
İnsanlığın ilk imtihanı, Hazret-i Âdem ve Hazret-i Havvâ Vâlidemiz ile başladı.
Allâhü Teâlâ, Hazret-i Âdem’i yarattıktan sonra, onun sol kaburga kemiğinden Hazret-i Havvâ Vâlidemizi yarattı. Ardından onları Cennet’e yerleştirdi ve Cennet’in nimetlerini kendilerine mübah kıldı.
Ancak bir ağacı istisna ederek:“Şu ağaca yaklaşmayın!” buyurdu.
Böylece kulluk imtihanı başlamış oldu. Cennet’in sayısız nimeti serbest bırakılmış, yalnızca bir nimete yaklaşmaları yasaklanmıştı.
Fakat İblis, Âdem aleyhisselâm ve Hazret-i Havvâ’ya karşı haset etti. Rivayetlerde, âlemde ilk hasedin İblis’ten sâdır olduğu bildirilir. Haset edenlerin öncüsü, Allah’ın rahmetinden kovulmuş olan İblis’tir.
İblis, Âdem aleyhisselâm ile Hazret-i Havvâ’yı kandırmak için türlü yollar aradı. Nihayet onların yanına ağlayıp feryat ederek geldi.
Âdem aleyhisselâm ve Hazret-i Havvâ, İblis’in ağladığını görünce ona:“Niçin ağlıyorsun?” diye sordular.
İblis, sinsice şöyle cevap verdi:“Ben sizin için ağlıyorum. Zira size ölüm yetişecek ve vefat edeceksiniz. Böylece Cennet’in nimetlerinden ayrılacaksınız. Size, burada ebedî olarak kalmanızı sağlayacak bir ağacı göstereyim mi? Eğer onun meyvesinden yerseniz, Cennet’te ebedî olarak kalırsınız.”
İblis bununla da yetinmedi. Allah’ın ism-i şerîfiyle yemin ederek:“Benim maksadım sadece size nasihat etmektir.” dedi.
Rivayetlerde, ilk defa yalan yere yemin edenin de İblis olduğu bildirilir.
İşte vesvese de böyle başladı.
İblis’in sözleri, dışarıdan bakıldığında nasihat gibi görünüyordu. Fakat içinde hile, aldatma ve isyan vardı. Şeytanın en tehlikeli tarafı da budur: Kötülüğü çoğu zaman güzel bir sözün, masum bir teklifin veya iyi niyet görüntüsünün arkasına gizler.
Nihayet Âdem aleyhisselâm ve Hazret-i Havvâ, İblis’in aldatıcı sözlerine aldandılar.
Önce Hazret-i Havvâ o ağacın meyvesinden tattı. Meyveyi beğenerek:“Ne hoş şeydir bu!” dedi ve Âdem aleyhisselâma da yedirdi.
Onların zihninde şöyle bir düşünce vardı:“Allah’ın ism-i şerîfiyle yemin edilerek söylenen bir sözde yalan olamaz.”
İşte İblis, bu düşünceden istifade ederek onları yanılttı.
Bunun üzerine Allâhü Teâlâ, Âdem aleyhisselâma hitaben:“Ey Âdem! Sana Cennet’in bütün nimetlerini mübah kılmıştım. Bunlar yetmez miydi ki gidip yasakladığım şeyden de yedin?” buyurdu.
Âdem aleyhisselâm ise:“Evet, yâ Rabbi! İzzetin hakkı için, elbette yeterdi. Fakat ben, Sen’in ism-i şerîfinle aslâ yalan yere yemin edilemeyeceğini zannediyordum. Ona aldandım.” dedi.
Bunun üzerine Allâhü Teâlâ:“Öyleyse seni yeryüzüne indireyim de orada sıkıntı ve zorluklarla geçimini sağlayasın!” buyurdu.
Böylece Âdem aleyhisselâm ile Hazret-i Havvâ’nın yeryüzündeki hayatı başladı.
Bu kıssada hepimiz için büyük bir ibret vardır.
Şeytan, insana çoğu zaman doğrudan:“Günah işle!”demez.
Bazen günahı süsler, bazen haramı masum gösterir, bazen de insanın en zayıf noktasından yaklaşır. “Bir kereden bir şey olmaz”, “Herkes yapıyor”, “Bunda ne var?” gibi sözlerle insanı adım adım yanlışa sürükler.
İşte bu sebeple mümin, şeytanın vesvesesine karşı daima uyanık olmalıdır.
Çünkü şeytanın gayesi, insanı bir anda uçuruma atmak değil; onu küçük adımlarla doğru yoldan uzaklaştırmaktır.
VESVESEYE KANMA SAKIN..
Şeytan nice hile kurar insana,
Vesvese atar da gizli yanına,
Bir adım sürükler yanlış yollara,
Uyan ey gönül, düşme oyununa.
Nice nimet varken bir yasak yeter,
Şeytan tatlı sözü zehirli eder,
Gafil olan kalbin nurunu örter,
Rabbine sığın, gönlün huzur bulur.
Yalan yere yemin etti İblis de,
Sözleri süslüydü, hile gizliydi,
Güzel gösterdi de çirkin işi de,
Aldanma şeytanın tatlı diline.
Âdem ile Havvâ aldandı bir an,
Cennet nimetleri oldu onlara,
Bir yasak meyveyle sınandı insan,
İmtihan sürüyor kıyametlere.
Şeytanın vaadine gönül bağlama,
Nefsinin sesine hemen kanma da,
Haramı süsleyip sana sunana,
Göz yumup peşinden gidip aldanma.
Günah küçük diye sakın hor görme,
Vesvese gelince gönlüne verme,
Her adım sonunda pişmanlık derme,
Allah’ın yolundan ayrılıp dönme.
Tevbe kapısıdır mümine umut,
Rabbine yönel de gönlünü unut,
Şeytanın şerrinden eyleme niyet,
Allah’a sığınan bulur selâmet.
Hüdayi der: Kalbi Rabb’ine bağla,
Şeytanın izini gönlünden çağla,
Her daim Allah’ın zikriyle ağla,
Doğru yoldan ayrılma, Hakk’a sarıl.
Rabbimiz bizleri şeytanın hilelerinden, nefsimizin arzularından ve haramların cazibesinden muhafaza eylesin.
Kalplerimizi imanla, gönüllerimizi takvâ ile, hayatımızı istikamet üzere kılsın.
Âmin.
HİDAYET DOĞAN OSMANOĞLU
TC.Kul.Ve Turizm Bak.Halk Sairi