İnsan, aklını kontrol eden değil, hevesine teslim olandır çoğu zaman.
Bir gün büyük ideallerle yola çıkar, ertesi gün en küçük zorlukta vazgeçer.
Tıpkı bir maymunun bir daldan diğerine atlaması gibi,
insan da bir hevesten diğerine savrulur.

Belki de “maymun iştahlı” dediğimiz şey, aslında insanın kendi sabırsızlığının itirafıdır.
Çünkü insan istikrardan sıkılır; yenilik arar, parlayan her şeyi değerli sanır.
Oysa kalıcılık, derinlik ister.
Hevesin ateşi hızlı yanar, ama bilincin ışığı yavaşça parlar.

Maymun doğası gereği değişkendir, ama insanın değişkenliği bir tercihtir.
Ve bu yüzden asıl “maymun iştahlı” olan maymun değil, insanın ta kendisidir.