Son yıllarda çocuklar ve gençler arasında artan şiddet ve zorbalık vakaları, yalnızca bireysel davranış sorunları olarak ele alınamayacak kadar yaygın ve sistematiktir. Bu durum, çocukların psikososyal gelişimi kadar, içinde yetiştikleri aile, okul ve toplum yapısının da yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Zorbalık; bir çocuğun, kendisinden güçsüz olduğunu düşündüğü başka bir çocuğa karşı, kasıtlı ve tekrarlayıcı biçimde fiziksel, sözel ya da psikolojik zarar vermesi olarak tanımlanır. Araştırmalar, zorbalığın yalnızca mağdur üzerinde değil, zorbalığı uygulayan çocuk üzerinde de uzun vadeli psikolojik etkiler bıraktığını göstermektedir.
Çocukluk döneminde davranış, çoğu zaman sözel bir anlatımdan çok duygusal bir dışavurumdur. Çocuklar, baş edemedikleri duyguları kelimelerle ifade edemediklerinde, bunu davranış yoluyla ortaya koyarlar. Bu nedenle zorbalık, yalnızca olumsuz bir davranış değil; çoğu zaman bastırılmış öfkenin, değersizlik hissinin ve görülmeme deneyiminin bir sonucudur.
Aile içi iletişim biçimleri, çocuğun duygularla kurduğu ilişki üzerinde belirleyici bir rol oynar. Sürekli eleştirilen, kıyaslanan ya da duygu ifadesi sınırlandırılan çocuklar; duygularını düzenleme konusunda zorlanabilir. Bu zorlanma, okul ortamında saldırganlık ya da kontrol davranışlarıyla kendini gösterebilir.
Okullar ise bu sürecin yalnızca tanığı değil, aynı zamanda aktif bir parçasıdır. Zorbalığın normalleştirilmesi, sorunun derinleşmesine neden olur. Önleyici rehberlik çalışmaları ve duygusal farkındalık programları bu noktada kritik öneme sahiptir.
Zorbalıkla mücadelede amaç yalnızca davranışı durdurmak değil; davranışın altında yatan duygusal ihtiyacı anlamaktır. Erken yaşta duygu tanıma, empati ve sağlıklı iletişim becerilerinin desteklenmesi, koruyucu bir faktördür.
Bugün çocuklar arasındaki şiddeti ele alırken, meseleyi bireysel vakalar yerine toplumsal bir gösterge olarak değerlendirmek gerekir. Çocukların davranışları, yetişkin dünyasının güçlü bir yansımasıdır.
Özge Günel
Fark etmek, bırakmanın ilk hâlidir.