Günümüzde evlilikler neden kısa süre sonra ayrılıkla boşanmayla neticelenmekte sorusu üzerine biraz kafa yordum ve şu sonuçları çıkardım.Umarım faidesi olur.Önce erkekler evde eşlerine nasıl davranmalı o konuda bir şeyler söyleyelim.

Erkekler arkadaşlarına yaptığı güzel muamelelerden daha fazlasını hanımına karşı da yapmalı, eve girince hanımına tebessümle selam vermeli hanımı ile hoş sohbet edip,tatlı dille konuşmalı sevinç ve üzüntüsünü paylaşmalıdır.

Peygamber Efendimizin bu konuda pek çok Hadis-i Şerifleri bulunmakta bunu yapan erkekler en hayırlı erkekler olarak tavsif edilmektedir.Hanımlar eşleri eve geldiğinde güleryüzle hoşgeldin demelidir.

Eşinin elbiselerini ceketini paltosunu üzerinden alıp asmalıdır.Yemek elbise ve yatağını hazırlamalıdır.Kocasının meşru isteklerine muhalefet etmemelidir.Başkalarına karşı süslenmeyip bütün güzelliklerini evde eşine göstermelidir.

Erkekler hanımı sıkıntılı olduğu zamanlarda ona moral vermeli,çocuklarının terbiyesinde hanımına yardımcı olmalı,hanımına kendi giydiği elbiselerden daha güzellerini kaliteli olanları giydirmeli,hanımına ve çocuklarına yedirmediği yemekleri dışarda yememelidir.

Yiyorsa da ara sıra eve de alıp hanımına da yedirmeli ki onların hakkını ödeyebilsin kendilerine değer verildiğini anlayabilsinler.Hanımlar eşinden izinsiz dışarıda bir yerlere gitmemelidir.Akrabalarına özellikle eşinin anne ve babasına ikramda bulunmalıdır.

Mübarek günlerde de olsa kocasından izinsiz nafile oruç tutmamalıdır.Kocasına karşı güzelliği ve malıyla babasının evindeki zenginlikle övünmemelidir.Yemek ve kıyafet ev eşyaları hususunda eşinin gücünün yetmeyeceği şeyleri istememelidir

.Sesini kocasının sesinin üzerinde yükseltmemeli her söze karşılık vermemelidir.Çok konuşarak eşlerini huzursuz etmemelidir.

Evde erkeklere nazaran hanımların daha çok işleri olduğu çocukların bakım beslenme ve korunmasının tamamen hanımlara verildiği düşünüldüğünde erkeklerin çocukların bakım ve terbiyesinde hanımlarına yardımcı olmalarının gerekli olduğu sonucu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

Bunu yapan ailelerde çocuklar her bakımdan sağlıklı olmakta ,yapmayanlarda ise çocuklar ilerde anne ve babasına asi çocuklar olmaktadırlar..

Hanımlar erkeğin sol kaburga kemiğinden halkedilmişlerdir.Bazen kızabilirler,erkeğin hoşuna gitmeyecek davranışlar sergileyebilirler.

Bu durumda hemen kızmak tehlikeli sonuçlara varabilecek davranışlara erkeğin ağzından nikahı zedeleyebilecek sözlerin çıkmasına neden olabilecektir.

Bu durumda erkekler başka bir odaya geçmeli ayakta ise oturmalı,oturuyorsa oradan çıkarak mutlaka abdest alarak şeytanı oradan uzaklaştırmalıdır.

Erkekler hanımıyla sıkıntı yaşadıkları durumda asla ona vurmamalı evde olan biteni ana babalarıyla hemence paylaşmamalıdır.Akl-ı selim ile hareket ederek bu duruma bir hocasından ya da güvenilir tecrübeli sır sahibi arkadaşlarından görüş alarak güzel sonuçlar almak için gayret etmelidir.

Evde olan biten asla komşuların akrabaların bilgisi dahilinde olmamalıdır.Kimse de aile işlerine karışmamalıdır.Ev halidir erkek döğer de severde sözü bu anlamda yanlış gibi görünse de aile işlerine diğer arkadaş,akraba,komşu ve büyüklerin karıştırılmaması anlamında çok yerinde bir sözdür.

