Dedik'ki! acı gurbet.

Gurbetel ekmek aş oldu
Bazen gözlerde yaş oldu
Gitmez sanki gardaş oldu
Ne acısın zalim gurbet

Gurbette çok şeylere şahit oldum. Üzüldüğüm ve sevindiğim olaylar var.

İkitane üzüldüğüm olay anlatayım.

1984 bizim bulunduğumuz şehirde hiç kimsesi olmayan, sadece Amerikada ikitane yiyeninin olduğunu söyleyen sosyal yardımla ve bazı Türk esnafların yardımıyla hayatını idame ettiren

Adanalı İsmail Toktepe diye çalışamayan emekliliği bekleyen birisi vardı.

Kendisiyle çok görüşür sohbet ederdik ama hep kimsesinin olmadığını söylerdi gerçeği bilmiyoruz.

1984 izin sezonunda evinde kalp krizi sonucu hayatını kaybediyor.

Tanıyanlar izinde kimsenin haberi olmuyor,
Birkaç gün sonra gelen koku üzerine polise haber veriliyor.

Polisler kapıyı açıyorlar günler önceden ölmüş konsolosluğu'a durumu bildiriyorlar ilgilenilmiyor.

Oysa o cenaze Turkiyede bir belediyeye gönderilse idi kaldırılır ve dini kurallar uygulanırdı.

Daha sonra bir Türk derneğinin haberi oluyor izin alarak çıkarıp yıkayıp namazını kılarak yeniden defin ediliyor.

Ben çok iyi dost olmamıza ramen bulunamadım sonradan öğrendim ve üzüldüm ellerin yurdunda bu durumu yaşamak zor.

Canı gibi sevdiği vatanının toprağına defin olamadı.

Diğer bir üzüntümde izine gidiyoruz uçağa bindik bavullar yükleniyor yan, yana oturduğumuz ikitane genç ağlıyor üçtane tabut yüklendi.

Uçak hareket edince gençlere neden ağlıyorsunuz diye sordum babası,annesi ve kardeşleri bir trafik kazasında ölmüşler o Tabutlar onlarınmış teselli etmeye çalıstim

Kolay iş deyil Allah kimseye vermesin verdiğinede sabırlar versin.

Evet böyledir bizim halimiz.
Gurbet ellerden geliyor ölümüz
Hiç yoktur tutunacak bir dalımız
Gurbet kuşları dert dolu hemşerim.

Evet o zıkkım para ellerin yurdunda nasılsın ve ne şartlarda kazanılıyor.
Almancı diye horladığımız o gurbet kuşları neler yaşıyor.

Kıymetli okurlarım takipçilerim Osman emmi ondörtte
Buluşmak ümidiyle Allah a emanet olun inşallah

Ahmet Ulusoy (Ödüoğlu)
02.11.2026
Kırıkkale