Bazı sevgiler vardır; kelimeler anlatmaya yetmez. İnsan sevdiğini düşündükçe gönlünde yeni bir kapı açılır.
Hele sevilen, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz ise…
O’nu sevmek, yalnızca dil ile “seviyorum” demek değildir. O’nun güzel ahlâkını tanımak, merhametini anlamak, edebini öğrenmek ve sünnetini hayatımıza taşıyabilmektir.
Arşın kubbesine adın nurla yazıldı,Adı güzel Peygamber Muhammed Mustafa.(S.A.V.)
Melekler gelip senin karşına dizildi,Adı güzel Peygamber Muhammed Mustafa.(S.A.V.)
Dünyaya gelişin bizlere rahmet oldu,İsmi şerifin gök yüzünde Ahmet oldu.
Adın yer yüzünde can-ı Muhammed oldu,Adı güzel Peygamber Muhammed Mustafa.(S.A.V.)
Yüce Hakkın nurundan senin nurun oldu,Seninle on sekiz bin aleme nur doldu.
Yedi kat göklerde Hak cemalini buldu,Adı güzel Peygamber Muhammed Mustafa.(S.A.V.)
Evvel ahir yolcusu kutlu Nebisin sen,Şu dünyada yoluna kurban olayım ben.
Varlık sebebimsin,benim için cansın can,Adı güzel Peygamber Muhammed Mustafa.(S.A.V.)
Hüdayi Sen on sekiz bin alemin Han'ısın,Sen yerin göğün Peygamberisin,şanısın.
Hakkın sevdiği iki cihan Sultanısın,Adı güzel Peygamber Muhammed Mustafa.(S.A.V.)
Ben seni, güzel ahlâkınla sevdim Efendim…
Herkes canını verecek kadar seni severken, senin kimseye yük olmamak için kendi işini kendin görmeni sevdim.
Evinde ailesine yardım etmeni, kendi işlerini kendin yapmanı, tevazunu ve sadeliğini sevdim.
Sen bize şunu öğrettin: İnsanın büyüklüğü, başkalarına hükmetmesinde değil; başkalarına hizmet edebilmesindedir.
Kuşu ölen küçük bir çocuğun evine gidip onun üzüntüsünü paylaşmanı sevdim.Çocukların gönlüne dokunmanı sevdim.
Hayvanlara merhametini sevdim.Bir anne hayvanı ve yavrularını rahatsız etmemek için ordunun yolunu değiştirecek kadar ince düşünmeni sevdim.
Senin merhametin yalnızca insanları değil, bütün canlıları kuşatıyordu.
Bir gün oturarak namaz kıldığını gören Ebû Hüreyre’nin:Ey Allah’ın Elçisi, hasta mısınız? diye sorması üzerine:-Hayır, açım. buyurmanı sevdim.
Biz küçük bir sıkıntıda bile şikâyet ederken, sen günlerce yiyecek bulamadığın hâlde sabrettin.
Hz. Fâtıma’ya:-Vallahi kızım, üç gündür baban bir şey yememiştir. Buyurduğun rivayet edilen o hâli düşündükçe, dünyanın nimetlerine bakışımızdan utanıyorum.
Az vardı sofranda…
Ama çokça şükür vardı.
Çokça sabır vardı.
Çokça kanaat vardı.
Sevgili kızın Hz. Fâtıma yanına geldiğinde ayağa kalkmanı, onu karşılamanı, sevgiyle öpmeni ve yanına oturtmanı sevdim.
Evlatlarına sevgi göstermeni sevdim.
Eşlerine karşı güzel muameleni sevdim.
Hz. Âişe’nin:-Beni nasıl seviyorsun?” diye sorması üzerine, sevginizi anlatmak için ''kördüğüm gibi” demeni sevdim.
Sonra Hz. Âişe:-Kördüğüm ne âlemde?” diye sorduğunda:-“İlk günkü gibi.” buyurmanı sevdim.