Ben nice boşanmış gençler gördüm her iki tarafta tarikat ehli dindar aileler ama her iki tarafta kızın ve oğlanın hemen arkasında sanki eşler değil de aileler evliymişcesine sürdürülen evlilik ilk beş yılı atlatamadan kolayca yıkılıp boşanmayla neticelenmişti.

Eşler bu türden uyumsuz evliliklerde hemence çocuk yapmazlar,malı altını parayı evi bahane ederek kolayca boşanmayı hesaplar,kolayca işten sıyrılarak eşinden ayrılığı tercih ederler.

Halbuki çocuk bir tatlı meyvedir ,otuz sene hastane koridorlarında bendeniz bu tatlı meyvaya sahip olmak için çalıştım çabaladım Mevla yok kulum senin nasibinde dedi vermedi.

Yaptırdığımız tedkikler tedaviler hep hüsranla neticelendi.En son teknikleri de kullandık elbette ama yaşımız icabı geç kalınmış denemelerdi onlarda.

Bu tatlı meyveler bu şirin yaramazlar birer altın topturlar aslında.Evi neşelendirir,bakkaldan ekmeği getirmekle mektebe gitmekle, askerlik, evlilikle insana haneye mutluluk verirler.evliği pekiştirirler,mal altın para ev en sonra gelecek araçlardır.

Ama bunu anlayabilenlere çocuk nimetinin değerini ancak çocuğu olmayanlar anlayabilir.Kedi köpek yavrusu gibi doğurup doğurup sokağa bırakan sözde anne ve babalar değil elbette!!..

Dünyanın en mutsuz ve talihsiz insanları kimdir diye sorsalar evlenmeyenler derim.Sonra bir daha sorsalar evlenip te çocuk sahibi olamayanlar derim.Dengini bulamayan yaşlı ile evlenen kıza da acırım,Yaşlanıp ta eski evli olduğu günleri düşleyen amcalara da acırım.

Bir bilgenin sözüdür derler.Bir kadın kocası öldükten sonra hemen evlenmek istiyorsa eski kocasını hiç sevmediğindendir mutluluğu ikinci kocasında bulacağını ümit ettiğindendir..Bir erkek te hanımı öldükten sonra hemen evlenmek istiyorsa ölen eşini çok sevdiğindendir der.

Buradaki maksat hikmet evliğin çok güzel bir şey olduğu ve erkeğin yalnız mutlu olamayacağı gerçeğinden hareket ederek düşünülecek olursa eski neşeli mutlu hayata bir an önce yeniden dönme arzu ve iştihası nedeniyledir diye düşünüyorum.

Evde olan biten hanımın sırları başka erkeklerle bayanlarla iş arkadaşlarıyla asla paylaşılmamalıdır.İki kişinin bildikleri sır olmaktan çıkar.

İstediğiniz kadar aramızda kalsın deseniz bile büyük bir tecrübeyle söylüyorum en güvenilir takva erkek ve kadınlar bile sırrınıza sahip olamamakta paranız malınız konuştuklarınız mutlaka başkalarının diline düşmektedir.

Benden duyma ama diye başlayan cümlelerle insanlar kolayca sizin en mahrem aile sırlarınızı ikinci üçüncü şahıslara aktarmaktadırlar.

Hanımlarda dedikodu yaygın sanılmasın erkeklerde daha çok yaygın,özellikle evli bayan ve erkeklerde iş mesai arkadaşlarıyla ailesinde olan biteni güya yardım fikir alırım maksadıyla paylaşıp da sonradan yuvasından olanların sayısı hiç de az olmayacak sayıdadır.Son pişmanlık fayda vermediği gibi keşkelerin de ardı arkası gelmemektedir.

Ev halidir eşlerden biri sıkıntılı olabilir kendi ailesinde sıkıntılar olabilir o durumda hanım ya da erkek birbirlerinden biraz ayrı kalmalı dışarı çıkıp hanımın o huysuzluğu geçinceye kadar oyalanmalıdır.Ateşe benzinle gitmek ya da ateşe körükle gitmek tam da bu duruma uyan atasözleridir.

