24 Nisan’dan bu yana Türkiye’den gelen hacı adayı kardeşlerimizle birlikte mübarek beldelerdeyiz…

Rabbimizin lütfuyla, bir kaç gün sonra Arafat Vakfesi’ni yapacak; haccın en büyük rükünlerinden birini daha eda etmenin heyecanını yaşayacağız inşallah.

Arafat’a varmadan önce; ellerimizi semaya açıp yapacağımız duaların kabulüne vesile olacak bir kalp hazırlığı içindeyiz…

Çünkü insanın bu kutlu yolculukta en çok ihtiyaç duyduğu şey; samimî bir tövbe, derin bir şükür ve gönlü dirilten bir tefekkürdür.

Tövbe; yalnızca “Affet Allah’ım…” demek değildir.
Tövbe, kırılmış bir kalbin yeniden Rabbine yönelmesidir…

Bir pişmanlık…
Bir sığınış…
Bir dönüş…

Kul bazen günahlarının ağırlığı altında yorulur…
Bazen dünyanın yükü omuzlarına çöker…

Bazen de kalbinin karardığını hisseder…
İşte tam o anda açılan rahmet kapısının adı tövbedir.

Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:
“Sakın şeytan, Allah’ın affına güvendirerek sizi kandırmasın.”
(Lokmân Sûresi, 33)

Gerçek tövbe; dili istiğfarla, kalbi pişmanlıkla ve hâli edeple Rabbine yöneltmektir.

En veciz istiğfarlardan biri:
“Estağfirullah el-Azîm.”
“Şânı yüce olan Allah’tan bağışlanma diliyorum.”

Kul bu sözü söylerken aslında şöyle der:
“Yâ Rabbi! Ben acizim…
Sen ise affı sonsuz olansın…”

Peygamber Efendimiz sav. bizlere “Seyyidü’l-İstiğfar” duasını öğretmiş; hayatını şükür, tefekkür ve gözyaşıyla süslemiştir.

Hz. Âişe radıyallahu anhâ anlatıyor:
Bir gece Rasûlullah sav. bana:

“Ey Âişe! Müsaade eder misin, Rabbime ibadet edeyim?” buyurdu.
Ben de:
“Vallahi sana yakın olmayı severim. Senin sevdiğin şeyi de severim.” dedim.
Rasûlullah sav. abdest aldı, namaza durdu ve ağlamaya başladı…

Öyle ağladı ki mübarek gözyaşları göğsüne aktı…
Rükûda ağladı…

Secdede ağladı…
Namazdan sonra da gözyaşları dinmedi…

Sabah olunca Hz. Bilâl radıyallahu anh:
“Ey Allah’ın Rasûlü! Allah senin geçmiş ve gelecek bütün günahlarını bağışladığı hâlde niçin ağlıyorsun?” diye sordu.

Efendimiz sav. şöyle buyurdu:
“Şükreden bir kul olmayayım mı?”

Ardından şu âyetleri okudu:
“Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde akıl sahipleri için ibretler vardır…”
(Âl-i İmrân, 190-191)

Ve sonra şöyle buyurdu:
“Bu âyetleri okuyup da tefekkür etmeyen kimselere yazıklar olsun!”

Demek ki mü’minin kalbi yalnız korkuyla değil;
şükürle, hayretle ve tefekkürle de dirilir…

Bir yıldızın altında…
Bir seher vakti sessizliğinde…

Bir secde anında…
Kul bazen yalnızca gözyaşıyla Rabbine yaklaşır…

Çünkü bazı gözyaşları vardır ki;
kelimelerin anlatamadığını anlatır…

Bu mübarek günlerde gecelerde bizler de ellerimizi semaya açıp şöyle niyaz edelim:

“Allah’ım!
Bizleri gafletten uyandır…
Kalplerimizi tövbe ile dirilt…

Gözlerimizi günaha değil, secdeye yaşartan kullarından eyle…
Bizleri Sana hakkıyla şükreden, Seni zikreden ve Seni tefekkür eden kullarının arasına kat…”
Âmin yâ Rabbi’l-âlemîn…

Sairler Halk Ozanlarının dilinde tevbe bazen bir şiir Dua olur, yakarış olur.

Yüce Rabbim nolur bağışla bizi,
Kabirde, mahşerde yalnız bırakma.
Azrail gelince göster cenneti,
Mezar çok karanlık, ışıksız koyma…

Yüce Rabbim rahmet Senin elinde,
Cenneti, cemâli Sen verirsin bize.
Cemâlini göster, acı bizlere,
Âhirette azıksız, imansız koyma…

Yüce Rabbim burada yaşat cenneti,
Bize ırak eyle ne olur ateşi.
Evliya, enbiya, Firdevs cenneti,
Cennette havuzsuz Kevsersiz koyma…

Yüce Rabbim, senden şudur dileğim,
Üstadım yanımda kabre gireyim.
Resûl’ün elinden zemzem içeyim,
Firdevs-i Âlâ’da refiksiz koyma…

Yüce Rabbim nolur Habîb’e varam,
Medine yolunda tozlara bulanam.
Zemzemi içerek âh u zâr olam,
Dünyada sünnetsiz, Resûlsüz koyma…

Yüce Rabbim nolur bağışla bizi,
Cennetine girdir babamı, annemi.
Yerin çoktur, alır bütün neslimi,
Ceddimi cennetsiz, cemâlsiz koyma…

Yüce Rabbim yolum yakındır Sana,
Ölüm denen gerçek yaklaştı bana.
Ecel şerbetini güzel eyle bana,
Ölürken imansız, Kur’ansız koyma…

Yüce Rabbim kabre girdiğim gece,
Ne azîm karanlık, büyük bilmece…
Hüdâyî yazdı bunu hece hece,
Kabrimde azıksız, ışıksız koyma…

Rabbim; tövbelerimizi kabul, dualarımızı makbul, haclarımızı mebrur eylesin…

Arafat’ın rahmeti, Müzdelife’nin huzuru ve Kâbe’nin nuru gönüllerimize dolsun…
Hayırlı, bereketli, feyizli, huzurlu ve nurlu geceler…
Hayırlı Cumalar…

HIDAYET DOGAN OSMANOGLU