Mekke-i Mükerreme denildiğinde gönüllerimizde Kâbe-i Muazzama’nın heybeti, Safa ile Merve’nin hatırası ve Zemzem-i Şerîf’in mübarek suyu canlanır.

Her yıl milyonlarca Müslüman, hac ve umre vesilesiyle bu sudan içerken Hz. İbrahim’in, Hz. Hacer’in ve Hz. İsmail’in hatıralarını yâd eder.

Zemzem, yalnızca susuzluğu gideren bir su değildir. O, sabrın, tevekkülün, gayretin ve Allah’ın kullarına ihsan ettiği nimetlerin mübarek bir hatırasıdır.

Asırlar boyunca nice insan bu sudan içmiş, dualar etmiş ve peygamberler tarihinin ibretli sayfalarını hatırlamıştır.

Peki, yeri bir dönem kaybolduğu rivayet edilen Zemzem Kuyusu nasıl yeniden bulunmuştur? Bu mübarek kuyunun temizlenmesine dair anlatılan hatıralarda neler vardır? Gelin, rivayetlerin izinde geçmişe doğru bir yolculuğa çıkalım.

*

Mekke tarihinin en dikkat çekici hadiselerinden biri, Zemzem Kuyusu’nun yeniden ortaya çıkarılmasıdır. Rivayetlere göre Hz. İbrahim’in ailesinden kalan bu mübarek suyun kuyusu, zaman içerisinde üzeri kapanarak yeri unutulmuş bir hâle gelmişti.

İşte bu sırada Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in dedesi Hz.Abdülmuttalib’in gördüğü rüyalar, Zemzem’in yeniden bulunmasına vesile oldu.

Anlatıldığına göre Peygamber Efendimizin dedesi Hz.Abdülmuttalib, bir gece rüyasında kendisine bir yeri kazması söylendiğini gördü.

Farklı gecelerde tekrarlanan rüyaların ardından kendisine Zemzem’i kazması bildirildi. Kuyunun yerini belirlemeye yardımcı olacak işaretlerin de rüyada gösterildiği rivayet edilir.

Hz.Abdülmuttalib, gördüğü rüyaların işaretlerini takip ederek oğlu Hâris ile birlikte Kâbe’nin yakınında kazıya başladı. Kureyşlilerin bir kısmı bu girişime şaşırırken o, kararlılığından vazgeçmedi.

Kazı devam etti. Topraklar kaldırıldı, taşlar çıkarıldı ve nihayet Zemzem’in izlerine ulaşıldı.

Böylece Hz. İsmail’in hatırasıyla anılan mübarek su yeniden ortaya çıkarıldı. Hz.Abdülmuttalib’in bu gayreti, Mekke tarihinin hafızalara kazınan hadiselerinden biri oldu.

Bazen bir rüya, insanın önünde yeni bir yolun başlangıcı olur. Ancak o yolda ilerlemek için gayret, sabır ve kararlılık gerekir. Hz Abdülmuttalib’in kıssası da bize bu hakikati hatırlatır.

*

Zemzem Kuyusu’nun geçmişine dair anlatılan rivayetlerden biri de Kanûnî Sultan Süleyman Han devrinin âlimlerinden Gubârî Efendi’ye atfedilen bir hatıradır.

Bu anlatıda, Zemzem Kuyusu’na bir kişinin düşmesi üzerine kuyunun temizlenmesi gerektiği belirtilir. Bunun için kuyudaki suyun boşaltılmasına karar verilir. Günler boyunca büyük kovalarla su çekilmesine rağmen su seviyesinin beklenildiği kadar düşmediği anlatılır.

Rivayete göre Gubârî Efendi, bu durumun sebebini öğrenmek isterken yüz yaşını aşmış Duvarcı Mahmud’un anlattıklarıyla karşılaşır. Mahmud’un yanında bulunan bazı yaşlılar da geçmişte yaşandığı söylenen hadiseye şahitlik eder.