Bir çok aile yuvası bundan yıkılmış çocuklar ortada kalmışlardır.Bir çok eski büyükler elli altmış yetmiş yıllık mutlu aile saadetlerinin nasıl olduğu sual edildiğinde hanım kızınca ben dışarı başka odaya çıktım.

Ben kızınca hanım anladı dışarı komşuya kadar gidip benim öfkemin geçmesini bekledi demişlerdir.Saç saça baş başa kavga etmez birbirlerini sözle bile olsa incitmezlerdi eski eşler mutlu aile bireyleri.

Çocuklar duymasın adlı dizinin en çok haydi mutfak dedikleri bölümünü severim.Çocukların yanında kavga da edilmez herşey de konuşulmazdı..

Siz hoşuna gitmeyecek bir şey yapıp hanımınızı kızdırdıysanız susmalısınız karşılık vermemelisiniz.Hanım sizin susmanızdan memnun olacak, eşimi kızdıracak bir şey mi yaptım diyerek pişman olacaktır.

Her iki tarafın bağırıp çağırması sonunda kavgayı, kavgalar geçimsizliği,şiddetli geçimsizlikler de ila nihaye eşlerin ayrı yaşamasını sonrada başka arayışlara gitmelerini burudeti(soğukluk) getirecektir.

Bu arada kalan çocukların eşlerin her gün dırdır ve kavga yaptığı ailelerdeki çocukların yerine kendinizi koyun bir empati yapın bakalım.

Bitkiler pirinçler çiçekler üzerinde araştırma yapmışlar duymuşsunuzdur.Hergün sevilen okşanan çiçeklerin pirinçlerin çillenip filizlendiğini,azarlanan, kızılan, sevilmeyenlerin koktuklarını görmüş Japon bilim adamları.

Kuşlarda çocuklarda yaşayan her canlı cansız nesnede böyledir.Ya da tabiatta dünyada herşey canlıdır.Taşında canı vardır Allahı tesbih eder.Şu alemde her ne varsa Onu tesbih tahmid ve zikreder.

Hanımın yaptığı herşey size göre elbette güzel olmayabilir.Netice de yapılmıştır.Evin şurasını neden böyle yaptın şöyle olmalı mı demek lazım ya da hanım çok güzel olmuş sen hep güzel yapıyorsun mu demek lazım.Elbette ikincisi muhatabını memnun edecektir.

Büyükler hanımlarından bir su bile getirmesini istemezlermiş kalkıp kendileri alırmış.Çocuklarına sen şunu yapıyormuşsun yapma demez azarlamaz dayak asla vurmaz,benim oğlum yapmaz derlermiş.

Su kırbasını delen çocuk hikayesini Şeyh Vefanın çocuğunun yaşadıklarını,İmam-ı Azam haz.lerinin babası Sabit Hz.Lerinin elma hikayesini de burada unutmayalım.

Bir emekli işçi arkadaşımız var her gittiğimiz yerde aşçı arkadaşa iltifatlar yapar ne güzel yapmışsın,bu güzel yemekleri nasıl yapıyorsun der,arabasına bindiği arkadaşa sen olmasaydın kardeşim biz buraları nasıl görecektik der.

Kimse de sen kötüsün demez beş kuruş harcamadan her yeri gezer gününü gün eder herkes onu sever sayar.Ama kişilerin arkasından konuşan, fesat tohumları eken, gıybetle dilini çirkinleştiren insanları eleştiren su-i ahlak sahiplerini çoğu insan sevmez benim bildiğim.

Peygamberimizin yaşam tarzını bilip ona göre yaşamak en güzelidir elbette.İnsanları yüzüne karşı methetmek onu kör testereyle kesmek gibidir buyuran Peygamber Efendimiz sav. müslüman kardeşimizin bir mecliste bozulmasını da yasaklamış ,kardeşlerinin ayıplarını ortaya çıkartanların mahşer gününde ayıplarının bir bir ortaya döküleceği tehdidini gözler önüne sermiştir.

