Bırak, gerçekleri bilmediğini sansınlar. İnsanların çoğu aynanın karşısında kendi oyunlarını oynar; süslenir, şekil alır, sahneye çıkar. Kendi yansımalarına hayran kalır, kendi seslerinin yankısında kaybolurlar. Oysa mesele hiçbir zaman aynanın karşısında değildir. Gerçekler, aynanın arkasında fısıldanır; konuşmalar orada yapılır, kararlar orada alınır.

Sen, bütün bunları görüp de bilmiyormuş gibi davran. Zekânı sakla, sessizliğini zırh edin. Çünkü bazen aptal rolü yapmak, zekânın en güçlü ispatıdır. Sessizce izleyen, derinden ilerleyen insan, en sonunda hem gerçeğin hem de oyunun sahibidir.

Unutma; hayat, kendini en çok gösterene değil, sabredip bekleyene, an geldiğinde sessizliğini söze, sözünü güce dönüştürene kazandırır. Gerçek delikanlılık da buradadır: Bilip susmak, görüp görmemiş gibi yapmak, zamanı geldiğinde tek bir hamleyle her şeyi değiştirebilmek…

O yüzden bırak varsın seni bilmediğini sansınlar. Onlar aynanın önünde maskeleriyle oyalanırken, sen aynanın arkasında gerçeğin sessiz ve derinden gelen yankısı ol.