Duvarcı Mahmud, anlatısını Mısır Memlük Sultanı Kayıtbay döneminde yaşandığı ileri sürülen büyük bir kuraklıkla başlatır. Rivayete göre Mekke’de uzun yıllar süren kuraklık sırasında başka kuyuların suyu azalmış, halkın su ihtiyacı bakımından Zemzem’in önemi daha da artmıştır.

O günlerde genç bir duvarcı çırağı olduğunu söyleyen Mahmud, bir kişinin Zemzem Kuyusu’na düştüğünün haber verilmesi üzerine ustasıyla birlikte kuyunun temizlenmesi için çalışmaya başladıklarını anlatır.

Kuyudan uzun süre su çekilir. Nihayet su seviyesi düşünce Mahmud ile ustası kuyunun içine inerler.

İşte anlatının en dikkat çekici bölümü burada başlar.

Rivayete göre kuyunun dibinde bilek kalınlığında su akıtan üç kaynak bulunur. Bunlardan ikisinin Kâbe yönüne, diğerinin ise Ebû Kubeys Dağı yönüne uzandığı söylenir.

Mahmud ile ustasının kaynakları geçici olarak kapattıkları, kuyuda kalan suyu boşalttıkları ve dipte biriken çamurla tortuları temizledikleri anlatılır. Temizlik sırasında çeşitli değerli taşlar, bakır kâseler, porselen parçaları ve süs eşyaları bulunduğu da rivayet edilir.

Kuyunun dibi temizlendikten sonra kaynakların yeniden açıldığı ve suyun hızla yükselmeye başladığı söylenir. Hatta kuyunun aynı gün içerisinde yeniden dolduğu ve eski seviyesini aştığı ileri sürülür.

Bu anlatı, Zemzem’in bereketi hakkında nesilden nesile aktarılan dikkat çekici hatıralardan biridir. Bununla birlikte olayın tarihî ayrıntıları, tarihî belgeler ve güvenilir kaynaklarla ayrıca doğrulanmalıdır. Bu sebeple anlatılanları kesinleşmiş tarihî bilgilerden ziyade bir rivayet olarak değerlendirmek gerekir.

*

Hz.Abdülmuttalib’in rüyasının ardından Zemzem’i yeniden bulmasıyla Duvarcı Mahmud’a atfedilen kuyunun temizlenmesi hikâyesi, farklı dönemlere ait iki ayrı anlatıdır. Birinde kuyunun bulunması, diğerinde ise temizlenmesi ve su kaynakları üzerinde durulur.

Zemzem’in asıl hatırası ise Hz. Hacer’in yavrusu Hz. İsmail için su ararken Safa ile Merve arasında gösterdiği gayretle başlar. Hz. Hacer, çaresizlik karşısında oturup beklememiş; koşmuş, aramış ve elinden geleni yapmıştır. Allah’ın takdiriyle Zemzem nimeti ortaya çıkmıştır.

Bu kıssa, tevekkülün tembellik olmadığını öğretir. İnsan gayret etmeli, sebeplere sarılmalı ve ardından Rabbine güvenmelidir.

Bugün de hayatımızın her alanında bu anlayışa ihtiyacımız vardır. Zorluklar karşısında ümitsizliğe kapılmamak, nimetlerin kıymetini bilmek ve bize emanet edilenleri korumak, müminin sorumlulukları arasındadır.

Dünyanın birçok bölgesinde insanlar temiz suya ulaşmakta güçlük çekiyor. Buna karşılık bazı yerlerde su ölçüsüzce tüketiliyor ve büyük bir nimet olan suyun kıymeti yeterince bilinmiyor.

Zemzem’in hatırası bize yalnızca geçmişi anlatmaz; bugünün sorumluluklarını da hatırlatır.

Suyu israf etmemek, çevreyi temiz tutmak, kaynakları korumak ve susuzluk çeken insanlara yardım etmek, nimete karşı şükrümüzün güzel bir ifadesidir.