Hocaya bilmediği bir soruyu sorup canlı yayında bir mecliste onu mahcup etmek haramdır buyurmuşlar İslam fıkıh alimleri..

Ben şu kadar yıllık hayatımda her kınayanın mutlaka dünyada iken başına o kınadığı işin geldiğini görmüşümdür.Onlarca yaşanmış hikaye anlatabilirim ama boş yere günaha girmiş oluruz..

*

Erkekler hanımlarının yaptığı küçük kusurları evden dışarıya küçük hediyeler göndermesini izinsiz arkadaşlarıyla yaptığı şehiriçi gezmeleri ailesine gidip gelmesine müsaade etmeli,hemen cezasını vermeye kalkmamalıdır.İşte işlerin bozulup kırılmanın gerçekleştiği yer burasıdır.

Farkında olup farkında değilmiş gibi davranmakta yarar vardır.Bunu derken onun yaptığı herşeye izin vermek anlamı çıkartmamalıdır.

Onun özeline karışmamak, telefonunu kurcalamamak,eve kamera taktırıp onu kontrol altında tutmamak, kısaca onun yerine kendinizi koyup özgüvenli olarak eşine sadakatını sergilemesini sağlamak şeklinde değerlendirmekteyim.

Sadakatın zedelenmesi asla düşünülemez.Bu türden evlilikler uzun süreli olmaz.Allah korusun ufak bir sarsıntıda yerle yeksan olur.

Çocuk olup olmaması da fazla etkilemez erkekleri ve hanımları.Sadakat Türk aile sisteminin kırmızı çizgisi olup olmazsa olmazlarındandır.

Erkekler hanımına iltifat etmeli evinin sultanı olarak nitelendirmeli ona ufak tefek hediyeler almalı maaş aldığı zaman ona ve çocuklarına güzel yemekler yedirmeli ve küçük cep harçlıkları vermelidir.Her iki tarafın maaşlı olduğu durumlarda da kimse parayı harcama konusunda karşı tarafa baskı kurmamalıdır.

Hanımın ailesine maaşını vermesi iyi olmadığı gibi erkeğinde parasını harcama ve yatırım konusunda tek taraflı olması ailede birlikte olma aile olma amacına su taşımayacak birbirlerine kuşkuyla bakmalarına neden olacaktır.

Bu durumda her iki tarafın alınan ev daire ve bahçe vb. gayri menkulleri ortak mal olarak edinmelerinde yarar vardır.

Evlilikte bir başka önemli husus da ailede mahremiyete riayet etmektir.İslam dininin esaslarına göre mahrem olan yani birbirlerine haram olan kimselerin yakın akraba bile olsalar bir arada oturup yeyip içemeyecekleri dusturu vardır.

Allahın Resulü Peygamber as.: İki mahrem kişi (kadınala yabancı bir erkek) bir arada olsalar üçüncüleri şeytandır ve aralarında mekik dokur buyurmaktadır.

Ayet-i Kerimede Rabbimiz Teala da:Zinaya yaklaşmayın buyurmaktadır.Zina yapmayın değil,ona yaklaşmayın buyurulmaktadır.

Flört,mesalaşma, bir odada bir arada yakınlaşma,göz teması,elle sarılmak şeklindeki her şey bu hükmün içerisine girer.Bir arada kalan kuzenler teyze hala amca çocukları arasında uygun olmayan ilişkiler baş göstermesi kaçınılmazdır.

Hele de bir arada yatmak,denizde beraber tatil yapmak,amca kızının bekar evinde amca oğlunun,dayı hala kızlarının kendine mahrem yani haram olan,yabancı olan akrabasıyla beraber kalması bizim töremizde olamaz olursa evliliğin devamı düşünülemez,ayrılmak zaruri olur.Bu bir kere bile olsa düşünülemez.

Dinimizde aynı kardeşlerin bile yedi veya on yaşına gelince odalarının kız erkek ayrılması,anne babalarının odalarına izin isteyerek girmelerinin gerekli olduğunun belirtilmesi hep bu sebeptendir.

Bu nedenle kadın erkek ev ziyaretlerinde çalgılı düğünlerde haremlik-selamlık olarak arada sütre perde konarak ayrı oturulması birbirlerini görmemeleri ve seslerini duymamaları gerekmektedir.

