleri usulsüzlükler yüzünden zenginlemişler ancak elde ettikleri kazanımların çoğu haksızdır.
1970 başında nüfusunun tamamına yakını kırsal kesimlerde yaşayan ülke insanı son 50 yılda plansız programsız yapılaşma, altyapı yetersizliği, ısı ve su yalıtımı, çayırı, çimeni, yeşili, parkı, oto parkı, olmayan, yüksek katlı, mimariye, bilime, akla-mantığa aykırı milyonlarca sağlıksız konutlar inşa edilmiştir.
İstanbul Bahçe şehir ve Ankara Sincan/Yenikent gibi büyük yerleşim birimlerinde bulunan binaların büyük bir bölümünün temelinde aşırı su bulunması yüzünden binaların çoğunluğu korozyona uğradığından tehlikeli bir durum arz etmektedir. Çoğu binaların ada içerisinde drenaj ve su yalıtım sistemi bulunmadığından binalar risklidir. Sitelerin, binaların birçoğu domates, biber, patlıcan, patates, üzüm vb. tarım arazileri üzerine yapılmıştır. Birçok konutlara güneş girmemektedir. Dünya sağlık örgütüne göre ülkemizdeki konutlarımızın büyük bir bölümünün sağlıksız olduğu tespiti yapılmıştır. Netice itibariyle, bu günkü tarihten sonra konut almak isteyen vatandaşlarımıza sesleniyorum.
1. Herhangi bir konutu almak su içmek gibi basittir ama aldıktan sonra bazı konutların satılması çok zordur.
2. İlk olarak, alacağınız konutun bodrumuna girin su ve rutubet varsa ardınıza bakmadan binadan kaçın.
3. Mümkünse 5 kattan fazla kat sayısı olan binalardan daire satın almayın.
4. Zemini yumuşak topraklı tarım arazileri üzerine yapılmış daireleri satın almayın.
5. Zemin katlarında yüzlerce metrekare büyüklüğünde kolonlar arasında taşıyıcı duvarları olmayan süpermarket, bakkal gibi binalardaki daireler bilim insanlarınca riskli olduğu tespiti yapılmıştır.
6. Havuzlu konutlar ada içerisi zeminde boşluk yarattığından teknik uzmanlarca riskli görülmektedir. Onun yerine bol ağacı olan konutları satın alın, ağaç kökleri ve saçakları ada içi zemin toprağını tutar güçlendirir.
7. Özellikle alacağınız konutla ilgili satıcıdan “Su yalıtım projesinin” bir örneğini isteyin.
8. Alacağınız konutun tapusunda “Kat irtifakı” yazıyorsa o bina büyük ihtimalle inşaatta çalışan işçilerin sigorta ücreti, kurum karşılıkları, kanal katılım, otopark iştirak, asfalt yatırım vb. belediye ve kamu kurumlarına yatırılması gereken ücretler yatırılmadığından o konut arsa statüsündedir. Herhangi bir nedenden dolayı bina mahkemelik olabilir. Bu yüzden 5 -10 yıllık dahi olsa tapusunda “Kat İrtifakı” yazan konutları satın alın.