Ne güzel sevgi…
Ne güzel vefa…
Hz. Hatice’ye olan vefanı sevdim.
O seni herkes yalnız bıraktığında yanında olmuştu.
Sen de onu vefatından sonra unutmadın.
Onun dostlarını gördüğünde ikram ettin.
Onun iyiliklerini hayırla andın.
Çünkü sen bize gerçek sevginin sadece beraberken değil, ayrıldıktan sonra da vefa göstermek olduğunu öğrettin.
Seni en çok da ümmetine olan sevginden dolayı sevdim.
Rabbimiz seni şöyle anlatıyor:-Andolsun, size kendinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkündür; müminlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.(Tevbe, 128)
Ne büyük bir sevgi…
Ne büyük bir merhamet…
Biz seni unutsak da sen ümmetini unutmadın.
Biz seni düşünmeden yaşasak da sen ümmetini düşündün.
Allah’ın salât ve selâmı, rahmeti ve bereketi daima Efendimizin üzerine olsun.
İşte bu duygularla kaleme aldığım birkaç mısra:
SENİ ÇOK SEVDİM EFENDİM
Merhametin gönüllere nurdur Efendim,
Adını anmak dile şükürdür Efendim,
Ümmetine sevgin bize sırdır Efendim,
Gönlümde açılan gül, Muhammed’dir.
Yetimlere kol kanat gerdiğin için,
Mazlumların derdiyle erdiğin için,
Hakk’ın güzel yolunu verdiğin için,
Gönlümde açılan gül, Muhammed’dir.
Çocukların başını okşadın hep sen,
Fakirin gönlünü hoşladın hep sen,
Ümmet için Rabb’e yalvardın hep sen,
Gönlümde açılan gül, Muhammed’dir.
Vefayı, merhamet, sabrı öğrettin,
Gönüllere sevgiyi sen nakşeyledin,
Karanlık gönüllere nurla doğdun sen,
Gönlümde açılan gül, Muhammed’dir.
Dünyaya bağlanma, Hakk’a kul ol dedin,
Her işte doğruluğu kendine seçtin,
Güzel ahlâk ile ümmete yettin,
Gönlümde açılan gül, Muhammed’dir.
Bir garibin gönlünü kırmadın asla,
Mazlumun yanında durdun ihlâsla,
Ümmetini andın her dem duayla,
Gönlümde açılan gül, Muhammed’dir.
Hüdayi der: Aşkın gönlümde derman,
Sensiz geçen ömür olur mu güman?
Rabbim nasip etsin sana kavuşman,
Gönlümde açılan gül, Muhammed’dir.
Rabbimiz Ahzâb sûresinde şöyle buyuruyor:“Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de O’na salât edin ve tam bir teslimiyetle selâm verin.”(Ahzâb, 56)
Öyleyse Efendimizin adını duyduğumuzda gönülden salât ve selâm getirelim.
Allah’ın salât ve selâmı, rahmeti ve bereketi Efendimizin, ailesinin ve ashabının üzerine olsun.
Onu sevmek güzeldir.
Fakat asıl güzellik, sevdiğimizin yolundan gidebilmektir.
Onun merhametini hayatımıza taşıyabiliyorsak…
Onun doğruluğunu yaşayabiliyorsak…
Onun tevazuunu kuşanabiliyorsak…
Onun sünnetine sarılabiliyorsak…
İşte o zaman sevgimiz sözden hâle dönüşmüş olur.
Rabbim bizleri Resûlullah Efendimizin sevgisinden mahrum bırakmasın.
Onun güzel ahlâkıyla ahlâklanmayı, sünnetine uymayı ve kıyamet gününde onun şefaatine kavuşmayı cümlemize nasip eylesin.
Allah’ın salât ve selâmı, rahmeti ve bereketi Efendimizin üzerine olsun. Âmin.
HAYIRLİ CUMALAR .
HİDAYET DOĞAN OSMANOĞLU