Arkadaş ve komşuluk akrabalık ilişkilerinde de haremlik -selamlık uygulamak gerekir.Tüm yapılan zinalar olsun, ayrılıklar olsun evlilikleri bitiren hep bu türden olaylar ve özellikle kadının çalışmak için evinden çıkarak yabancılarla bir areada bulunmalarıdır diyebiliriz.

Mevlamız yarattığı kulunu elbette bizden daha iyi bilmektedir.Kadın ve erkek ateşle barut gibidir.Her an şeytan ve nefsinin verdiği vesvese ve kötü düşünceler ile Rabbimizin hoşlanmayacağı zina fiilini işleme tehlikesi vardır.

Birbirlerinin resimlerini çeken eşlerin birbirlerinin açık yerlerini gören akrabaların göz zinası yaptıkları ve onları tahayyül ederek eşleriyle beraber olduklarını bunun da doğacak çocuğa veled-i zina olacak şekilde olumsuz zararlar vereceğini de düşünmek icap eder diye düşünmekteyim.

Bu kadar da olmaz demeyin daha fazlası da olur.Mevıza kitapları bunun sayısız örnekleriyle doludur.

Eşler ibadetlerinde hanımlarına hanımlarda eşlerine ve çocuklarına hep hayır dua etmelidirler.Beddua ettim de tutmadı demeyin bir gün gelir o duanız kabul olur ve çocuğunuzun başına gelir.

Ben bunu kendi hayatımda çok gördüm.Sessiz kaldığım her dua fiili dua oldu sanki gidip muhatabını buldu vahim sonuçlara neden oldu.

Ben duanın hem dünyada hem de ahirette mutlaka kabul edileceğini Hadislerde okuyan bilen bir insan olarak asla çocuklarınıza Allah seni kahretsin Allah senin belanı versin seni Rabbime havale ediyorum diyerek ilenmeyin beddua etmeyin.

Ediyorsanız da mutlaka günün birinde onun kabul olup karşınıza vahim neticenin çıkacağını aklınızda bulundurun.

Duanız mühürlenir ve geri dönme imkanı kalmaz pişmanlık duyarsınız ama çoktan iş içten geçmiştir.

Onun için hayır dua edin kabul olursa da güzel kabul olmazsa da takdir böyleymiş dersiniz.Birisi eşiniz birisi çocuğunuz birisi anne babanız ya da arkadaşınız akrabanız.

Kötü olursalar size de ucu dokunmayacak mı?İyi olsunlar hayatta olsunlar gözünüzden de ırak olsunlar daha iyi değil mi?Onların başına gelen sizi sevindiriyorsa siz de çok kötü bir insan olmalısınız?

*

Yâ Rabbi! Yuvalarımızı muhabbet, hürmet, sadakat ve merhamet üzere daim eyle.

Eşlerin kalplerini birbirine ısındır; aralarındaki sevgi ve muhabbeti her geçen gün ziyadeleştir.

Hanelerimizden huzuru, sofralarımızdan bereketi, gönüllerimizden imanı eksik etme.

Allah'ım! Eşleri birbirine yük değil, yoldaş; dert değil, derman; hasret değil, vuslat eyle.

Zor günlerde sabrı, güzel günlerde şükrü nasip eyle.

Kırılan gönülleri tamir etmeyi, kusurları örtmeyi, affetmeyi ve affedilmeyi cümlemize lütfeyle.

Yavrularımızı hayırlı, ahlâklı, imanlı ve vatanına milletine faydalı evlatlar eyle.

Yuvalarımızı fitneden, fesattan, nazardan ve her türlü şerden muhafaza eyle.

Bizlere dünyada huzurlu bir aile hayatı, ahirette ise Peygamber Efendimiz'in şefaatine ve Firdevs cennetinde sevdiklerimizle beraber olabilmeye nail olmayı nasip eyle.

Âmin, bi hürmeti Seyyidi'l-Mürselîn.

HİDAYET DOĞAN OSMANOĞLU
TC.Kultur ve Turizm Bak.Halk Sairi