
Deve kuşuna sormuşlar:
“— Neden kafanı kuma gömdün, neden utandın?”
Deve kuşu hafifçe başını kaldırmış, gözleri uzaklara dalmış.
“— Utandım, evet… ama sandığınız gibi korkudan değil,” demiş.
“Dünyanın sesinden, insanların hoyratlığından, adaletin yerini bulamamasından, dostluğun bile pazara düşmesinden utandım.”
“Bir zamanlar gökyüzüne bakardım; özgürlüğün rengi maviydi. Şimdi o gökyüzü bile dumanla örtülmüş. İnsanlar birbirine bakmaz, birbirini anlamaz olmuş. Herkes konuşuyor ama kimse dinlemiyor. Herkes koşuyor ama nereye gittiğini bilmiyor.”
“Ben başımı kuma gömdüm çünkü sessizliğin altında hâlâ huzur var. Çünkü toprak, insandan daha vefalı. Ne ihanet eder, ne yalan söyler. Gömülmek değil bu; biraz dinlenmek, biraz unutmak istedim.”
Sonra derin bir nefes almış deve kuşu:
“— Belki de en büyük utanç, gerçeği bilip susmaktır. Ben susmadım, sadece dünyanın gürültüsünden başımı toprağa sakladım. Çünkü bazen görmemek, duymaktan daha az acıtır.”
Ve eklemiş:
“İnsanoğlu benimle alay eder; ama bilmez ki, onlar da her gün kafalarını paranın, hırsın, menfaatin kumuna gömüyorlar. Benimkisi sadece kısa bir sığınma… onlarınki ise bir yaşam biçimi.”