
Ebedî Rehberimiz, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (aleyhisselam) Efendimiz, ümmetini aile yuvası kurmaya davet ettiği ne buyuruyor:
“Kul evlendiği vakit dininin yarısını tamamlamış olur.”
“Her mümin, âhiret hayatının saadetine yardımcı olacak bir hayat arkadaşıyla evlensin.”
“Gençler! İçinizden evlenmeye gücü yetenler izdivaç etsin! Zira evlenmek, gözleri haramdan daha çok korur, zinadan muhafaza eder. Gücü yetmeyenler de oruç tutsun!”
Bu tavsiyelere uyarak, zaman ve şartlar müsait olunca çocuklarını evlendirmek ana ve babaların çok önemli vazifelerinden biridir.
Dininden ve ahlâkından razı olduğumuz bir kimse kızımıza veya oğlumuza talip olursa, “Kolaylaştırınız, güçlük çıkarmayınız!” hadisiyle amel etmeliyiz.
Görenek belâsı, Avrupa modası yüzünden; yuva kurarken yapılan israflar ve ölçüsüzlükler yüzünden gençlerin dünya ve âhiret hayatları tehlikeye düşmektedir.
Aile yuvası kurulurken şu hususlara dikkat edilmelidir. Karı koca birbirine denk ve münasip olmalıdır. Dindar olanı tercih edilmelidir.
Hadîs-i şerifte, “Kadın üç özelliği için nikâh edilir: Güzelliği, malı ve dini için... Sen bunlardan dindar ve güzel ahlâka sahip olanı tercih et!” buyurulmuştur.
Düğünler nezih, temiz, İslâmî ölçülere göre yapılmalı; gayrimüslimlerden gelen bâtıl ve günah işlere yer verilmemelidir.
Bizler Müslümanız, her şeyimiz İslâm’a göre olmalı! Huzur, bereket ve saadet yalnız İslâmiyet’te ve imandadır.
Eskiden, bizden biraz daha önceki yıllarda, evleneceği kızı baba, anne ve yakınlar seçerdi.
Öyle Facebook’tan tanışmak, okulda görüşüp anlaşmak falan yoktu.
Flört zina ile eş anlamlıydı. Böyle yapan kızlar ana babalarından bir ton sopa yer, adı çıkan kız da evde kalırdı.
Ne günlerdi o günler...
*
Bir hocamız askerde iken anası babası köyden bir kız bulup onunla nişanlamışlar. Hocamız hiç görmemiş. Eskiden askerlik iki-üç sene...
Ancak terhis olup gelince nişanlısını görmüş. Beğenmiş, itiraz etmek ne mümkün...
Çok güzel bir hayat, samimiyetle kurulan aile yuvası ve hayırlı evlatlar...
Babası on iki yaşında İstanbul’a çalışmaya gitmiş. On altı yaşındayken, o İstanbul’da çalışırken babası köyden bir kız almış, onunla evlenmişler. Birbirlerini hiç görmeden, tanımadan mükemmel bir evlilik ve sonrasında başarılı aile bireyleri...
Babam yetim büyümüş. Abileri annemle evlendirmişler, yakın köyden birbirlerini o güne kadar hiç görmemişler.
Neyse, çocuklar bizler olmuşuz. Altı evlat, bir o kadar da ölen kardeşlerimiz... Okumuşuz. Babam çalışmış, mal mülk sahibi olmuş...
Bir hocadan duymuştum:“İnsan, evleneceği kızla kaderinde ne varsa mutlaka onunla evlenir, tanışır; onu bir kader olarak çekmek zorundadır.”
Her şey böyle değil mi aslında?
Tamam, bir tercih hakkı verilmiş de sonunda hepimiz Allah’ın yazdığını almadık mı?
Baştan evlilik yaparken tedbir almak var, her işte olduğu gibi. Araştırmak, incelemek, soruşturmak var.
Allah’ın Resulü, “Kızını şarap içen birine veren, sanki onu kendi eliyle cehenneme atmış gibidir.” buyuruyorlar.
Sen tedbirini al, incele; sonunda kötü olacakmış, o da Allah’ın takdiri demek lazım.
Baştan yanlış yapmak, kolaycılığı ve kaderciliği yok İslam’da.
Nice güzel, saliha kadın gördüm; eşi içki içen, beynamaz biriydi. Kadın, çocuklarının hatırına çekti.
Yıllarca fazla yaşamadı kocası, gitti öbür tarafa. Şimdi çocuklarıyla gül gibi yaşıyorlar.
Bu işler, acizane, şöyle olurmuş:Ezelde ruhlar âleminde Rabbü’l-Âlemin ruhlarımızı yaratmış, Elest Bezmi’nde hani...
Ruhları serbest bırakmış. Her ruh, dünyada beraber olacağı kadın veya erkeğin ruhunun yanına varmış.
