
İnsanlığın geleceğine bakarken şunu unutmamak gerekir: Tarih tekerrür edebilir, hatalar benzer olabilir, yaşananlar birbirini andırabilir… Ama zaman asla geri gelmez. Kimse bir daha çocuk olmayacak, saçlar bir daha ilk kez simsiyah olmayacak; beyazlayan saçlar da aynı duygularla yeniden beyazlamayacak. Her yaş, her an ve her nefes bir kez yaşanır. İşte bu yüzden, yaşadığımız anların, akan zamanın, yanımızda olan insanların ve belki de en çok kendimizin değerini bilmeliyiz.
Hayat çoğu zaman bizi koşturur, yorar, eksiltir. Fark etmeden ertelediğimiz mutluluklar, söyleyemediğimiz sözler, sarılamadığımız insanlar olur. Oysa zaman kimseyi beklemez. Bugün sahip olduğumuz şeyler, yarının hatırası olur. Bu yüzden sevmeyi ertelememeli, anlamayı geciktirmemeli, kıymet bilmeyi sonrasına bırakmamalıyız.
Sevgi, hayatın en güçlü anahtarıdır. Kapalı kalan kalpleri açar, kırılmış ruhları onarır, karanlık günlere ışık olur. Ama sevgi her şeyden önce insanın kendisiyle başlar. Kendini sevmeyen, kendine şefkat göstermeyen birinin dünyayı güzelleştirmesi zordur. O yüzden yeni güne kendini severek başla. Aynaya baktığında eksiklerini değil, çabalarını gör. Gücünü hatırla.
Ne hata yaptıysan yap, insan olduğunu unutma. Yanıldın, düştün, belki defalarca aynı yerden yaralandın… Ama kendini affetmeyi bilmezsen, geçmiş hep peşinden gelir. Affetmek unutmak değildir; yüklerinden özgürleşmektir. Kendini affettiğin gün, gerçekten büyümeye başlarsın.
Dilerim ki gelecek yaşlarımız, geçmiş yaşlarımızdan daha bilinçli, daha huzurlu ve daha anlamlı olsun. Yeni yıl; umutlarımızın tazelendiği, kalbimizin hafiflediği, hayatın bize yeniden gülümsediği bir başlangıç olsun. Kendimize, sevdiklerimize ve hayata daha sıkı sarıldığımız; daha çok sevdiğimiz, daha az kırdığımız bir yıl olsun.
Zaman akıyor… Ve biz, onun içinden bir kez geçiyoruz. O hâlde gel, bu yolculuğu sevgiyle, farkındalıkla ve kendimize dürüst kalarak yaşayalım.