Bir yudum suyu içerken onun nasıl büyük bir nimet olduğunu düşünmeliyiz. Çünkü insan, çoğu zaman elinde bulunan nimetlerin kıymetini onları kaybetme tehlikesiyle karşılaştığında anlar.

Zemzem’in gönüllerimizdeki yeri de bu bakımdan özeldir. O, Hz. İbrahim’in ailesinden günümüze ulaşan mübarek bir hatıra ve Müslümanların gönlünde yaşayan bir bereket sembolüdür.

ZEMZEMİNDEN İÇİR YA RABBİ.

Zemzem suyu can verir, gönüllere nur saçar,
Her yudumu şükürdür, kalplere huzur saçar.
Hacer anamız koştu, çölde suyu aradı,
Rabbimizin lütfuyla Zemzem suyu fışkırdı.

İbrahim’in duası, gönüllerde iz bırakır,
İsmail’in hatırası, asırlardan ses taşır.
Safa ile Merve’de sabır yolu uzanır,
Tevekkül eden gönül, rahmet ile donanır.

Abdülmuttalib gördü, sadık rüyanın izini,
Kazdı Kâbe yanında, aradı suyun izini.
Toprak açtı bağrını, mübarek su göründü,
Mekke’nin gönlündeki eski hatıra döndü.

Duvarcı Mahmud der ki, eski günler hatırdır,
Kuyunun temizliği, anlatılan bir sırdır.
Rivayetler geçmişten ibret almayı söyler,
Nimetleri korumak, kulluğa güzellik ekler.

Zemzem içer müminler, dualara el açar,
Rahmetini dileyen, Rabbine gönül açar.
Her damlası hatırlat, şükrün güzel yolunu,
İman ile aydınlat, kulluğun sağ kolunu.

Susuz kalan kullara, Rabbim rahmet eyle sen,
Her haneye bereket, her gönle huzur ver sen.
Suyu koruyanlara, güzel bir ömür ihsan,
Şükür ile yaşasın, yeryüzünde her insan.

Kâbe’nin gölgesinde, Zemzem gönle nur olur,
İçen her bir mümine, güzel bir huzur olur.
Geçmişin hatırası, geleceğe ses verir,
Rabbine yönelenler, her daim umut bulur.

Hüdayi dua eder, kabul eyle dileği,
İman ile doldur sen, her müminin yüreği.
Zemzem’in bereketi, gönüllerde yaşasın,
Ümmetin her ferdine, hayır kapısı açılsın.

Hz Abdülmuttalib’in Zemzem Kuyusu’nu yeniden bulması ve Duvarcı Mahmud’a atfedilen temizlik rivayeti, Zemzem’in tarihine dair anlatılan hatıralar arasında yer alır.

Bu anlatıların tarihî ayrıntıları kaynaklarla incelenmeye muhtaç olsa da taşıdıkları ibretli mesajlar üzerinde düşünmek mümkündür.

Zemzem bize sabrı, gayreti, tevekkülü ve nimetlerin kıymetini bilmeyi hatırlatır. Hz. Hacer’in su arayışı,Hz. Abdülmuttalib’in kararlılığı ve kuyunun temizlenmesine dair rivayetler, insanın hem geçmişten ders alması hem de bugünkü sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini düşündürür.

Rabbimiz bizleri nimetlerinin kıymetini bilen, suyu israf etmeyen, temizliğe riayet eden, ihtiyaç sahiplerini gözeten ve her hâlinde kendisine şükreden kullarından eylesin.

Zemzem’in bereketinden istifade etmeyi, hac ve umre ibadetlerini sağlık ve afiyetle yerine getirmeyi bütün müminlere nasip eylesin.

Âmin, yâ Rabbe’l-âlemîn.

HİDAYET DOĞAN OSMANOĞLU
TC.Kul.ve Turizm Bak.Halk Şairi