
Geceler, Gönüllerin Rabbine Açıldığı Mübarek Zamanlardır...
Kâinatın sinesine çöken gece, yalnızca gündüzün sona ermesi ve güneşin ufukta kaybolması değildir.
Gece; tefekkürün, muhasebenin, istiğfarın, duanın ve Rabbimize iltica etmenin en güzel zamanlarından biridir.
Gündüz hayatın koşuşturması içerisinde nice şeyleri unutur, dünya meşgalesine dalarız. Gece olunca hayatın gürültüsü diner, gönül âlemimizde başka bir pencere açılır.
İnsan, kendi nefsiyle baş başa kalır. Yaptıklarını düşünür, kusurlarını hatırlar, pişmanlık duyar ve Rabbinden af dilemeye yönelir.
Yüce Rabbimiz, Yâsîn Sûresi'nde güneşe, aya, geceye ve gündüze işaret ederek kudretinin ve hikmetinin delillerini bizlere göstermektedir.
Gece ile gündüzün birbirini muntazam bir şekilde takip etmesi, ilâhî nizamın apaçık tecellilerindendir.
Nasıl ki gündüzün ardından gece, gecenin ardından gündüz geliyorsa insan da ölümün ardından ebedî bir hayatla karşılaşacaktır.
Dünya hayatı bir imtihan, gece ise bu imtihanın muhasebesini yapabileceğimiz kıymetli bir fırsattır.
Gündüz günah ve isyanın işlenebildiği, gece ise istiğfar ve pişmanlığın yaşandığı bir zaman dilimidir. Gece ayıp ve kusurları örterken gündüz bunları açığa çıkarır.
Gece, Allah Teâlâ'ya muhabbet besleyenlerin, gönüllerini duayla süsleyenlerin âdeta sırdaşıdır.
*
Tarih boyunca peygamberler ve Allah dostları, gecenin karanlığında yaptıkları dua ve niyazlarla nice ulvî makamlara erişmişlerdir.
Mûsâ aleyhisselâm, kırk gece boyunca Rabbine münâcât etmek üzere belirlenen vakitlerde ilâhî kelâma mazhar olmuştur.
Halîlullah İbrahim aleyhisselâm, Allah'ın dostluk makamına erişmiş; Yûnus aleyhisselâmın duası da karanlıklar içerisinde kabul görmüştür.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de Mi'rac gecesinde yüce manevî mertebelere nâil olmuştur.
Bütün bunlar bize gecenin sıradan bir zaman dilimi olmadığını, ibret ve hikmetle değerlendirilmesi gereken müstesna bir nimet olduğunu hatırlatmaktadır.
Yüce Rabbimiz Zâriyât Sûresi'nin 17 ve 18. âyetlerinde şöyle buyurmaktadır:
"Onlar geceleri pek az uyurlardı. Seher vakitlerinde de istiğfar ederlerdi."
Ne güzel bir kulluk şuuru! İnsanların uykuda olduğu saatlerde kalkıp Rabbine yönelmek, günahlarını itiraf ederek af dilemek, ellerini semaya açıp niyazda bulunmak…
Seher vakti, gönüllerin inceldiği, gözlerin yaşardığı, dillerin duaya alıştığı müstesna bir vakittir.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, gece içerisinde duaların kabul edildiği özel bir zaman bulunduğunu müjdelemiştir.
Bir Müslüman o vakte rastlayıp Allah'tan hayır isterse, Allah Teâlâ'nın ona dilediğini vereceğini bildirmiştir. Bu mübarek vaktin her gece bulunduğu da ifade edilmiştir.
Öyleyse gecelerimizi gaflet içerisinde tüketmeyelim. Her gece birkaç dakikamızı bile olsa Rabbimize ayıralım. Birkaç rekât namaz, samimiyetle yapılan bir istiğfar, içtenlikle açılan eller ve gözyaşıyla edilen bir dua…
Bazen insanın bütün ömrüne tesir edecek bir değişim, gecenin sessizliğinde yapılan samimi bir duayla başlar.
*
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, gece namazına devam edilmesini tavsiye etmiş; bunun önceki salih kulların âdeti olduğunu, Allah'a yakınlığa vesile olduğunu ve günahlara kefaret teşkil ettiğini bildirmiştir.
Gece ibadeti, insanın yalnızca bedenini değil, ruhunu da terbiye eder. Nefsi dizginler, kalbi yumuşatır, insana sabır ve metanet kazandırır.
Elbette herkesin imkânı, gücü ve sağlık durumu farklıdır. Önemli olan, ibadette samimiyet ve devamlılıktır. Az da olsa devamlı yapılan ibadet, kulun Rabbine olan bağlılığının güzel bir tezahürüdür.
Unutmayalım ki gece karanlığı, müminin gönlünde bir nurun doğmasına vesile olabilir. Yeter ki o nuru söndürecek gafletten uzak duralım.
Gelin, gecelerimizi yalnızca uykuya değil, duaya da ayıralım. Seherlerde istiğfar edelim, Rabbimizin rahmet kapısını çalalım. Çünkü biz O'na muhtacız; O ise hiçbir şeye muhtaç değildir.
Geceyi ihya eden gönül, gündüzünü de güzelleştirir. Rabbine gecenin sessizliğinde yönelen kul, hayatın fırtınaları karşısında daha metin durur.
Allah Teâlâ bizleri gecenin faziletinden, seherlerin bereketinden, duanın lezzetinden ve ibadetin huzurundan mahrum bırakmasın.
Âmin.
*
Geceler sessiz geceler Sensiz Geceler müminin Rabbiyle adeta babasa kaldığı münafıkların gece namazını kılmakta zorlandiklari içerisinde güneşin doğuşu denilen Tan yeri ve Duaların kabul edileceği bildirilen Seher Vaktini de içine alan müstesna vakitlerdir..
Birkaç Gece şiirim var onlardan birisini sizlerle paylaşmak istiyorum..
GECENİN SIRRİ..
Gece iner, sükût çöker âleme,
Gönül yönelir Mevlâ'nın yoluna.
Yıldızlar şahit olur her kelâma,
Rahmet kapısı açılır insana.
Seher yeli eser, gönüller uyanır,
Müminin gözünde yaşlar boyanır.
İstiğfar edenin kalbi arınır,
Nûr düşer gecenin her bir yanına.
Mûsâ'nın Tur'daki niyazı vardır,
İbrahim'de Halîl'in niyâzı vardır.
Yûnus'un duasında bir sır vardır,
Karanlıkta rahmet iner cihana.
Mi'rac gecesinde yükseldi Nebî,
Aydınlattı ümmetin bütün lebi.
Salât ile anarız o Habîb'i,
Muhabbet yerleşir müminin canına.
Gündüzün gafleti örter gözleri,
Gece açar kalbin gizli sözleri.
İstiğfar süslesin bütün sözleri,
Tevbe ile varalım biz Rahmân'a.
Teheccüd namazı gönle devadır,
Seherde yakarış ruha safadır.
Her secde mümine nice vefadır,
Kul niyaz eylesin yüce Sultân'a.
Dünya bir imtihan, ömür emanettir,
Her nefes insana Hakk'tan nimettir.
Gafletle geçen ömür ne ziyandır,
Hazırlık eyleyelim âhiret yarına.
Hüdayi, gecenin sırrını dinle,
Dua et, gönlünü arıt her demle.
Rahmet-i İlâhî iner seherle,
Kavuşalım Rabbimizin rızasına.
HİDAYET DOĞAN OSMANOĞLU
TC.Kultür ve Turizm Bak Halk Şairi