Kalem de yazmış; kim kiminle evlenecek, ondan kimler meydana gelecek veya gelmeyecek.
Öyle herkese de nikâh da yok, çocuk da yok.
Çocuk Allah’ın bir lütfu. Bir tane çocuğa sahip olabilmek için otuz senedir yapmadık tedavi, gitmedik hoca, türbe, yatır bırakmadık da oradan biliyorum.
Hastane odalarında geçen uzun yıllar, yeni teknikleri öğrenmeler, uygulamalar...
Bilmekle olmuyor bazen bu işler. Nice kadın doğum uzmanının çocuğu yok, biliyor musunuz?
Süleyman Demirel’e sormuşlardı:“Efendim, sizin de çocuğunuz hiç olmadı,sizin zamanınızda aşılama (insemination) tüp Bebek vb.yok muydu?” diye.
“Hiç sormayın, hiçbir şey yoktu.” demişti.
Biz olduğu günleri de gördük. Defalarca tüp bebek, mikroenjeksiyon, genetik araştırmalar, tekrarlayan düşükler...Olmadı mı olmuyor.
Nice hastaneye gönderdiğim arkadaşlarımın basit bir aşılama, iğne tedavisi ile çocukları oldu.
Veren de O, alan da O. Ne yapalım, kendisi bilir.
Rabbim, “Böylesi hayırlı kulum.” dedi bize.
Gözümüz olmasa, ayağımız, elimiz noksan olsa kime neyi şikâyet edebilecektik sanki?
Bir de eşi hayatta iken ölenler, yeniden evlenenler var.
“Bir kadın kocası öldüğünde evleniyorsa kocasından nefret ettiği için der, bir erkek de karısı öldüğünde evleniyorsa karısını çok sevdiğinden der.” bir bilge insan.
Doğruluğu, yanlışlığı tartışılır.
*
Kadın, eğer dünyada birçok erkekle evlenecek olursa ahiret âleminde hangisini çok seviyorsa onunla beraber olacak der hocalar. Erkek için de durum aynıdır herhâlde.
Bu dünya imtihan dünyası.Evlat acısını hiç yaşamadım. Babam rahmetli, “Oğlum, Allah acınızı göstermesin.” derdi.
İki oğlunun acısını gördü, üzülmüştü, ağlamıştı.
Kolay değil; büyüt, yetiştir, gün gelsin Allah’ımızın emri olarak birden bu dünyadan çıkıp gitsin
Ancak yaşayanlar bilir. Rabbim bol sabır versin evladını yitirenlere...
Dün Kermes’e bir kaç yıl evvel elim kazada şehit olan Kur'an talebemizin annesi gelmiş, hanım anlatıyordu.“Oğlum hâlâ Kur’an kursunda okuyor.” deyip evladının öldüğünü kabul edemiyormuş.
Dünyanın cefasından sefasını sürmeye vakit olmaz, buyurmuşlar bir Allah dostu.
Her şeyin fani, âhiretin ve Rabbimizin baki olduğu şu fani dünyada, ne kadar cennete benzeyen günler yaşayabilirsek o kârdır bizlere.
Dünya müminin zindanı, kâfirin cenneti; âhiret âlemiyse kâfirin zindanı, müminin cennetidir.
Ne mutlu dünya zindanını âhiret cennetine tercih etmeyenlere.
Ne mutlu kadere, Rabbimizin verdiği kazalara sabredenlere..
*
Yüce Rabbimiz! Yuvalarımızı sevgi, saygı, merhamet ve muhabbetle mamur eyle.
Eşlerimizin gönüllerine birbirlerine karşı sevgi ve sadakat ihsan eyle.
Aramıza şeytanın, nefsin, kıskançlığın ve fitnenin girmesine müsaade eyleme.
Allah'ım! Hanelerimizden huzuru, sofralarımızdan bereketi, gönüllerimizden imanı eksik eyleme.
Eşleri birbirine yük değil, hayat yolunda yoldaş eyle. Hastalıkta, sağlıkta, darlıkta ve bollukta birbirine destek olmayı nasip eyle.
Evlatlarımızı hayırlı, ahlâklı ve imanlı eyle. Gençlerimize hayırlı eşler, bekârlarımıza hayırlı yuvalar nasip eyle.
Kurulmuş yuvaları yıkılmaktan, gönülleri kırılmaktan muhafaza eyle.
Ya Rabbi! Dünyada huzurlu, ahirette cennetle müşerref olan ailelerden olmayı bizlere nasip eyle.
Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve nesillerimizden göz aydınlığı olacak hayırlı kullar ihsan eyle.
Âmin, bi hürmeti Seyyidü'l-Enbiyâ ve'l-Mürselîn.
Hayırlı Cumalar..
HİDAYET DOĞAN OSMANOĞLU
TC Kültür ve Turizm Bak.Halk Sairi